Bugun...


İhsan KURT


Facebookta Paylaş









ANLAMSIZLIK TOPLUMUNDA KÜLTÜRÜN KATİLLERİ!
Tarih: 01-08-2019 10:33:00 Güncelleme: 01-08-2019 10:34:00


     Bir toplumun anlamsızlığa doğru gitmesinde birçok sebep sıralanabilir. Ancak eğer bir toplum kapalı toplum ise bu tehlike, anlamsızlık daha çabuk öne çıkar. Yani Popper’in ifadesiyle düşünülebileni, söylenebileni ve yapılabileni kontrol eden otoritelere sorgusuz sualsiz itaat eden toplumlar bu çıkmaza sürüklenir. Böyle bir toplum ki sorgulamaya izin vermiyor, buna başvuranı hemen susturuyor. Öyle bir toplum ki bireylerinin insanlık değerlerine, özgürlüğe, adalete, yeni ve sağlıklı yaşama tarzları, gelenekler kurmasına izin vermiyorsa da anlamsızlığa doğru sürüklenir. Nietzche’nin de bir başka şekilde dile getirdiği gibi adaletsizliğin yanında anlamsızlık da insanlığın temel sorunudur. Lakin adaletsizliğe karşı hukuku bulan insanlık hukuka ulaşamamış, anlamsızlığa karşı sanatı bulmasına rağmen sanat da insanlara ulaşamamıştır. Anlıyoruz ki bir bakıma sanattan, edebiyattan yoksunluk da toplularda anlamsızlığı yaymaktadır.

     Çağın bireyler üzerinde baskıladığı anlamsızlıktan çok toplumların buna yakalanması daha vahim… Bundan hoşnut yaşama biçimi içine girmesi ise artık o toplumu umutsuz bir vaka gibi karşımıza çıkarabilir.

     Toplumsal yapı içerisinde toplumun işleyişi ve gidişi ile ilgili sorumluluk duyabilen insan sayısının giderek azalması her alanda olduğu gibi kültürün cellatlarına da zemin hazırlamıştır. Böylelikle insan ilişkilerine, sağlıklı yaşama tarzlarına tuzaklar kurulmuştur. Öyle ki bu konuları oturup konuşabilecek, kafa yoracak insanlara rastlamak da kolay olmamaktadır. Toplumun sorunlarında hassasiyeti olanlar bu sorunları oturup konuşabilecek insanlarla karşılaşmadığı sürece kendilerini hep yalnız hissetmektedirler. Bu yalnızlığı şahsen ben çektiğim için böyle de düşünüyor olabilirim. Lakin bu gerçek de inkâr edilemez.

     Toplumun şu veya bu yönde şekillenmesinde, sağlıklı sosyal bir yapının işleyişinde her zaman, belki de adı sanı duyulmamış cins kafalara her zaman ihtiyaç vardır. Bunlar peşin yargılardan, pazarlamacı zihniyetlerden uzak dinlenmeli ve okunmalıdır. Etrafımızda dikkat edildiğinde böyle insanların olduğunu fark edeceğiz. Şahsen böyle bir insanı tanıdığımı sanıyorum. Konuşurken, dinlerken haz alıyor, konuşma sonunda tatlı bir yorgunluk hissediyorum. Çünkü sosyal sorunları bilinen başvuru alışkanlıklarından çıkararak düşüncenin kavrayan aydınlığında açıklayıcı küçük başlıklarla işaret ediyor, çareler de üretiyor. Gördüm ki onu dinleyen ya onu hiç anlamadan kalkıyor yahut da yine anlama yetersizliğinden başka yollara kayma başarısını gösteriyorlar veya saplantılarını konuşturuyorlardı. Bu sorumluluk duyan insan diğer insanlardan çok farklı olmaktan ziyade gerçeğin ve niteliğin peşinde. Sosyal alanda da, kültürel alanda da bu türlü samimi insanlara her zaman ihtiyaç var. Çıkarının hesabına başvurmayan insanlara… Bunlar kültür cellatlarının da, anlamsızlık toplumunun da hep karşısına dikilmiş veya bunlara karşı dikilmeyi hatırlatmışlardır.

     Görüyoruz ve yaşadıklarımızdan anlıyoruz ki kültürel çöplük birikimiyle anlamsızlık toplumu öne geçmeyi başarmıştır maalesef.

     Mesela kitap okuyalım okutalım derken nitelik ölçütü göz ardı edildiğinden ortalık hurdaya ayrılan kitapların yığınlarıyla dolmaya başlamıştır. Bu duruma gelinmesinde birçok nedenin yanında yazar niteliğinin düşmesi de sayılabilir. Lisan hassasiyetini yitiren yazarlar pazarcı yaklaşımı ile kitaplarını satmayı başarmışlardır. Ama zarfın içi çer çöp ile doldurulmuş, toplumun birçok alanından kötü kokular gelmeye başlamıştır. Yazılanlardan bazılarını gözden geçirdiğinizde bir okuyucu olarak edebiyat canileri ile yazdığı dilin cahilleriyle karşı karşıya geldiğinizi görebiliyorsunuz.

     Çıkar toplumu çıkarı adına lisanı katleden, tüketim toplumu olarak tüketerek kültürel cehalete destek vererek bir anlamsızlık toplumunun kurulmasında sorumlulukları olan bazı yazar sıfatlılar da kaygı uyandırmaktadır. Toplumsal sorunların pek fazla görülmeyen bu alanları aslında içerisinde birçok gerçeğin yanında cevaplarını, çözüm yollarını da saklamaktadır. Somuta, nesneye, eşyaya özünü satma konumunda olan toplumlar kültürünün bozulmuşluğunu görmek istemediği veya görmediği yerdedir asıl tehlike. İşte anlamsızlık toplumu da tam bu noktada devreye girer… Toplumun bütün kurum ve kurallarıyla anlamsızlık davranış ve ilişkileri içerisine sokulması, belki uzun vadeli ama kaçınılmaz olan acı sonu getirir.

 

 



Bu yazı 1327 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI