escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...


İhsan KURT


Facebookta Paylaş









SANA GÜZELLEMELER YAZMAK İSTERDİM!
Tarih: 31-05-2018 21:14:00 Güncelleme: 31-05-2018 21:14:00


       Ey vatan!

       Sana güzellemeler yazmak isterdim. On parmağımla ve senin için atan, senin için toplu vuran yüreklerle…

       Bağların, bostanlarınla, türkülerin destanlarınla, şen şakrak insanların diye başlamak ne kadar da güzel olurdu!

      Yüreğim şerha şerha, kalemim dargın, umutlarımın dallarında yavaş yavaş kurumalar başlamış. Umut yeşil, yeşilliklerimi yitiriyor muyum ne? Yeşilliklerinle, kır çiçeklerinle koşup dağlarında mutlulukların, sevdaların, kardeşliğin katıksız hür havasını ciğerlerime çekmek isterdim. Ciğerlerime ve senin nefes aldığın ciğerlerine…

       Ey vatan sana hep yemyeşil, taze, capcanlı duygularımla seslenmek isterdim. Capcanlı ve giderek tazeleşen duygularımla… Giderek zenginleşen duygularımla…

       Duman eğleşen dağlarında, allı yeşilli bağlarında,

       Hep yiğit yürekler ciğerlerine havanı çeksin, hep dirilten havanı solusun,

       Umut dersin, sevgi sunsun, barış eksin. Silkinip yeniden, yerinden doğrulsun, önlenemez bir rayiha gibi gönüllere savrulsun isterdim.

       Şehit olursa askerin sadece adam gibi, mertçe yapılan savaşlarda olsun,

       Barışta burunları kanamasın, analar ağlamasın, ağıtlar yakılmasın, bayramlarda karalar bağlanmasın isterdim elbet.

      Bu topraklar üzerinde ağlayan çocuklar sadece ayaklarına diken battığı için ağlasın. Gayrisi sebep olmasın, olamasın. Her düşüp kalkmada gülücükler bahşedilsin gözlere, her kaldırılışa müşfik eller uzansın.

       Mor sümbüllü bağlarında tedirginliklerden uzak soluklanmak, her çeşme başında bir nefes alımı durulmak, bir yudum alarak serinlemek,

       Bir uçtan uca sınırlarında hür olmak, sınırlarınla yar olmak ve var olmak,

       Sulh ile selamet ile yollarında yürümek, yürüyüp derilmek iştiyakı bütün insanlarını bürüsün isterdim.

       Her şeyin ama her şeyin çirkinini silip sadece “güzeli ve güzel olanı” sana bir buket çiçek gibi rayihası ile sunmak ne kadar da güzel olurdu. Güzel ve hem de özel olurdu…

       Çağlayanlar misali Türkçemin duru sesiyle seslenip ses vermek isterdim. Büyük şehirlerimizin caddelerinden Anadolu’daki kasabalara kadar kirleten bütün seslerden temizlenmek hakkın değil mi?

       Çağıl çağıl akan sularınla, şelalelerinle kirletenlerden ve bütün kirlerden arındırmak isterdim.

      Yazılanları olduğu kadar söylenenleri de Türkçenin haysiyetine ve hassasiyetine uygun olarak duymak, duyurmak kim bilir ne kadar güzel olacak? Kim bilir yazarı çizeri kadar idare edenler ve idare etmeye aday olanların Türkçenin haysiyetine uygun üslup sergilemeleri duyanları, yani bizleri ne kadar memnun edecek?

       Önce bu hususta memnuniyetini yüzünde okumak isterdim. Mukaddes kalemlerden çıkmış ellerden, elleri mukaddeslerini gösteren işaretlerden murat alırdık elbet.

       Ey vatan!

      Işıl ışıl gözler, ışıl ışıl aydınlık yüzler seni şenlendirse toprağın daha bereketli, sevdalıların daha az dertli olmaz mı? İşte böyle insanlarının çoğaldığı bir müjdeyi vermek isterdim.

       Belki bütün dertlerden, sıkıntılardan azade değil ama insanlarında gelecek kaygısı olmadan seslenmek isterdim. Günlük güneşlik hava kadar, günlük güneşlik yüreklerin yine seni mukaddeslerine yerleştirdiğinden şüphe etmeden üzerinde dolaştığını görmek isterdim. Yaban mülevvesliklerinde dolaşmış ayakların yüzüne basmamasını, basamamasını ne kadar da arzu ederdim.

       Çocukların, gençlerin, anaların babaların, idare edenlerin, idare edilenlerin “vatan sevgisi imandandır” anlayışınca zenginleşmesini, zenginleşip üleşmesini isterdim.

       Ey vatan!

      Yıllar sonra bile değil, hep yarın ne olacak memleketimde sorularıyla oyalanmak yerine “yarın memleketim daha güzel olacak” diye ışıl ışıl duyguların coşkunluğunda durulmak isterdim. Bu duruluğu işlerinde, üretimlerinde gösterenleri bütün hesaplardan uzak ama senin için kucaklamak geçer içimden. Durulup yorulmak ve bu tatlı yorgunlukta dirilmek isterdim. Çünkü sen her yeni günde yeni ve yenilenen dertlere hiçbir zaman müstahak değilsin. Yediğim ekmek, soluduğum havadan ötesin. Çünkü düşüncelerim, duygularım, namusum, şerefim, şanım ve hatta imanım senin dalgalandırdığın, dalgalandırıp canlandırdığın bayrakla neşvü nema bulur. Sen olursan bunlar olur. Ya sen olmazsan?

       Ya sen olmazsan ey vatan!

       Biz olmuşuz, bizler olmuşuz ne çıkar?

       Birliğin, dirliğin ve mukaddeslerin barındırmadığı toprak parçası sen olamazsın ki?

       Sen vatansın! Bütün değerleri koruyan, yükselten ve yaşatan… Sensin beni bana anlatan.

       Çare olmak isterdim!

       Arklarında çağlayan sular yarılmış topraklara akarken seyretmek sana olan susuzluğumu kandırmıyor, kandıramıyor. Eğitim denmiş, demokrasi denmiş, dendikçe hep sahtesi sunulmuş, sunuldukça bir seraba sürükleniş görülmemiş, görülmek istenmemiş. Ormanını kesen baltanın sapı ormandan, göğsüne namertliği, gafleti, dalaleti, ihaneti, kalleşliği dayayan bağrından çıkmış, çıkıyor ne yazık ki? Yaban otları gibi, ayrık otları gibi… Buna çare sadece senin için ölmek yetmiyor, yetmiyor. Sana rağmen öldürenler kahramanlaştırılıyor topraklarında. Ayrık otları naneye, nergise, güle tercih edilebiliyor. Mübarek yüzünü onların kirli tabanları kirletiyor.

       Senin için ölmeye ölürüm elbet, ama önce sana bulaştırılmış bu hastalığı hemen kesecek bir çare olmak isterdim ey vatan! Çare olmak isterdim… Çünkü çaresizliğe baş eğmek istemiyorum. Çaresizliklerini çare diye sunanlara da hiç inanmıyorum.

       Susuzluğa ve bütün susuzluklara damla damla kandığını görmek hasretlerin en güzeli olurdu. Kavuşmanın, buluşmanın en şahanesi! Ama senin bağrında sana hasret yüreklerin ayrılıkları, gayrılıkları en aşılmazı, en anlaşılmazı oluyor artık.

       Ey vatan!

       Barışa, birliğe, dirliğe susuzluğunu gidermek isterdim. Hep bir zamanlarda kalan “bir zamanlar” hasretini bitirmeni, hep yeni ve yüce özlemlere ulaştıran merdivenler kurmaya başlamanın sevincini yaşamak isterdim. Yaşamak ve elbette yaşatmak…



Bu yazı 929 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI