escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...


İhsan KURT


Facebookta Paylaş









ADAM PARLATMA MAHFİLLERİ
Tarih: 30-08-2017 10:13:00 Güncelleme: 30-08-2017 10:13:00


Daha önceleri de yazdığım gibi kendilerini Kâbe çalısı sananlar, kendilerinin etrafında tavaf edilmeyi bekleyenler veya kendilerini “merkez” görenler boşuna bu noktalara gelmemişlerdir. Bu tür zatı muhteremleri –hangi klik veya görüşten görünürse görünsün- bu görüş noktalarına getiren mahfiller vardır ve bundan sonra da olacaktır. Bu mahfiller kendilerine ister dernek, ister medya gücü, ister vakıf veya politik bir kuruluş, isterse diğer sivil toplum kuruluşları gibi adlar alırlarsa alsın, hemen hemen birçoğunun hedefinde bazı zatları parlatma amaçları yatar. Parlatmak, tanınır kılmak ve sonra da bunlardan nemalanmak… Bu zatlara belirli zamanlarda; aylarda, haftalarda, günlerde gündemi belirlemede görev verileceği için ona göre cilalama yapılır, ısıtılıp vatandaşın gözüne sokulur. Bir nevi ‘kendi putunu yapıp kendi putuna tapan’ eski bir anlayışın çağdaş bir versiyonudur adam parlatma mahfilleri.

 

Bu parlatma bir bakıma karşılıklı çıkar ilişkisine dayanır. ‘Sen bana övünecek ve övecek ortamlar hazırla ben de sana hizmet edeyim’ anlayışları bunların en vaz geçilmez ilkesini oluşturur. Bu kuruluşların öyle fazla kişiye de itibar etmek gibi bir huyları da yoktur. Az olsun ama parlatabileceğimiz biri olsun düşüncesi en itibar ettikleri düşüncedir. Önce kendilerinden varsaydıkları ama kendilerine de hizmet edebilecek özelliktekileri bularak her şart altında öne çıkarmaya kalkarlar. Bilim adamı (!) da, film adamı da, her şart altında itibar edilmesi gereken de artık bu parlatmaya çalıştıkları zevatlardır. Bunların yanlışları dahi makbul, doğruları ise aliyyülâlâdır. Kitleler bunların peşinde alkışlar üretmeli, parlatılanlara güvenmeli (!), onların çoğu kez gitmediği ama hedef gösterdiği yoldan gider gibi hayatlarına devam etmeli (!) Amaç, “kral çıplak!” diyemeyenleri çoğaltmak…

 

Dedik ya parlatılanlar “sürü” gözünde her şeyi bilendir, her şeyin en iyisini yapandır, bu dünya da öbür dünya da onlardan sorulsa yeridir. Nasıl yaşanacağı fetvalarını ve aforizmalarını en süslü, duygusal cümlelerle, uyduruk seviyesiz hikâyelerle tahrik ederek sıralar bu zatlar. Ancak kendilerinde bu anlattıklarından hiçbir eser görünmez. Doğrusu ele “talkın” verip kendileri salkımı yuttuklarını “sürüye” çaktırmazlar da zaten. Bunlar kütlenin gözünde erişilmesi hayal olan insan tipleridir (!)

 

Eğer sanatçı, yapımcı, yönetmen, artist, oyuncu, yazar, sözde din adamı, politikacı hatta iş adamı çıkarılacaksa bu parlatılanlardan çıkarılmalıdır. Yahut bu role yerleştirilecekler kitleleri sürü haline getirebilecek teknoloji, medya ve benzer güçlerle parlatılıp seyredenler ağzı açık ayran budalası haline getirilmelidir. Bunların oyunları, filmleri, gazete yazıları ve kitapları, çektikleri nutuklar öyle parlatılır ki asıllarının, hakikilerinin eserleri de boğulur, projeleri de… Bazen de parlatılmak için verilen akademik unvanlar kullanılarak, kullandırılarak süfli amaçlarına hizmet etmeleri sağlanır. Parlatılanların birçoğu kendilerinde var olmayan bilgi ve özellikleri unvanlarına sığınarak caka satmada başarılı olurlar.

 

Parlatmanın şaşmaz ilkesizliklerinden biri de; sahteyi ve sahtekârı parlattıkları için asılı ve dürüstü, yalancıyı parlattıkları için doğruları, taklitçiyi ve tekrarcıyı parlattıkları için orijinali ve orijinaliteyi görmezden gelme saldırganlığını eylemlerinden eksik etmezler. Asılı, gerçeği, doğruyu, dürüstü, adaleti, bütün insanlık değerlerini şeytanın aklına gelmeyecek yollarla aşındırmayı başarmada üstlerine yoktur. Bunlar kendi değersizliklerini sadece ve sadece istemediklerini değersizleştirmek, altını pul göstermek adına ortaya koyarlar.

 

Parlatma mahfilleri ne beyine, ne düşünceye ne de sorgulamaya hitap ederler. İnsanlık gelişim döneminin somut işlemler döneminde kalmasını istediği kitlelerin sadece gözlerine istedikleri görseli doldurur, eğer varsa beyinlerin kumandalarını da ellerine geçirirler. Parlattıklarıyla da onları istedikleri kulvarlarda oynatırlar. Ancak çoğu defa parlatılanların kuklacı gibi görünmesi onları çoğu defa kukla olmaktan da kurtaramaz. Çünkü parlatılanların eğer pek işe yaramadığı anlaşılırsa onların üzerine hemen kara çalınması devreye girer.

 

Parlatma mahfillerine yüz vermeyenler, bunlara itibar etmeyenler, karakter ve kişilik sahipleri, fikirlerine, düşüncelerine, alınlarına ve amaçlarına ‘kiralık’ tabelası astırmayı kabul etmeyenler, hangi alanda olursa olsun ağızlarıyla kuş tutsalar bile hiçbir alanda yer edinemez, itibar göremezler. Kitleler bunları, eserlerini, fikirlerini tanımadığı gibi tanıyanlar da dışlamayı hünerden sayarlar. Çünkü “sürüden ayrılanı kurt yer” demişler ya!

 

Bu parlatma mahfilleri asıl insanı sadece iki seçenek arasına hapsetmeyi gözü açıklık sayar. Bu mahfillere göre, ya sürüye katılacaksın ya da kurtlara yem olacaksın. Sanki ikisinden başka bir çıkış yolu yok.

 

Anlamaya çalışanlar, anlayanlar ne demek istediğimi anlayışlarınca anlamışlardır sanıyorum.

 

 



Bu yazı 2000 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI