escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...


İhsan KURT


Facebookta Paylaş









ŞİİR HAYATA GİRMELİDİR
Tarih: 30-09-2017 08:22:00 Güncelleme: 30-09-2017 08:23:00


 

“Şiir olmayan yerde insan sevgisi de olmaz. İnsanı insana ancak şiir sevdirir. Yoksa cinayetler alır yürür. İnsan, insanın yüzüne bakamaz olur. Şiir, insanı insana yaklaştıran şeydir.” Sait Faik

 

       Bu başlığı okuyanların en azından bazıları ‘şimdilerde birçok problemimiz var, her şey bitti de şiir mi kaldı’ diyebilir. Elbette onların da kendilerine göre savunacak haklı tarafları olabilir. Ancak meselenin hiç de öyle olmadığını geçenlerde okuduğum bir yazıdan daha iyi anladım. Bu alıntıyı paylaştığımda şiirin, şiir gibi olanın ve şiiriyetin niçin hayata girmesi gerektiği daha iyi anlaşılacaktır sanıyorum.

       Özdemir İnce, Roger Caillois’in ‘Şiir Sanatı’ adındaki kitabından şöyle bir öykü aktarıyor:

       New York’un Brooklyn Köprüsünde dilenen bir kör varmış. Köprüden gelip geçenlerden biri adamcağıza günlük kazancının ne kadar olduğunu sormuş. Dilenci iki dolara zar zor ulaştığını söylemiş. Yabancı bunun üzerine kör dilencinin göğsünde taşıdığı ve sakatlığını belirten tabelayı almış, tersini çevirip üzerine bir şeyler yazdıktan sonra tekrar dilencinin boynuna asmış ve şöyle demiş: “Tabelaya gelirinizi artıracak bir yazı yazdım. Bir ay sonra uğradığımda sonucu söylersiniz bana.” Dediği gibi bir ay sonra gelmiş: “Bayım size nasıl teşekkür etsem acaba?” demiş dilenci. “Şimdi günde on on beş dolar topluyorum. Olağanüstü bir şey. Tabelaya ne yazdınız da bu kadar sadaka vermelerini sağladınız? “ “Çok basit” diye yanıtlamış adam, “tabelanızda ‘doğuştan kör’ yazıyordu, onun yerine ‘bahar geliyor, ama ben göremeyeceğim’ diye yazdım.”

       Bu öyküde ifade edilen kelimelerin ötesinde çağrıştırdığı bir duyarlık vardır. Bizim ifademizle hayata açılan şiiriyet zenginliği söz konusudur. İşte bunun için şiir hayata yeniden girmelidir diyoruz. Eşyanın, nesnelerin, tüketimin birer parçası durumuna gelmeye başlayan insan maalesef giderek duyarlılığını da kaybetmeyle karşı karşıyadır.

       Hayatta şiir eksikliğini hissedenler bazen bunu giderme çabası içerisindedirler. Mesela şiir günleri düzenleyerek, dergiler çıkararak, hatta büyük şiir toplantıları düzenleyerek hayattan uzaklaştırılan şiiri tekrara hayata dâhil edilmeye çalışılmaktadır. Ancak benzer girişimlerin samimiyetleri su götürür cinsten olduğundan pek fazla başarı sağlanamamaktadır. Çünkü yapılanlar ‘şiir adına’ olmaktan ziyade belirli bir gurup, klik, görüş ve de egoları tatmin örtüsü altında yapıldığından sonuç hüsran olmaktadır. Bu gibi etkinliklere de dense dense ancak şiir panayırları adı verilebilir.

      Birçok alanda olduğu gibi şiirin hayatta yer alması hususunda da samimiyetten ziyade maskeli etkinlikler insanları soğutmaktadır. Oysa çoğu insan farkında olmasa da bazen acıları veya mutluluklarını sıradan konuşmalara hapsetmek yerine, duymakta olduklarını değişik şekillerde duyurma ihtiyacını hisseder. Sıradan sözler ve kelimeler hissettiklerini anlatamaz olur. Birey bazen kendini şaşkın ve aciz hissedebilir. İşte insan bu gibi durumlarda varsa şair yanı ile yoksa bir şairin şiirine sığınarak ferahlama yoluna başvurabilir. Mutluluğunu, öfkesini, sıkıntılarını ifade ettiğini düşündüğü bir şiirle çıkış yolu çizebilir. Benzer durumlarda şiir hayattan uzak değil hayatın ta içerisinde, hayatla birliktedir.

 



Bu yazı 2037 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI