escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...


İhsan KURT


Facebookta Paylaş









EMEKLERİM ZAY'EYLEDİ SEL BENİM
Tarih: 02-11-2017 18:10:00 Güncelleme: 02-11-2017 18:43:00


Âşık Veysel’e ait bir şiirden alınan bu söz hayatın her alanında “emek” adına büyük önem kazanır. Aynı zamanda birçok duyguyu, düşünceyi de birlikte çağrıştırır. Çabaların, harcanan zamanın, ortaya çıkarılan bir ürünün ya da ürünlerin zayi olmaması, boşa gitmemesi istenir, beklenir. İster bağ bahçe, ekim işlerinde olduğu gibi maddi bir alanda olsun isterse düşünce, fikir, sanat gibi alanlarda olsun verilen emek karşılığını görmek ister. Bunun için beklentiler verilen emekle mütenasip olduğu gibi bazen de uygun olmayabilir. Ama ne olursa olsun, gerek karşılığını bulmadığı, gerekse takdir görmediği durumlarda emek vereni bir “zayi olma” psikolojisine sokabilir. Aynen Veysel’in;  “Sekizinci ayın yirmi ikisi / Emeklerim zay'eyledi sel benim/ Sele gitti hasılatın hepisi/ Emeklerim zay'eyledi sel benim” dediği gibi, verilen emeklerin boşa gitmesi insanda bir umutsuzluk, çöküş duygusu da yaşatabilir.

 

İşaret edilmeye çalışılan tabloyu, henüz tanımında birleşilmemiş olan şiire ve şiir eleştirisine taşıdığımızda da kısaca şunlar söylenebilir:

 

Herkes şiirin kelimelerle yazıldığını bilir ama herkes şiir yazamaz. Hatta bu hükmü bir adım daha ileri götürecek olursak her şiir yazdığını söyleyen de şair değildir. Bu konu uzayıp gidebilir. Aslında bu yazının konusu şiir eleştirmenine, şiir eleştirisine eleştirel birkaç söz etmektir.

 

Her zaman yazıp söylediğim gibi “eleştiri” hep netameli bir konu olmuş ve böyle olmaya da devam etmektedir. Çünkü bu kavram biraz sert çağrışım yapan “tenkit” anlayışını da aşarak “yergi” olarak kullanıldığında sadece eleştiride, eleştirmende değil ürünü ortaya koymuş olan şairde de “zayi” düşüncelerin kaynağını beslemektedir. Tam da bu noktada eleştirmenin, bir sanat eserinin zayi olmaması adına büyük bir sorumluluk içerisinde olması önem arz eder. Öyle düzensiz, ilkesiz, bilgisiz, rast gele duygularının, peşin yargılarının seline kapılarak bir şiiri eleştirmeye kalkması sadece şiire değil şairine de büyük haksızlık sayılır. Eğer mesele geniş boyutlu düşünülürse belki doğacak, doğmakta olan şiirlerin geleceğine de engel olarak, eleştirmen bir sanat zayi edicisi durumuna düşmüş olacaktır. Eleştirmenin bu işaret edilenlerin yanında benzer durumlara düşmemesi için en azından bazı hususlara dikkat etmesi, bazı alanlarda bilgi sahibi olmasında yarar vardır elbette.

 

Eleştiri netameli, eleştirmen sevilmeyen, hatta çoğu zaman pek istenmeyen biridir. Ancak toplumumuzda bu kadar “şiircilerin” çoğaldığı, diğerlerinin yanında gerçek şiir kitaplarının da önemsenmediği gerçeği de bizi hep rahatsız etmektedir. En azından bu durumların önüne geçmek, asıl ve asli şiirlerin zayi olmaması için kültürel donanımlı eleştirmenlere ihtiyaç vardır. Sevmesek de Türk şiirinin geleceği adına bunlara kulak kabartmak gerekir.

 

Eleştirmen her şeyden önce şiir sevgisine, şiir ilgisine ve de şiir bilgisine sahip olması gerekir. Eleştiri için şairin kimliği, şiirin ne zaman yazıldığı, sosyal ve kültürel şartlar daha sonra gelebilir. Şiir sevgisi ve şiir ilgisi bir eleştirmenin şiirin tarihine, sanatına yönelik kültürel birikimini de artıracaktır. Şiir sevgisi ve ilgisi olmadan yapılan eleştirilerde daima bir sığlık, bir kuruluk ve bir düzeysizlik de söz konusu olacaktır.

 



Bu yazı 2166 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI