escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...


İhsan KURT


Facebookta Paylaş









DEYİM DEYİP GEÇELİM Mİ?
Tarih: 01-01-2018 11:15:00 Güncelleme: 01-01-2018 11:17:00


       Deyim deyip de geçmeyelim. Malum her birinin bir hikâyesi, bir de geçmişi var. Bu konuda birazcık merakı olanlar bilir ki E.K. Eyüboğlu’nun ünlü ansiklopedik iki ciltlik eserinin dışında Osman Çizmeciler’in 1980 yılında yayınlamış olduğu “Ünlü Deyimler ve Öyküleri” gibi eserleri de sıralamak mümkün.  Ancak yazımıza konu olan deyime Çizmeciler de rastlanmamış fakat Eyüboğlu’nda da “Asılırsan Frenk sicimiyle asıl” şeklinde geçmektedir. Hatta Enderunlu Fazıl’dan şöyle bir mısra aktarılmaktadır:

Sevdiğin Rum ola ya efrenci

Şairin hüsnüne değmez renci

Basılırsan o güzellerle basıl

Asılırsan da Firengiye asıl.

       Bu kısa girişi okuyanlar elbette “bunda ne var, çoğu insan bunu bilebilir” diyebilir. Bizim de farklı bir iddiamız yok zaten. Ancak bu deyimin bu kadarla sınırlandırılmış dar bir anlamı ve de basit bir geçmişi yok. Yakın tarihimizle ilgili, özellikle propaganda vasıtası olarak ufacık bir değişiklikle önemli bir sayfa işgal ettiğini görmek de mümkün: “Asılırsan İngiliz sicimiyle asıl”.

       Nereden çıktı bu söz şimdi bu netameli zamanda? Açıklayayım.

     Baskılarla astırılan ve asılan merhum Boğazlıyan Kaymakamı Milli Şehit Kemal Bey’le ilgili bir çalışmamda bir zatı muhterem(!) dikkatimi çekmişti. Dönemin Adliye Müsteşarı Said Molla. Kemal Bey, Beyazıt Meydanı’nda dar ağacına götürülürken bu kişi yani Said Molla cellatlara; “Söyletmeyin bu alçak herifi!.. Hemen asın bu köpeği, ne duruyorsunuz itoğlu itler!” demişti.

       Hemen arkasından şu sorunun geleceğini de biliyorum: Peki şimdi bir deyimden bahsederken bu konunun ne ilgisi var?

      Sabrederseniz açıklayacağım. Artık bu deyimi bundan sonra bu kindarlık abidesiyle hatırlayacaksınız herhalde.

    Sait Molla, İngiliz Muhipleri Cemiyeti'nin kurucu üyesidir. Menfaatine düşkün birisi. Bu cemiyet, İngiliz parasıyla, İngiliz kontrolü altında, İngiliz politikasının savunuculuğunu üstlenmiş olanlar tarafından kurulmuştur. Kayıtlardaki ifadelerden anlaşıldığına göre Sait Molla, cemiyetin gerçek başkanı olan rahip Frew'in emri altında çalışmıştır.

       İşte bu Sait Molla, aslında mollalıkla falan hiç ilişkisi olmayan birisi…  Kaynakların mutabakatına göre mollalık vasfını kullanarak dini bir önder olarak ön plana çıkmaya çalışan ve bu şekilde halk üzerinde etkili olmayı deneyenlerden. Birçok yolsuzluğa, dolandırıcılığa adı karışmış. Ahlaksızlığı dolayısıyla kendisine “Sait-i şaki” lakabı takılmış birisi. Kirli bir şecereden sadece bir iki örnek vermek istiyorum. Aslında yurt dışında yaşarken Mondros Mütarekesi sonunda yurda dönen, Damat Ferit hükümetinde Danıştay üyeliği ve Adliye Nezareti Müsteşarlığı yapan bu zat, İngilizlerden aldığı paralarla İstanbul Gazetesi’ni satın alıp onları ve mandacılığını öven yazılarla meşhur olmuş birisi. Döneminde İstanbul’da en lüks evin satış fiyatının 100 lira olduğu zamanlarda İngiltere Büyükelçiliği’nden ayda sadece 300 lira alıyormuş bu kişi. Gerisini siz düşünün…

       Sabrediniz… Sadede geliyorum. Bu kadar nemalanan bir adam “gâvurun ekmeğini yiyen gâvurun kılıcını çalar” sözünü neden hatırlatmasın? O da tam bu sözün anlamı doğrultusunda hareket eder. Ama bütün mukaddesleri ve değerleri çiğneyerek… Huduttan hududa atılırcasına koltuktan koltuğa sıçrar. “Daha fazla hizmet (!)” iştiyakı ile yanıp tutuşur. Bunun için İngiliz Yüksek Komiserliği Askeri Ataşesi ile yoğun bir çalışmaya girer. Daha fazla nasıl hizmet (!) edebileceğini toplantılara kadar taşır. Yapılan toplantılar sonucunda sözde bazı İslami tarikatlarla irtibata girerek “İslam’ın İngilizleştirilmesi” konusunda anlaşmaya varır. Bu İngiliz severliğini öyle bir noktaya taşır ki bunun bir slogan olarak bütün halka yayılmasını ister ve der ki “Asılırsan İngiliz sicimiyle asıl!”

       Dikkat buyurunuz “yaşama hakkı” yok… Öldüremiyorsa, ölüme daveti bile “İngiliz markası” ile yapar.

     O günlerden günümüze bir asırdan fazla bir zaman geçti. Aslında bugünlerde de “Asılırsan Amerikan sicimiyle asıl !” demeye getirilen her türlü anlayış, davranış ve önerilere de dikkat etmek gerekmiyor mu?

       Görüyorsunuz ya “deyim” deyip hemencecik geçemiyoruz işte…

Kaynaklar:

Erdeha, Kamil. Yüzellilikler yahut Milli Mücadelenin Muhasebesi.Tekin Y. İst-1998

İnal, Halil İbrahim. Vahdettin ve Milli Mücadele. Nokta Kitap. İst-2007

 

Yazarın web sitesi: www.ihsankurt.net



Bu yazı 2842 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI