escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...


İhsan KURT


Facebookta Paylaş









YAZARLAR BİR KAÇIŞIN PEŞİNDELER Mİ?
Tarih: 01-07-2018 10:43:00 Güncelleme: 01-07-2018 10:43:00


       Bir okur olarak düşünüyorum. Son yıllarda yayınlanan ve takip ettiğim, okuyabildiğim kitaplarda özellikle bir konunun, daha doğrusu bu durumun konu edinilmemesi dikkatimi çekti. Zamanımız yazarlarının kendi içinde yaşadıkları çağı yazmaktan kaçındıkları gibi bir kanıya varmaya başladım.

       Bir yazar veya şair elbette arzuladıklarını, istediklerini ve ilgi duyduğu bir konuyu yazmakta serbesttir. Ancak onun kendisine ve içinde yaşamakta olduğu topluma karşı sorumlulukları olduğu gerçeği de dikkatlerden uzak tutulamaz. Yani yazar, sanatçı, aydın içinde yaşamakta olduğu toplumun sorunlarını göz ardı edemez, yok sayamaz veya görmezlikten gelemez. Sanatçı çağının aynasıdır, sözüyle kendisine verilen veya kendisinden beklenen bir görevi de vardır. Aydın (yazar, şair, bilim adamı) toplumun birçok alandaki sorunlarının çoğunu olmasa da bir kısmını yazılarında, eserlerinde işlemekle sadece ayna görevini değil, uyarıcı, aydınlatıcı, bazen de çözüm önerileri getirici rolünü de gerçekleştirmiş olacaktır.

       İçinde yaşamakta olduğumuz toplumda yazarlara (çok azı hariç) bakıldığında bunlar ya güncelin peşine takılıyor, zaman ve çaba harcıyorlar ya da tarihin, ideolojilerin yazılı megafonları gibi bir görev üstleniyorlar.

       Açıkçası tarihe sığınarak, ideolojilere kaçarak, çokça yakınarak, sloganlardan medet uman kitaplar ortaya koyarak sorumluluklarından kurtulamayacaklardır.

       Yazar elbette istediği konu hakkında yazmakta özgürdür, demiştim. Ancak yine tekrar ediyorum. Yazar, içinde yaşamakta olduğu toplumun hiçbir sorununu dikkate almayarak “aydın” kimliğine ihanet etmektedir. Özellikle son yıllarda bir moda gibi sadece tarih üzerine öyküler, romanlar, şiirler vb. yazarak yaşamakta oldukları toplumun sorunlarından ne kendileri uzaklaşabilir ne de toplum.

       İdeolojilerin etkileri eski ağırlıklarını yitirdiği gibi bir yaklaşım olmasına rağmen yine de ideolojik sloganların bir ağ gibi işlendiği kitaplar hala yazılabiliyor.

       Niteliksiz okuyucuyu avlamak adına özellikle tuzak isimler verilen, içi boş olan kitapları yazanları eğer “yazar” sayabilirsek, bu durum da bir başka çıkmaz sokak olarak sorunları artırıyor.

       Bu toplumun hiçbir sorununa eğilmeyen, yokmuş gibi davranan yazarlara, ‘Ey yazarlar! Sizler hangi çağlarda, hangi zamanlarda, nasıl ve hangi toplumda yaşıyorsunuz?’ sorusunu sormak çok mu abes kaçar? Yoksa sayısı çok az da olsa bazılarının başını iki elinin arasına alıp düşünmelerine mi sebep olur? Bilemiyoruz.

       Yazarların çoğunun bir kaçış peşinde olmaları aynı zamanda kültür üretme sorunumuzun sadece birini bize gösteriyor. Bina okuma, dönüp dönüp gene okuma hiçbir toplumu kültürel patinaj yapmaktan kurtaramayacaktır.

       Tarihe sığınmak, ideolojilerden ve sloganlardan, hamasilikten kurtulamamak, yeni bir şeyler söyleme yerine hep tekrarlarla idare etmek gibi unsurlar acaba yazarların savunma mekanizmaları haline mi geldi, diye düşünüyorum. Eğer öyle ise sorunun kökü daha derinliklerde yatmaktadır denilebilir. Mesela yazar çağını yazmaktan kaçınıyorsa ya sorunları dert edinmiyor yahut da üzerinde her anlamda bir baskı hissediyor. Demokles’in kılıcını başının üzerinde sallandığını göre göre, içinde yaşadığı çağın ve toplumun sorunlarından teğet geçmeyi daha sağlıklı buluyor sanıyorum… Konu tartışmaya çok açık görünüyor, ne dersiniz?



Bu yazı 722 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI