escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...


İhsan KURT


Facebookta Paylaş









YAZICILARIN YAZARLIK OYUNUNUN ADI: ZORAKİ YAZARLIK
Tarih: 01-08-2018 12:52:00 Güncelleme: 01-08-2018 12:52:00


     ‘Yazıcı’ kelimesinin Türk Dil Kurumu sözlüğünde on beşe yakın anlamı verilmiştir. Bu yazı içerisinde verilen tanımlardan, “dilekçe yazan, kâtip” tanımı kastedilen ‘yazıcı’ tanımına en yakın olanıdır. Fakat bu yazıda ‘yazıcı’ kelimesine yüklenen anlam biraz daha farklıdır. Mesela muhtevasında sanat, bilim kaygısı taşımadan her hangi bir yazı yazana ‘yazıcı’ denir. Bunlar ve benzerleri yazı yazmalarına rağmen “yazar” değil “yazıcıdırlar”. Yine TDK “yazar” tanımına şu açıklamayı getirmektedir;  1. Bilim, edebiyat, sanat alanlarında kitap yazan veya kitap hazırlayan, bir eseri ortaya koyan ve eserin sahibi olan kimse, kalem erbabı, müellif. 2. Özellikle gazete ve dergilerde herhangi bir konuda yazı yazan kimse, kalem erbabı, muharrir. 3. Yazma özelliği olan.

     Konumuz tanımlar içerisinde ifade edilen “yazarlık” özelliklerinden hiç birini taşımayan ama taşırmış gibi yapanların, yani yazıcıların yazarlık oyunu olacaktır.

     Bir toplumun sosyal yapısında yaşananlar, görülenler, gözlenenler doğrusuyla eğrisiyle o toplumun bütün alanlarını da etkiler. Bu etkileşim iyi veya kötü, olumlu veya olumsuz, çukur veya tümsek artıları ve eksileriyle kendisini hissettirir. Hatta biri diğerinden bağımsız gibi görünen sosyal alanlarda bile geçişkenlik, tesir söz konusudur. Örnekler çoğaltılarak, artırılarak verilebilir. Mesela toplumda görülen haksızlık ve adaletsizlikler, dolandırıcılık ve hırsızlıklar bilinen fiziki mekânlardan ve ilişkilerden kültürel alana da kayabilmektedir. Çünkü kültür aynı zamanda bir yaşama biçimi olarak bilim, sanat, düşünce ve bunların üretimini de etkiler.

     Eşya ve nesnelerin, paranın hırsızlığından kültürel ürünlerin hırsızlığına geçiş de teknolojinin getirmiş olduğu kolaylıklarla daha da artış göstermektedir.

     İnternet ortamında yapılan hırsızlıklar, çalmalar, çırpmalar, kesmeler, yapıştırmalar da işaret edilen konu ile doğrudan bağlantılıdır. Özellikle kendisiyle, çevresiyle problemli kişiliklerde bir zoraki yazarlık sevdası başını alıp gitmiştir. Mesela bunların sosyal ortamlardaki sayfalarını incelediğinizde doğruluk, hak, hukuk, vatan, millet adına mangalda kül bırakmayanlardan bazıları tamamen kendisinin olmayan bir yazıya, şiire, araştırmaya kendi adlarını yazabilmekte, sahip çıkabilmektedirler. İşin garibi bunlar uyarıldığında da gayet pişkin bir şekilde, hatta uyaranı bastırır biçimde, ukala cümlelerle cevaplar vermeyi gayet normal karşılamaktadırlar. “Ne olmuş iki zeytin, bir ekmek aldım” der gibi, yaptıklarına da kılıf hazırlamaya çalışmaktadırlar.

     Anlamaya çalışıyorum. İki ekmek çalanın belki o iki ekmeğe aç olduğu, buna gerçekten muhtaç olduğu için çaldığına bazı kılıflar giydirilebilir. Ancak hırsızlık hiçbir zaman mazur gösterilemez, görülemez. Fakat bu şiir ve fikir hırsızlarına ne demeli? Belki onların da buna ihtiyacı var, ne olmuş san ki, diyenler de olabilir. İşte o zaman, sizi yazmaya kim zorluyor? Mecbur musunuz zoraki yazar olmaya, diye bunlara sorulabilir. Çünkü yazarlık; yazıcılık ve yazarlık oyunları ile kazanılacak, sürdürülecek, özellikle başkalarına ait eserlerin altına imza atılarak sahiplenilecek bir alan hiç değildir.

     Kim, kimi “yazar” olmaya zorluyor o da ayrı bir konu. Bu yazıcılar zoraki yazar olarak da kendi egolarını tatmin etme içerisinde sanat ve bilimin tertemiz alanlarını kirlettiklerini hiç düşünmüyorlar: Öyle bir yerlerden aşırarak, çalarak çırparak duyguların tabii olarak ifade edilemeyeceğinin farkında değiller. Özellikle bazı bilim dallarının kavramlarına yükledikleri anlamları bilmeden desteksiz atarak, bilimsel düşünceyi ideolojileri ile örterek de bilimsel kitap yazılamayacağının farkında hiç değiller.

     Laf olsun torba dolsun kabilinden yazıcılığı ya da yazarlık oyununu yazarlık sananlar, zamanlarını bu yolda harcayanlara bakıldığında bunların özellikle kendilerini parlatacağını inandıkları mahfilleri seçtikleri de görülmektedir. Etraflarına topladıkları ama yazdıklarını hiç okumayan kendi gibilerin pohpohlarıyla koltukları şişerek hayli bir zaman egolarını doyurmaktadırlar. Bunlar okumadan âlim, yazmadan yazar sınıfında kendilerini görürler. Sanki yazıcılık ve yazarlık oyunları bunların hayatlarının bir gayesi halinde gibi gözükmektedir. Bunlar zoraki yazar olmaktan, mazoşistin kendine işkence edilmekten zevk aldığı gibi zevk alırlar. Fikir ve düşünce ambarları tamtakır olduğu, doldurma zahmetine katlanmayı da hiç düşünmedikleri için başkalarına ait eserlerden aldıklarını, sözde cilalayarak yazarlık oyunlarını sürdürürler. İncelemeler gösteriyor ki bu tür oyuncular son yıllarda giderek daha da çoğalıyorlar…

 

 



Bu yazı 493 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI