Bugun...


İlknur KAMALI


Facebookta Paylaş









“OYUNLARLA YAŞAYANLAR'IN” OYUNBOZANI: OĞUZ ATAY
Tarih: 01-12-2019 15:23:00 Güncelleme: 01-12-2019 15:31:00


-O düşündükçe var olur, siz yok olursunuz efendimiz.

“Nihayet insanlık da öldü. Haber aldığımıza göre, uzun zamandır amansız bir hastalıkla pençeleşen insanlık, dün hayata gözlerini yummuştur. Bazı arkadaşlarımız önce bu habere inanmak istememiştir ve uzun süre, “Yahu,insanlık öldü mü?” diye mırıldanmaktan kendilerini alamamışlardır.Bu nedenle gazetelerinde “İnsanlık öldü mü?” ya da “İnsanlık ölür mü?” biçiminde büyük başlıklar yayımlamakla yetinmişlerdir.Fakat acı haber kısa zamanda yayılmış ve gazetelere telefonlar,telgraflar yağmıştır;herkes insanlığın son durumunu öğrenmek istemiştir.Bazıları bu haberi bir kelime oyunu sanmışlarsa da,yapılan araştırmalar bu acı gerçeğin doğru olduğunu göstermiştir.Evet,insanlık artık aramızda yok.”

 

              Türk Dili ve Edebiyatı bölümünde öğrenim görmeden ve Tutunamayanlar’ı okumadan önce, her şey bambaşkaydı. “Tutunamayan nedir?” “Tutunamayan kimdir?” diye düşündüğümde bunun cevabını, “hayatta hiçbir baltaya sap olamamış, kendine bir düzen kuramamış, toplumsal hiçbir kurala uymayan, tanımlanmak istendiğinde tanımı dahi yapılamayan, bu dünyaya boşu boşuna gelmiş bir insanoğlu” olarak vermem mümkündü.

Bir gün merak edip anlamına baktım “Tutunamayan” kelimesinin. Ancak “Tutunamayan” diye bir kelime yoktu lügatte. Bilakis, fillin masdar hali olan “Tutunmak” vardı. Anlamı, “Tutup bırakmamak, dayanmak, sarılmak, asılmak; aynı yerde ve durumda kalmak, direnmek, dayanmak ve kendini kabul ettirmek ”olarak verilmişti. Tutunan insan bu tanımlara uyan kişiyse eğer, tutunamayan bunların tam tersiydi o halde. Bunları başaramayan insan “tutunamayan” oluyordu. Oğuz Atay’ın deyimiyle, “disconnectus erectus.” Yani bize, bu ülkede düşünmenin bile tehlikeli ve yasak olduğunu anlatıyordu belki de.Tutunamayanlar’ı okuduktan sonra insanları ikiye ayırmaya başladım: Bu başyapıtı okuyanlar ve okumayanlar.

       Bana göre artık hayatta olmayan yazara en iyi dua ve teşekkür etme biçimi, onun eserlerini okumaktır. Bundan da ötesi onu kendi sesinizden anlatmaktır. Ben de naçizane bunu yapmaya çalışıyorum.

       Oğuz Atay’ın geç keşfedilmiş,pek az yazarda rastlanacak bir aurası var. Bu ‘aura’ benim nezdimde okuyucuyu saran bir “Oğuz Atay miti”dir.

       Ölümünden sonra değeri daha çok fark edilen Oğuz Atay,sizce bugün anlaşılabiliyor mu? Yoksa onun meseleleri de –Tutunamayanlar’da dediği gibi- bir matematikçinin formülleri gibi, halk için soyut mu kalıyor? Şurası bir gerçek ki herkesin kendi Oğuz Atay’ı var, tutunamadığı bir hikâyesi var. Ama insan Atay’a nereden bakarsa baksın, bu ülkede O’nun konu edindiği meselelere kafa yoran herkes ona çok şey borçludur. Ben de. Oğuz Atay’ı okudum. Oğuz Atay’ı yaşadım. Oğuz Atay, acı çeken, kaybeden, onurlu ve nitelikli, entelektüel kaliteleri bakımından Türkiye şartlarını zorlayan, bugün benzerine pek rastlamadığımız bir kişilikti. Tutunamayan’lardan üç yıl sonra yazdığı ve modern Türk romancılığının yüz akı olan ‘Tehlikeli Oyunlar’ ‘Ülkemiz’ ve ‘Yalnızlığın Oyuncakları’ ile bizi bir ateşin içinden geçirmeye yetti.

       Atay, en tehlikeli oyunlardan özellikle –kadınların oyunlarından- bahseder!

İşte o kitaplardan bazı kesitler:

 

“Ülkemizde tarım ürünleri yetişir. Onları güneş olan yerlerde kurutarak kuru yemişler yetiştiririz. İngiltere’ye göndeririz, onlar da bize gerçek gönderirler. Gerçek tohumları gönderirler. Biz, o gerçeklerden kendimize göre gerçekler yetiştirmeye çalışırız. Son yıllarda kuru üzüm ve incirin yanı sıra, köylü de göndermeye başlamışızdır. Bu köylüleri, önce şehirlerde biraz yetiştiririz; tam olgunlaşmadan (yolda bozulmasınlar diye) başka ülkelere göndeririz. Onlar da bize döviz gönderirler. Halk müziği göndeririz; şoför plağı gönderirler, aranjman gönderirler. Az gelişmiş ülke göndeririz, yardım gönderirler. Zelzele, toprak kayması, sel felaketi haberleri göndeririz, çadır ve heyet gönderirler. Asker göndeririz, teşekkür gönderirler. Bin zorlukla yetiştirdiğimiz değerler göndeririz, dış ülkelerde çalışan yabancılar istatistiği gönderirler. Gerçek insanlarımızı göndeririz, bize oradan mektup gönderirler.”

 

       Ömer Türkeş’in de dediği gibi, “Elbette yalnızca toplumsal gözlem ve eleştirisine değinerek geçiştirilemez Oğuz Atay. Yazdıklarının sosyolojik önemi olmasaydı bile, onun romanları Türk edebiyatı’nda ayrı bir sayfa açtırırdı yine. Çünkü Oğuz Atay, bizde pek rastlanmayan bilinç akışı tekniğini kusursuz biçimde uygulamayı başarmıştı.

       Dünya edebiyatında Joyce, Faulkner, Musil, Woolf gibi isimlerle anılan türü, kendi toplumunu ve dönemini yansıtmak için kullanan Oğuz Atay’ın önemini ancak ölümünden sonra,80’li yıllarda anlaşılabilmesi ve bugüne gelindiğinde etkisini hissettirmiyor oluşu, Türk romanı için büyük bir kayıptır.

       Su götürmez bir gerçek vardır ki Oğuz Atay, tarihten kaçmanın ve tarihe kaçmanın delisidir. O, delilerin deliliğini açığa vuran bir zırdeliydi, bir çılgın, bir yıkıcı, bir yeniden inşa edici, bir tersinden okuyucu, bir hatırlatıcıydı. Türk modernizminin kalbindeki krizi Atay kadar güçlü anlatan yazar yoktur. Oğuz Atay, bu küflenmenin tümüyle dışında kalmış, ’etiyle-canıyla-kanıyla’ yazanlardandır.

       Oğuz Atay’ı okudukça, insan, hem bir koyu hüznün içine doğru çekilir hem de o hüznün kendi içine kaydığını fark etmeksizin acıya boğulur.

       Tutunamayanlar, Yıldız Ecevit’in ifadesiyle, ”İçinde insanların yaşayarak değil, okuyarak büyüdüğü bir romandır.” Okumanın yaşamın ta kendisi olduğu kitap diye de tanımlanabilir.

Kelimelerin soluk aldığı, büyüyüp olgunlaştığı, silinip yok olduğu, yeniden dirildiği kitap.        
       Oğuz Atay bu romanı yaşamadan önce yazmıştır adeta. Tüm otobiyografik öğelerine rağmen, bir nevi ‘tersinden’ otobiyografidir.

       Velhâsıl-ı kelâm, Okuyanın hayat koordinatlarını değiştirmeyi başarabilen bir baş yapıt!

Ve Oğuz Atay’ın deyimiyle ‘Henüz birleşmiş milletler tanımadı bu çeşit ıstırabı…’

       Okumak iptiladır, müptelalara selâm;

       Oğuz Atay’a saygıyla…



Bu yazı 224 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
201 Okunma
133 Okunma
117 Okunma
117 Okunma
104 Okunma
92 Okunma
85 Okunma
82 Okunma
81 Okunma
75 Okunma
72 Okunma
57 Okunma
292 Okunma
288 Okunma
276 Okunma
233 Okunma
229 Okunma
216 Okunma
215 Okunma
208 Okunma
205 Okunma
203 Okunma
201 Okunma
199 Okunma
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI