Bugun...


İlknur KAMALI


Facebookta Paylaş









SEVGİYİ DOĞAYA ÜFLEYEN ŞAİR: OKTAY RİFAT
Tarih: 03-04-2019 10:41:00 Güncelleme: 03-04-2019 10:41:00


     Oktay Rifat'ı bir de benim kalemimden okumanız dileğiyle... Bu uçuş, güvercindeki, /Özgürlük sevinci mi ne!/Öpüşmek yasaktı, bilir misiniz/Düşünmek yasak, İşgücünü savunmak yasak!/Emeğin dalları kırılmış, yerde/Işık kör edicidir, diyorlar/Özgürlük patlayıcı/Lambamızı bozan da/Özgürlüğe kundak sokan da onlar/Uzandık mı patlasın istiyorlar/Yaktık mı tutuşalım/Mayın tarlaları var/Karanlıkta duruyor ekmekle su/Elleri var özgürlüğün/Gözleri, ayakları silmek için kanlı teri/Bakmak için yarınlara/Eşitliğe doğru giden/Özgürlük sevgisi bu/İnsan kapılmaya görsün bir kez/Bir urba ki eskimez/Bir düş ki gerçekten daha doğru/Gel yurdumun insanı görün artık Özgürlüğün kapısında dal gibi/Ardında gökyüzü kardeşçe mavi!

     Türk şiirinin en üretken şairlerinden Oktay Rifat’ın poetikası değişim ve yenilenme üzerine kuruludur. Rifat, şiirinde ve sanatı ele alışında hem biçim hem de içerik bağlamında yeni olanakları önemsemektedir çünkü onun için her yeni olanak yeni bir şiirsel açılım anlamına gelmektedir. Şair, toplumsal sorunlara çözüm ararken, bir yandan ezilenden ve yoksuldan yana taraf tutmakta öteki yandan da insan yaşamının adaletsiz yönlerini görerek hüzünlenmektedir. Dolayısı ile Nâzım Hikmet’in kuzeni olduğunu iliklerine kadar hissettirmektedir.

     Oktay Rifat’ın toplumsal tavrının en belirgin olduğu şiirlerinden bir tanesi “Telefon” başlıklı şiiridir. Şair bu şiirinde 1953 yılında Amerika’da idam edilen Rosenbergleri konu edinmektedir. Amerikan Komünist Partisi üyesi Ethel Greenglass Rosenberg ve Julius Rosenberg, Sovyetler Birliği için casusluk yaptıkları iddiasıyla yargılanmış ve suçlu bulunarak idam edilmişlerdir. Oktay Rifat’ın adı geçen şiirinde anlatı kişisi Ethel Greenglass Rosenberg’tir.

     Şiirin şu bölümü, anlatı kişisinin dile getirdiklerinde haksızlığa ve ölüme rağmen güzel günlerin geleceği umudunu taşımaktadır; “Sevgiydim önce bir çeşit incelik / Şimdi işe yarıyorum kaba saba / Tuzlu bir deniz kokusu havada / Benimle başladı bu müthiş tazelik / Benimle yaklaştı güzel günler / O günlerin eşiğinde beni hatırlayın”

     Oktay Rifat’ın “Elleri Var Özgürlüğün” başlıklı eserinde, insanın doğayla ilişkisi önemli bir sorunsaldır. Kitapta yer alan Agamemnon’da insanın doğa içerisindeki yeri, tarihle iç içe geçmiş bir durumdadır. Bu durum, “Elleri Var Özgürlüğün” adlı kitapta hâkim olan, insanın hayattaki yerini ve varlığını sorgulayan tutumun bir göstergesi niteliğindedir. İnsanın doğayla kurmuş olduğu ilişki Agamemnon’da da öteki şiirler gibi önemli bir yer tutmaktadır.

     Şiirde yer alan, Biz kurduk zamanı öyle ya! Ektik ve biçtik, belirledik saatlerden geçen kumu sabanla ve orakla; gittikçe derinleşir o kabukta bu ilk çentik. Baltayı ve ateşi çıkardık deliksiz kayadan. Ceylan sekişli atları kardık en soylu çamurla. Sevgiyi üfledik doğaya.” dizeleri, insan yaşamının merkezinde duran doğa, insan, emek, sevgi gibi kavramların şair tarafından birer sorunsal olarak ele alındığını göstermektedir. Şiirde üretim ilişkilerinin eşitsiz paylaşımından soyutlanmış bir doğa ve o doğayla kurulan ilişki özlemi söz konusudur.

     Adı geçen şiirdeki başka önemli problemler, savaş gibi toplumsal sorunların yaratmış olduğu olumsuzluk ve insanın evren karşısındaki yalnızlığıdır.

     “İçlerinden geçenleri anlıyorduk, söylemediklerini/Yoksulsunuz, iğrençsiniz, diyorlardı/Ne giysiniz var dolabınızda/Ne iki türlü yemeğiniz, ne de paranız/Sevginize karnımız tok/Özgürlükse özgürlük bizim için/Bencillik en büyük bereket onlara/Beylikleriyse en büyük dolap”

“Bizim orda, güneşle aydınlanır ev, başka yağmur bilmeyiz. Güneşle oynar çocuk, başka çember bilmeyiz. Güneşi böler ağaç, güneşi meler koyun, güneşi sürer saban, başka çalgı bilmeyiz. Yaz gelince dişi bulut ışımadan güneşe göçer köylü, başka ölüm bilmeyiz.”

     Şiir alanı dışında oyunları ve romanlarıyla, edebiyatın her türünde başarılı olan Oktay Rifat, Garip akımının öncülerinden olmasına rağmen, 1945 yılında yayımlanan "Yaşayıp Ölmek” “Aşk ve Avarelik Üstüne Şiirler" kitabıyla, belirli bir anlayışa bağlı kalamayacağını göstermişti. 50 yılı aşan edebiyat hayatının en önemli özelliği, şiirini devamlı yenileyebilmesi oldu.

     Oktay Rifat’ın şirindeki gelişim çizgisinden çıkartılabilecek en önemli sonuç, şairin kendine özgü bir poetika üretebilmiş olmasıdır. Oktay Rifat, şiiri boyunca bir olgunlaşma süreci yaşamıştır ve sonuçta ulaştığı nokta kendinden beslenen bir şiir sentezi olmuştur. Bu nedenle, şiirsel yaratılarını ortaya koyduğu dönemde olduğu gibi, bugün de yeni bir şairdir. "Bugünlerde Oktay'la ben aynı kıza aşığız” diyordu Orhan Veli bir şiirinde. Oktay da bildiğimiz Oktay Rifat. Nasıl olmuştu da aynı kıza âşık olmuşlardı bilinmez ama bilinen bir şey, her akşam kızın evinin bulunduğu sokaktan geçtikleri ve bir adam boyu pencerenin altına geldiklerinde, birbirlerinin omuzuna basarak pencereye yükseldikleri... Bir başka bilinen şey de, bu yükselmelerden birinde Orhan'ın pencerede kızın babasıyla yüz yüze gelmesi ve atladığı gibi Oktay Rifat'ın omuzlarından, arkasına bile bakmadan tüymesi... “Âşık Merdiveni” adlı şiirini belki de bu yüzden yazmıştır, ne dersiniz?

     “Mutluluk bir çimendir bastığın yerde biter/Yalnızlık gittiğin yoldan gelir” “Sen faydalı nisan yağmuru gibisin /Bereket ve huzur getirirsin şiire /Ebediyet çığrını açtın kadere Bu baharın ve gönlün sahibisin” der “Türkân İçin” adlı şiirinde… “Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor/Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor”

     İki dost arası şarabı yudumlayan şair Oktay Rifat, bir nisan yağmurunda, avucunda güneşle şafağa koştu. Durduramadık… Bir zamanlar 'Güzellemeler' söylemişti. 'Perçemli Sokak'ta 'Aşağı Yukarı' dolanarak. Sonra aynı sokağın 'Aşık Merdivenleri'nde oyalandı, 'Bir Cigara İçimi.' Aradan yıllar, yıllar geçti. 'Koca Bir Yaz' boyunca 'Dilsiz ve Çıplak' hissetmeye başladı kendisini. Sonra yaz bitti, 'Elleri Var Özgürlüğün' dedi bir gün ve 'Denize Doğru Konuşma'lar yapmaya gitti. Gidiş, o gidiş… O gün bugündür, Bir öpüş su içiyor maşrapasından gecenin, Her dudak yalnızlığımızın peşinde. Sevgiyi doğaya üfledi, Özgürlüğün ise elleri var!

 



Bu yazı 366 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI