Bugun...


İlknur KAMALI


Facebookta Paylaş









TANZİMAT’I CUMHURİYET’E BAĞLAYAN EDEBİ KÖPRÜDE FİKRİ HÜR VİCDANI HÜR ŞAİR: TEVFİK FİKRET…
Tarih: 01-08-2019 10:42:00 Güncelleme: 01-08-2019 10:42:00


     Temelleri çatırdayan bir imparatorluğun, dökülen değerler sistemini yerden yere vurdu. Aydın haysiyeti ve hassasiyeti ile karanlığı delen güçlü bir ışık gibi “Eğer bu memlekette bir gün sabah olacaksa” diyerek doğru gördüğü o yolda yalnız yürümekten bir lahzâ tereddüt etmedi. Vicdanının sesinden başka hiçbir güce biat etmeyen, Tanzimat’ı Cumhuriyet’e bağlayan edebi köprüde “şahsiyetini ve haysiyetini sert vurulmuş bir mühür gibi taşıyan” fikri hür vicdanı hür şair Tevfik Fikret’in ölüm yıldönümünde eğilmeyen bir başın huzur-u manevisinde saygıyla eğiliyorum.

     Tevfik Fikret Tanzimat’ın mucizelerinden, özel bir insan, sıra dışı bir karakter… Geleceğe umutla bakan, ölümünün üzerinden yıllar geçmesine rağmen yazdıkları hala tartışılan, ilgi uyandıran, üzerinde düşünülen, Türk Edebiyatı’nın zirvelerinden… Tevfik Fikret hakkında kaleme alınan ve yayımlanan onlarca kitap, yüzlerce tez ve makale bulunmaktadır. Fikret’e dair o kadar çok söz söylenmiştir ki özellikle Prof.Dr.Mehmed Fuad Köprülü’nün “Tevfik Fikret ve Ahlakı” namındaki eseri gibi öyle eserler neşredilmiştir, Tevfik Fikret bütün şimşekleri üzerine çeken bir kimlik olarak öyle çok yazılmıştır ki onun için söylenecek yeni bir kelime, yazılacak yeni bir kitap devrim niteliğinde olmalıdır ancak.

     Enis Batur, “Tevfik Fikret, şairden fazladır, fazlasıdır. Çünkü Tevfik Fikret bir simgeye dönüşmüştür.” diyor. Modern şiirin doğumunu, Yahya Kemal’i, Ahmet Haşim’i olduğu kadar Nâzım Hikmet’i ve sonrasında gelen şairleri etkileyen ana figür ve simge şüphesiz Tevfik Fikret’tir.

     Tevfik Fikret’i özgürlüğün, başkaldırının, boyun eğmemenin, teslim olmamanın, gururun ve vicdanın emsali olarak görenler olduğu kadar onu dinsizlikle, halkı küçümsemekle, milli duygulardan yoksunlukla suçlayanlar da vardır. O öyle bir aydındır ki kimse ona kayıtsız kalamamıştır. Örneğin Mehmet Akif onun kişiliğini eleştirirken, Halid Ziya onun Bauderlaire’den kat kat üstün olduğunu söylemiştir. Yine Necip Fazıl ona en ağır hakaretleri savururken, Yahya Kemal kendisine ve kuşağına Tevfik Fikret’in yol açtığını söyleyerek hakkını yememiştir.

     Tevfik Fikret’i diğerlerinden ayıran, Namık Kemal’den devraldığı “hürriyet” bayrağıdır. Siyasal duruşunun “Fikri hür vicdanı hür olma özelliğinde billurlaştığını” söyler Enis Batur.

     Tevfik Fikret marazi bir şairdir. Gri ve siyah bir hâlet-i ruhiye içinde olduğu tasvir edilir çoğu zaman.Serol Teber’in “Tevfik Fikret’in Melankolik Dünyası-Âşiyan’daki Kâhin” adlı kitabı şairin çetrefilli iç dünyasının çözümlemelerini içerir. Hem karamsar olduğunu hem de geleceğe umutla baktığını, bu özelliğinin hem siyasal hem yaşamsal stratejisini ve şiirini etkilediğini dile getirir.

     Örneğin “Sis” şiiri… İstanbul’un en kuytu bölgesini seçerek orada Âşiyan’ı kurmuş, böylelikle içe dönmeyi tercih etmiş, en güçlü şiirlerinden birini bu imge üzerinden kurarak aslında ülkenin siyasal atmosferini doğal atmosfer olayı ile çarpıştırmış ve bunu en iyi şekilde başarmıştır.

     Sis şiirinin öyküsünü Ruşen Eşref şöyle anlatır: “O yıllarda bir polis her gün evine gözaltında bulunurmuş. Rutubetli bir şubat günü sis olanca yoğunluğuyla Boğaziçi’ne çökmüş. Polis duvarı ile sis duvarı arasında kalan Fikret, bir devri bütün dertleriyle o gün duymuş.

     Ahmet Hamdi Tanpınar ise ‘Sis’ için, “Belki Abdülhamit devrinin bir hasta odasını andıran vehimli İstanbul’un romanı,geniş bir vizyonda toplanmış bütün bir romandır… Bu manzume değil,geniş,korkunç ve zalim bir bedduadır.” demiş.

     Gelelim meşhur Âşiyan’a… “Âşiyan” kelimesi Farsça’da “kuşyuvası” anlamına gelir. Tevfik Fikret’in suluboya ev resimlerini incelersek nasıl bir “yuva” tasarladığını göürürüz. Bir şairin kendi evini kuş ile! özdeşleştirerek çizmesi pek alışılagelen bir durum değildir. Üzerinde ayrıca durulması gereken bir imge seçimdir.

     Tevfik Fikret öğretmen kimliğini Rousseau’nun izini sürerek şaha kaldırmıştı. Gecenin bittiğini, karanlığın aydınlandığını kendisi göremeyecek olsa bile gençleri o ışığa hazırlamak için can atıyordu Fikret… Halûk’un Defteri’ndeki “Bu memlekette de bir gün sabah olursa Halûk” mısraı tüm hayatının sol anahtarıdır. “Zelzele, Doksan Beşe Doğru, Bir Lahzâ-i Teahhur, Çınar,Sis,Hân-ı Yağma,Tarih-i Kadim…” Fikret’in şiirlerini tüm benliğimizde hissederek okumak ayrı, alelade okumak ayrıdır. Onun düşün dünyasındaki gerçekleri saptamak ve anlamak bambaşkadır. Bu şiirlerin hepsi birer abidedir. Bu abideler lise edebiyat derslerinde anlaşılmaz bir dilin yapay kekemelikleri olarak anlatılmaya çalışılmıştır hep. Bu yüzden bu şiirleri ve Tevfik Fikret’i özümseyen pek azdır.

     Hâluk’un Âmentüsü’nde “Toprak vatanım nev’-i beşer milletim insan /İnsan olur ancak bunu iz’ânla inandım/Şeytan da biziz cin de ne şeytan ne melek var /Dünya dönecek cennete insanla inandım” diyen Fikret, ne derseniz deyin başkaldıran, boyu eğmeyen, teslim olmayan bir isyankârdır. Ve biz onu hep bu özellikleriyle ile sevdik. Eğer bu özellikleri olmasa Tevfik Fikret olur muydu?

     Halid Ziya’nın söylediği gibi “çok okumayan” bir edip miydi? Ya da Feyhaman Duran haklı mıydı: “Bir iki yıl Avrupa’da resim atölyesine katılmış olsa, hepsinden üstün bir ressam olur muydu?

     Tüm bunların yanıtını bulmak için artık çok geç. Tevfik Fikret, hürriyet bayrağını teslim aldığı Namık Kemal gibi 50 yaşını göremedi.Mustafa Kemal Atatürk,Tevfik Fikret’in evini ölümünden sonra ziyaret etmiş ve müzede bulunan defterde, “Eğilmeyen bir başın huzur-u manevisinde saygıyla eğiliyorum.” yazısının hemen soluna imzasını atmıştı.

     Şair olan Tevfik Fikret’e erişmek kolaydı. Yapıtları önümüzde, elimizin altında hala. Mesela, Rubab-ı Şikeste’yi okuyarak,yorumlamaya çalışarak erişebiliriz şair Tevfik Fikret’e…Peki ya insana dokunmak? En zor olanı da bu değil mi? Tevfik Fikret’i anlamak,yorumlamak…Her ne kadar çağdaşları Halid Ziya,Kenan Akyüz,Ruşen Eşref,Hüseyin Yalçın,Mehmet Rauf, Rıza Tevfik,Ahmed Hamdi Tanpınar gibi üstadlar onu yorumlayıp,anlamaya çalışmışlarsa da ele avuca sığmıyor ki Tevfik Fikret…

     Bana göre Tevfik Fikret,

     TANZİMAT’I CUMHURİYET’E BAĞLAYAN EDEBİ KÖPRÜDE ŞAHSİYETİNİ VE HAYSİYETİNİ SERT VURULMUŞ BİR MÜHÜR GİBİ TAŞIYAN

FİKRİ HÜR VİCDANI HÜR ŞAİR…

     Ve çok daha fazlası…

     Tevfik Fikret, Âşiyan’daki evinden hala umutla Türkiye’nin geleceğine bakıyor. Görüyor musunuz?



Bu yazı 1144 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI