Bugun...


İsmail UÇAKÇI


Facebookta Paylaş









ALEVİ, SÜNNİ CEMAATLERİNE İLİŞKİN BİR ARAŞTIRMA
Tarih: 01-11-2018 17:18:00 Güncelleme: 01-11-2018 17:18:00


       1890’lı yıllara kadar Alevî, Sünnî ayrılıkçı sözcükleri kullanılmamış, bu tarihten evvel Anadolu insanı Bayat, Avşar, Bayındır, Çepni gibi boy, Karakeçili, Rişvan, Barak gibi aşiret, Atçeken, Boynuinceli, Varsak gibi teşekkül, Yörük, Türkmen, Ekrâd (Kürt) gibi yaşam biçimi ve coğrafyası ile Mevlevî, Bektaş-î, Nakş-î, Safevî (Kızılbaş) gibi tarikat isimlerine göre adlandırılmışlardır.

       Yani, söz konusu tarihten evvel Türk-İslam Âleminde olduğu gibi Anadolu’da da Alevî, Sünnî diye ayrılıkçı bir sözcük ve inanç gurubu nitelemesi kullanılmamıştır. Dergimiz, önceki sayısında yayınladığımız  “Türk-İslam Tarikat Ocaklarını Ayrıştıran Bölücü Fikirler“ adlı yazımızda değinildiği gibi bu isimlendirme söz konusu yıllarda Büyük Ermenistan hayali ile meydana çıkmış diasporanın, milletimizin günlüğüne soktuğu böl, parçala, yut amacıyla slogan niyetli kullanılmış sözlerdendir.

       Kısaca, yine değinilmek gerekirse, bu tarihten sonra Millet esasıyla faaliyet gösteren Baba-i, Haydar-i, Şad-i, Kalender-i, Bektaş-i, Safevi Tarikatı üyelerine Alevî adı verilmiş, Ümmet esasıyla faaliyet gösteren Mevlevi, Nakş-i, Rufa-i, Kadr-i, Uşak-i gibi tarikat üyelerine Sünnî denilmiştir.

       Aynı milletin mensubu, aynı dine inanan ve aralarında sadece tarikat farklılıkları bulunan bu kardeşler üzerine ayrıştırma eylemleri geçen yüzyıllarda olduğu gibi, günümüzde de sürdürülmektedir. Batı ülkeleri “Çağdaşlık, uygarlık, evrensellik” gibi sloganlarla Alevî Cemaati üzerine oyunlar oynarken, Arap ülkeleri de “İslam kültürü” süsü vererek kendi kültürlerini Sünnî Cemaate dayatmaya çalışmaktadırlar.

       Günümüzde hızlandığı görülen bu yozlaştırma eylemlerinde, kendisini Alevî aydını olarak tanımlayan bazı kötü niyetli insanlar “Ali’siz ve Horasan’sız”, yani İslamsız, Camisiz, Türksüz Alevî tezleriyle meydana çıkmışlar, bazıları da Anadolu Alevîliği ile Şia (İran)  bağlantısı kurma çalışmalarına başlamış ve bu yolla Türk-İslam ahalisini benliğinden soğutma konferansları verme, yazıları yazma, kitapları yayınlama yarışına girmişlerdir.

       Kaynakçaları, ayrıntıları ile birlikte yüzlerce örneğini kitaplarımızda, bazı örneklerini dergimiz önceki sayısında verdiğimiz gibi Alevî, Sünnî adı almış oymaklar birbirinden farklı değillerdir. Bu konu Osmanlı kaynaklarında yer alır, günümüz halk günlüğünde anlatılır ve bilinir.

Bu konuya Çorum, Yozgat, Kırıkkale, Çankırı yörelerinden ikişer örnek daha vermek daha yararlı olacaktır:

Karkın Aşireti: Karkın Boyuna bağlı olduğu bilinen aşiret üyelerinin tarihte Çorum/Hüseyin-Abâd (Alaca) Nahiyesi idari sahasında kurulmuş Geçit, Akpınar, Alifakih, Çapanpınar, Karamahmut, Geven, Çelebibağ, Yağlı, Kızıllar, Koçhisar, Gerdekkaya, Sapmaz, Kayacık, Muratseyfi, Kabaklı köyleri, Yozgat İli idari sahasında bulunan Çandır (günümüzde ilçe) karyesi, İskilip kazası Ulukargın köyü, Mecitözü İlçesi idari sahasında kurulmuş Karkın, Sarısülemiş, Şahyörükleri ve Mühreler adlı yerleşim yerlerinde yaşadıkları ve boy mensuplarının günümüzde, bir kısmının Alevî, bir kısmının Sünnî kültüründe olduğu görülmektedir. Aşiretin Alevî kültüründe bulunan uzantıları Dede Kargın Tarikat Ocağına bağlı olarak halen inanç, ibadet geleneklerini sündürdükleri bilinmektedir.

Dedesli Aşireti: Aşiret mensuplarının XVII. Yüzyılın ilk çeyreğinde Çorum İli Uğurludağ ile İskilip İlçeleri idari sahalarında bulunan Dedesli adlı ova civarında kurulmuş 28 köyde yerleştiği Osmanlı kaynaklarında yer alır.

       Aşireti üyeleri tarafından kurulmuş Karakeçili, Kertme, Tutpınar, Hasandeğen, Hacıbeyli, Babaoğlu  köylerinde yaşayan uzantıları Alevî inanç kültüründe iken, Aşılıarmut, Çeltek, Hacıahmet, Saz, Boztepe ve Kızağlı köylerinde yaşayan uzantılarının Sünnî inanç kültüründe bulunduğu, İnalözü köyünde yaşayan usantılarının ise bir kısmının Alevî, bir kısmının da Sünnî inanç kültüründe bulunduğu anlaşılmaktadır. Alevi inanç kültüründe bulunanlarının bir kısmı Safevi Tarikatı içerisinde bulunan Şah İbrahim Ocağı, bir kısmının da Baba-i Tarikatı içerisinde bulunduğunu sandığımız Dede Kargın Ocağına bağlı inanç ve ibadet geleneklerini sürdürdükleri anlaşılmaktadır.

Evci Aşireti: Tahtacı Aşiretlerinin diğer bir adı da Evcidir. Evci-Tahtacı Aşiretlerin bir kısmının Sünnî, bir kısmının Alevî kültüründe bulunduğu tarihi kaynaklar ve saha araştırmalarından anlaşılır.

       Buna örnek, Yozgat İli Akdağmağdeni İlçesine bağlı Aşağıevci, Yukarıevci köylerinde yurt tutmuş uzantıları ile Çorum yöresinde kurulmuş altı tane Evci köyünden Üç’ü Alevî inanç kültüründe, Üçü’de Sünnî inanç kültüründe bulunmaktadır. Alevî inanç kültüründe bulunan köylülerin Safevi Tarikatı içerisinde bulunan Şah İbrahim Ocağına bağlı inanç, ibadet geleneklerini sürdürdükleri görülür.

Sarımbey Aşireti: Yozgat İl sınırı ve Çorum İl sınırı içerisinde kurduğu Sarımbey köylerinde yaşayan uzantıları Alevî inanç kültüründe bulunduğu anlaşılırken, Kırıkkale/Sulakyurt İlçesi idari sahasında kurulmuş Sarımbey köyünde yaşayan uzantılarının Sünnî kültüründe bulunduğu ve aşiret üyelerinin bir biriyle halen görüştükleri bilinir.

Koçi (Koçak) Aşireti: Aşiretin Balışeyh İlçesi Koçibeyli köyünde yaşayan uzantıları kendilerini Alevî inanç kültüründe iken, Kızılırmak İlçesi Kahyalı köyü, Yerköy İlçesi idari sahasında bulunan Yukarıihsangazili köyü, Sungurlu İlçesi Alembeyli köyü ve Delice İlçesi Kuzeyyurt köyünde yurt tutmuş uzantılarının Sünnî inanç kültüründe bulundukları anlaşılmaktadır. Aşiretin Alevî inanç kültüründe yaşayanları Bektaş-i Tarikatı içerisinde bulunan Feyzullah Baba (Ulusoylar) Ocağına bağlı olarak inanç, ibadet gelenekleri halen yaşayıp, yaşattıkları görülür.

Sarıkız (Tokuş) Aşireti: Aşiret üyelerinin Anadolu ve hatta Türk Dünyasında uzantıları bulunduğu gibi çalışma bölgemizde de yaygın olarak yurt tuttukları ve bunların bir kısmının Alevî inanç kültüründe, bir kısmının Sünnî inanç kültüründe bulundukları anlaşılmaktadır.

       Buna örnek; Kırıkkale/Sulakyurt İlçesine bağlı Sarıkızlı, Faraşlı, Yeniceli, Alişeyhli, Mutsak köyleri, Delice İlçesine bağlı Boz köyü, Çorum/Sungurlu İlçesine bağlı İnegazili köyünde yurt tutmuş uzantıları kendilerini Alevî adıyla adlandırırken, Delice İlçesine bağlı Kavak köyü ve Sungurlu İlçesine bağlı Turgutlu, Bahşılı, Kuzucak köylerinde yurt tutmuş uzantıları kendilerini Sünnî adıyla adlandırdıkları görülmektedir.

       Aşiretin Alevî inanç kültüründe yaşayanları Bektaş-i Tarikatı içerisinde bulunan Feyzullah Baba (Ulusoylar) Ocağına bağlı olarak inanç, ibadet gelenekleri halen yaşayıp, yaşattıkları görülür.

Hacı Ali Turabi Aşireti: Kalender-î Tarikatı içerisinde kendi adıyla bir ocak olan Hacı Ali Turabi Aşiretine bağlı oymakların bir kısmının Alevî, bir kısmının Sünnî inanç kültüründe bulunduğu anlaşılmaktadır.

       Buna örnek; Çankırı/Şabanözü İlçesi Mart köyü, Ankara/Çubuk İlçesi Kargın köyü ve Kırıkkale/Sulakyurt İlçesi Hamzalı köyünde yurt tutmuş uzantıları Alevî inanç kültüründe iken, Çankırı/Eldivan İlçesi Büyükhacıbey köyü ile Küçükhacıbey köyünde yurt tutmuş uzantılarının Sünnî inanç kültüründe bulunduğu anlaşılmaktadır.

       Ayrıca, Kara Baba, Gözü Kızıl, Kavurgalı, Salmanlı, Kızılkocalı, Şam Bayatı, Silsüpür, Varsak, Güllüce, Barak, Karaca, Baran, Çiçekli, Yenice, Çay, Hacılar, Sarıkamış, Kozlu, Nöbeti, Tülü, Ağcalı (Ağcakoyunlu), Eymir (İmir), Kertme, Yağmuroğlu, Demirciler, Elmalı gibi onlarca, hatta yüzlerce Oğuz Türkmen Aşiretine bağlı oymağın bir kısmının Alevî, bir kısmının Sünnî inanç kültüründe bulunduğu bilinmektedir.

       Alevî, Sünnî kardeşliği ile ilgili Kırıkkale/Delice İlçesi eski adı Eskikışla olan Yeniyapan köyünde bir hikâye anlatılır.

       Hikâyeye göre, “XVIII. Yüzyılda günümüz tanımı ile Alevî kültüründe bulunan bir Türkmen obası Sivas/Uzun yayla’da yaylarken buradan alınır ve işleyebileceği kadar toprak verilip, taştan evler yapılarak Eskikışla köyüne zorunlu iskâna tabi tutulur.

       Aşiretinden kopmuş bu oba Eskikışla köyünde yurt tutmuş yaşarlarken, Uzun yayla’da kalmış akrabaları ile bölgeden yaylaya gidip, gelenler vesilesi ile haberleşirler ve Uzun yayla’da kalmış akrabaları da Divriği yöresine zorunlu iskâna tabi tutulup burada yerleştiklerini öğrenirler.

       Zamanla, akrabalar uzak yakın demezler, atlarına binerek dere tepe düz ederler ve bir birlerine gidip gelmeye başlarlar. Bu süre içerisinde de obanın Eskikışla köyü uzantıları Sünnî kültürünü benimsemiş bu kültürle inanç ve ibadet geleneklerini işlemeye başlamışlardır. Bir gün yine obanın Divriği yöresi uzantısı atı ile Eskikışla köyüne gelmiş ve akrabasının köy (misafir) odasında misafir olmuş.

       Hoş, beş, emmi, dayı, toprak, yurt muhabbetleri bittikten sonra misafir konuya girmiş ve emmioğlu, ben Allah’ın emri, Peygamberin kavliyle torunum x için,  torunun x kıza dünür geldim demiş.

       Obanın Eskikışla köyü reisi, bu konuyu karısı, oğulları, gelinleri ve yakınlarına bildirmiş, ailenin erkekleri konuya tarafsız yaklaşırken, gelinleri katiyen olmaz; Alevîlere kız verilmez diyerek bu dünürcülük isteğini geri çevirmişler”.  Daha sonra da bu akrabalar birbirine gidip gelmez olmuş, dolayı ile aile bağlarını koparmışlar.

 

Konu ile ilgili kaynakçalı ve ayrıntılı bilgiler, Oğuz Boyları, Aşiret, Oymak Cemaatler adlı kitabımızın 1- BOZOKLAR, 2- ÜÇOKLAR cildinde verilmiştir.



 



 



 


 

 



Bu yazı 366 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI