escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...


Mehmet Necati DEMİRCAN


Facebookta Paylaş









ARAP LAWRENCE
Tarih: 01-09-2018 13:17:00 Güncelleme: 01-09-2018 13:17:00


     İngilizlerin Arabistan’ın taçsız kralı adını vererek övündükleri Lawrence, günümüz gençliğinin tanıması gereken simalardandır.

     Thomas Edward Lawrence 1888’de doğdu. Gayrimeşru bir çocuktu, babasını tanımadı. Kötü bir çocukluk dönemi geçirdi. 1909’da Oxford Üniversitesinden arkeolog olarak mezun oldu. Arabistan, Suriye, Mısır ve Filistin ilgi alanı oldu. Arapçayı bir Arap kadar iyi konuşan, İslam dinini bir Müslüman kadar iyi tanıyan bir İngiliz Lawrence…

     Lawrence’ın dünyaya geldiği yüzyıl, Batılı emperyalist ülkelerin sömürgecilik yarışında bulunduğu acımasız bir dönemdi. Kapitalist ülkeler ihtiyaç duydukları hammaddeyi başka ülkelerin öz kaynaklarını ele geçirerek temin etmeyi hak olarak görüyorlardı.

     Adına serbest ticaret dedikleri ticaret anlayışı az gelişmiş ülkelerin aleyhine işliyordu. Hindistan’ı ele geçiren İngiltere, Osmanlı topraklarına özellikle de Orta Doğu’ya göz dikmişti. Orta Doğu’daki petrol kaynakları gittikçe önem kazanıyordu.

     Almanya ile nüfuz mücadelesi içinde olan İngiltere, Almanların 1903’den itibaren döşemeye başladığı Bağdat demiryolunu engellemek amacıyla Gertrude Bell, David Hogarth ve Lawrence gibi arkeolog görünümlü istihbarat elemanlarını Orta Doğu’ya gönderdi.

     Lawrence, kendisi gibi arkeolog olan hocası Prof. David Hogarth ile Türkiye’ye geldi. Amacı 1903’te Almanların döşemeye başladığı Bağdat demiryolunu sekteye uğratmaktı. İlk durağı 1910’da Cerablus’tu. Fırat çevresindeki arkeolojik kazılara katıldı. Arkeolojik kazılar aslında bir perdelemeydi. Lawrence bölgedeki petrol yataklarıyla halkın etnik kimliği hakkında incelemelerde bulundu. Kazılardan arta kalan zamanlarda yöresel Arap kıyafetlerini giyerek Arapların arasına karışıyor, Araplar hakkında bilgi topluyordu. Bu çalışmalar 1914 yılına kadar sürdü.

     Lawrence, bölgenin haritasını çıkarmayı başardı. Artık bölgede yaşayan Arap kabileleri hakkında derin bilgilere sahipti. Hangi aşiretin devlet yanlısı olduğu, hangi aşiretin altın karşılığı saf değiştirebileceği gibi hayati bilgilere ulaştı.

     İngiltere, Lawrence’ı istihbarat elemanı olarak Mısır’a atadı. Arapçayı çok iyi bilen, Arap kültürüne aşina olan Lawrence, Mısır’da İngiliz Askerî İstihbarat Teşkilatı için çalıştı. Mısır’da yakalanan Türk istihbaratçıları sorguladı. İngiliz istihbarat teşkilatının genişleyip yayılmasını sağladı. Osmanlı ordusunun doğu cephesinde görevli Ermeni kökenli subaylar hakkında bilgi edindi. Bu bilgiler ileride İngilizlerin çok işine yarayacaktı.

Birinci Dünya Savaşı

     Dünyadaki kutuplaşmanın bir savaşa dönüşebileceği ihtimalini gören Osmanlı devlet adamları bir blokta yer almak gerektiği konusunda hemfikirdiler. İlk tercih güç dengesinde ağır basan İngiltere-Fransa bloğuydu. Osmanlı Devleti’nin dâhil olmak istediği blok, Osmanlıyı bir yük olarak algıladı ve geri çevirdi. Artık tek tercih Almanya’ydı.

     İttihatçılar, savaş dışı kalamayacaklarının, İtilaf Devletlerinin Osmanlı Devleti’ni parçalayıp aralarında paylaşmak istediklerinin bilincindeydi. Daha önce kaybedilen topraklar tekrar kazanılabilirdi. Kapitülasyonlar dayanılmaz bir hâl almıştı. Bu ağır yükten kurtulmak, ekonomik bağımsızlığa ulaşmak için bu durum bir şans olabilirdi.

     Birinci Dünya Savaşı başladığında Lawrence Filistin’deydi.

Mekke emiri Şerif Hüseyin

     Sultan II. Abdülhamit, kontrol altında tutmak istediği Şerif Hüseyin’i ailesiyle birlikte İstanbul’da misafir ediyordu. Şerif Hüseyin, İstanbul’da kendisine tahsis edilen yalıda rahat bir hayat yaşıyordu, çocukları en iyi okullarda okuyordu.

     II. Meşrutiyetin ilanı birçok şeyi değiştirdi. Şerif Hüseyin Mekke emiri olarak tayin edildi. Böylece Osmanlının Arap topraklarında yaşayacağı zor günlerin kapısı aralanmış oldu.

     I. Dünya Savaşı başladığında Mekke emiri Şerif Hüseyin, Osmanlı Devleti’ne bağlılığını ilân etti. Osmanlı padişahı aynı zamanda halifeydi. Şerif Hüseyin de hilafete bağlıydı. Görünürde durum böyleydi ama realite tabi ki farklıydı. Şerif Hüseyin Osmanlıya bağlılığını ilan ederken oğlu Abdullah, Büyük Arap Krallığının kuruluşu için gizlice İngilizlerle görüşüyordu.

     Şerif Hüseyin 80 yaşındaydı. Lawrence, Şerif Hüseyin ile şahsi dostluk kurmuş, onun hayallerine çil çil İngiliz altınlarıyla yol vermişti. Şerif Hüseyin, Lawrence’nin kişiliğinde İngiliz Krallığını görüyor, kendisine vaatlerde bulunan bu genç İngiliz casusunun sözlerine İngiltere kralının ağzından çıkmışçasına inanıyor ve güveniyordu.

     Şerif Hüseyin, Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklanması karşılığında Büyük Arap Krallığını istiyordu. İngilizlerle Şerif Hüseyin arasında Şam Protokolü imzalandı. Şerif Hüseyin, bir hayal karşılığı Osmanlıya ihanete hazırdı. 1916 yılının Haziran ayında Ecyad Kalesi’ne saldırdı. Müslümanın Müslümanı boğazlaması ilk kez yaşanmıyordu. Ne yazık ki son kez de yaşanmayacaktı. Şerif Hüseyin, akıttığı kanı meşru göstermek için İttihatçıları dinsizlikle suçladı. Hicaz Bölgesi’nde yaşayan Araplar da Şerif Hüseyin’in isyanını destekledi. Şerif Hüseyin’in isyanı hızla yayıldı. Cidde ve Taif’i ele geçirdikten sonra 1916 yılının Kasım ayında kendisini kral ilan etti.

     Beklediği desteği bulamadı. İngilizlerle yaptığı işbirliği diğer Arap aşiretlerince onaylanmadı. Şerif Hüseyin’i bu tavrından dolayı lanetleyenler oldu.

     Anadolu çocukları Arabistan çöllerinde bayrağı dalgalandırmak için mücadele ederken çöle kanını akıttı.

     Arabistan’ı medeniyetle buluşturan demir yolu sürekli bombalanıyor, karakollar basılıyor, kutsal toprakları korumakla görevli askerler öldürülüyordu. Bütün bu ihanetin planlayıcısı Lawrence’ti. Lawrance bol bol dağıttığı altınla kendisine bağladığı Arap ordusunu yönetti. Osmanlı ordusu Filistin ve Suriye’de yenilgiye uğradı. Lawrence 1818’de Arap askerlerinin önünde Dimyat’a girdi.

     İngiltere Şerif Hüseyin’e Lawrence vasıtasıyla vaat ettiği Büyük Arap Krallığını vermedi. Şerif Hüseyin'in oğullarından Faysal Irak krallı, Abdullah Ürdün emiri oldu. Şerif Hüseyin aldatılmayı kendisine yediremedi, isyan etti. İngiltere Şerif Hüseyin’i Kıbrıs’a sürdü.  1930 yılına kadar Kıbrıs'ta sürgün hayatı yaşadı. Ürdün emiri olan oğlu Abdullah’ın yanına gitti, 1931’de Amman’da öldü.

      Mekke’deki Ecyad Kalesi’ni yıkıp, otel yapan Suudiler, Arabistanlı Lawrence’ın Cidde’de yaşadığı evi restore ettiler, kapısına da “Bu ev, Osmanlı'ya karşı bağımsızlık savaşı veren Suudilere yardımcı olan İngiliz Thomas Edward Lawrence tarafından karargâh olarak kullanılmıştır” yazısını astırdılar.

 



Bu yazı 742 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI