Bugun...


Mehmet Necati DEMİRCAN


Facebookta Paylaş









EDEBİYAT VE TOPLUM İLİŞKİSİ
Tarih: 01-01-2019 12:15:00 Güncelleme: 01-01-2019 12:15:00


       Edebiyat, insanla birlikte var olan ve insanla anlam kazanan sanat dalıdır. Sanatın temel gayesi estetik haz uyandırmaktır fakat sanata toplumun yüklediği farklı misyonlar da vardır. Sanatın amacını sadece estetik haz uyandırmak olarak algılamak donuk bir yapıyı benimsemektir. Oysaki sanat dinamik bir süreçtir.

       Edebiyat toplumsal hayattan ve tarihsel süreçten bağımsız değildir. Toplum; din, tarih, ekonomi ve siyaset gibi etkenlerin sanat eserinde izlerini arar.

       Edebiyat nasıl ki toplumsal şartlardan etkileniyorsa aynı zamanda toplum hayatını etkileme gücüne de sahiptir. Bu nedenle edebiyat ile toplum birbirinden farklı iki alan olarak değerlendirilemez. Sanatçı ait olduğu sosyal çevrenin gerçekliğinden etkilenmektedir. Edebî eserdeki kurmaca gerçekliğin imkân tanıdığı oranda ideal yaşam biçimlerini göstererek hayata şekil verir.

       Yeni bir dünyaya gözünü açan insan karşılaştığı gizemli dünyanın uyandırdığı ürperti ile duygularını ifade etmeye başlar, bu ifadelerin doğal sonucu edebiyattır. Hayat ile edebiyat aynı yolda birlikte yürür. Hayata rağmen edebiyattan, edebiyata rağmen hayattan söz edilemez.

       Edebiyat eseri belirli bir iletiyi barındırır. Edebî eserdeki bu ileti kimi zaman açık olarak kimi zaman da örtüktür. Bireyin açık iletiyi fark edip değerlendirmesi kolaydır fakat örtük iletiyi bulup anlamlandırmak için emek gerekir. Kimi zaman birey kendini zorlamaktan kaçınır, örtük ileti barındıran eseri anlaşılmazlıkla suçlar.

       Roman ve hikâye gibi anlatmaya bağlı edebî eserler kimi okuru kurmaca dünyasının içine çekiverir. Okuyucu, olay ve durumları kahramanlarla birlikte yaşar. Romanın kurmaca dünyası ile gerçek dünyayı birbirinden ayırt etmekte zorlanır. Sanatçının başarısı burada öne çıkar. Okuru kurmaca dünyaya çekemeyen romanın sanat değerinden söz etmek ne derece doğrudur?

       Okuyucu edebî eser vasıtasıyla farkında olmadan eğitilir. Belki de bir ömür boyu gidemeyeceği mekânlara gider, tanıyamayacağı insanları tanır. Birçok zorlu deneyime romanlar sayesinde ulaşır. Dostoyevski ve Tolstoy olmasaydı Rus insanı hepimiz için bilinmeyen özellikleri kimliğinde barındıran kuzeyin gizemli insanlarıydı. Edebî eser aynı zamanda insanın kendisini tanımasına katkı sağlar. Okuyucu okuduğu eserlerin kurmaca dünyası ile kendi dünyasını kıyaslar. Okuduğu eserdeki kişilerin davranışlarından hareketlerinden dersler çıkarır.

       Batılı bir tür olan roman, Türk edebiyatında halkı eğitmek için bir araç olarak değerlendirilmiştir. Özellikle Tanzimat romanı topluma yeni bir bakış açısı kazandırmayı amaçlamıştır. Tanzimat’la başlayan Batılılaşma süreci ve bu sürecin toplumdaki etkisi Tanzimat romanında işlenen başlıca temalardan olmuştur.

       Cumhuriyet Dönemi Türk romanında da romancılar toplumu aydınlatmayı, ona yol göstermeyi, yurt sevgisini kazandırmayı ilke olarak benimsemişlerdir. Yazarlar toplum sorunlarıyla ilgilenmişler ve topluma yol göstermişlerdir.

       Türk romancıları toplumu bilinçlendirmek maksadıyla romana işlevsel rol kazandırmışlardır. Cumhuriyetle birlikte yazar, yaşadığı dünyayı değiştirmeye çalışırken romandan yararlanmıştır. Bütün toplumsal olaylar romancının kurmaca dünyasında kendisine yer bulmuştur. Roman insanın yeryüzündeki macerasını doğrudan ve etkili olarak anlatan edebî türdür.

       Sanatın toplumsal bir işlevi vardır. Sanatçı dün olduğu gibi bugün de yarın da yaşadığı toplumun hayatından ister istemez esinlenecektir.

 

 

 



Bu yazı 3083 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI