Örnek HTML sayfası
Bugun...


Mehmet Necati DEMİRCAN


Facebookta Paylaş









BABAANNEMİN SAÇLARI
Tarih: 01-02-2020 13:49:00 Güncelleme: 01-02-2020 13:49:00


Babaannem bizde kalıyordu. Sessizce odasına girdim. Melek gibiydi. Onu uyurken seyretmek, nefes alışını duymak, pamuk ellerini ellerimin arasına alıp öpüp koklamak istedim. Gözleri kapalı, huzur içinde uyuyordu. Ben onu çok seviyordum. O da beni sever, göğsüne bastırır öper, koklardı.

 

Beyaz başörtüsünün altında başörtüsü gibi beyaz saçları vardı. Benimki siyah mı siyah onunki beyaz mı beyaz… “Benimki de seninki gibi beyaz olacak mı babaanne?” dediğimde “Olacak kızım, Allah o günleri sağlıkla görmeni nasip etsin.” derdi. Bense beklemeye sabrı olmayan çocuk aceleciliğiyle bir an önce saçlarımın ipek gibi bembeyaz olmasını isterdim.  Babam “O saçların her bir telini çekilen sıkıntılar beyaza boyuyor kızım, inşallah senin saçların sıkıntıdan değil de yaşlılıktan beyazlar.” derdi.

 

Dedem, öldüğünden beri yüzünde beliren hüzün bir türlü yerini gülümsemeye bırakmamıştı. Zaman zaman yüzünde beliren geçici gülümsemeler de uzun süreli olmazdı. Ben bir insanın eşini, ruh ikizini kaybetmesinin ne demek olduğunu çocuk yaşımda babaannemin yüzünde gördüm. Ruhunda doldurulamaz bir yalnızlık duygusunun verdiği büyük bir boşluk vardı. Dedemden sonrası içine sürüklendiği bu hüznü ne yapsak da dağıtamıyorduk.

 

En mutlu olduğu yer kendi eviydi ama yaşlı ve hastaydı. Felç geçirmişti. Babaannemin evi onun sağlığı için uygun değildi. Babama kızar,

 

—Beni biraz evime götür, derdi.

 

Babam:

—Anne o soğuk evde hasta oluyorsun. Diyelim ki evine götürdüm, evde kimse oturmadığı için mutfak tamtakır. Ne yiyip ne içeceksin?

 

—Ben aldırırım bir şeyler, derdi.

 

Babam korkardı, babaannemin düşüp bir yerini çarpmasından ama onu kırmak da istemezdi. Önceden gider sobayı yakar, alışveriş yapar, sonra da babaannemi evine götürürdü. Babaannem o eve girince hayat bulurdu. Bu mutluluk akşama kadar sürer havanın kararmasıyla birlikte babamla babaannem eve dönerdi. Babaannem bütün gün evinde neler yaptığını anlatırdı.

 

Babaannemin bizde kaldığı zamanların en güzel anlarından biri de onun banyo yapmasıydı. Annem, ablam ve ben babaannemi banyo için hazırlardık. Banyodan çıkınca annem saçlarını tarar, örerdi. Ben hayranlıkla seyrederdim. Kaç kez örmek istedimse babaannemin saçlarını.

 

—Sen küçüksün, büyüyünce örersin, derdi annem.

 

Küçük olmak, küçüklükten dolayı bir şeyleri yapamamak babaannemi daha iyi anlamamı sağlıyordu. Bir an önce büyümek istiyordum. Büyüyecek o pamuk saçları tarayıp örecektim.

 

Babam ve annem işe giderdi. Ben ve ablam da okula giderdik. O, gün boyu evde yalnız kalırdı. Hele kış mevsimi gelip çattığında evde gönüllü tutsak hayatı yaşamak, hareketlerini kısıtlayan hastalığı ve içinden bir türlü atamadığı dedemi kaybetmenin acısı…

 

Dedem öldüğü zaman çok ağlamıştık. En çok da babaannem ağlamıştı. Dedemi çok seviyordu. Dedemin gülen gözleri vardı. Her şeye iyimser yaklaşırdı. Onun gözlerinden yayılan mutluluk hepimizi sarıverirdi, babaannem de bu mutluluktan payını alırdı.

 

Elerini ellerimin arasına alınca hemen uyanıverdi. Bana sarıldı, öptü,

—Erken mi uyandın? Elimden tut da kalkayım, dedi.

 

Yataktan zor kalkıyordu. Ellerinden tuttum. Kalktı. Elini yüzünü yıkamasına, elbisesini giymesine yardım ettim.  Hafta sonu olduğu için hepimiz evdeydik. Tatil günleri babaannemin en mutlu günleriydi

 

Havalar güzel olduğunda pikniğe giderdik. Babaannem çok mutlu olurdu. Ona gölge bir yer bulurduk. Kilimi serer üzerine minder koyardık. Babaannem mindere otururdu. Babam mangalı yakar, annem sofrayı hazırlardı. Biz de ablamla yardım ederdik. Babaannemin ağzında takma dişleri vardı. Sert yiyecekler yiyemezdi. Ona özel yemekler hazırlardık. Çabucak yorulurdu. Oturmaktan da yorulurdu. Eve dönerdik.

 

Ne yapsak ne etsek çare olmaz sıkılırdı, amcamların evi babaannemin evine yakındı.  Bir yere sığamadığı zamanlarda amcamlara giderdi. Babaannem bizden ayrılıp amcamlara gittiği zaman onun eksikliği hemen belli olur, onun yokluğunu bir türlü kabullenemezdim.

 

Annem:

—Yarın büyüyeceksin, belki de başka bir şehirde üniversiteye gideceksin, o zaman sen nasıl yapacaksın kızım? Babaannenin istediği gibi yaşamak hakkı… Gittiği yer de oğlunun yanı, derdi. Bu sözler beni avutmazdı.

 

Babaannem amcamlarda kalıyordu. Çoğu zaman onu görmeye gidiyorduk. Biz gelince çocuklar gibi seviniyordu. O evde de bizdeki gibi yalnızdı. Amcam da eşi de çalışıyordu. “Yalnızlık çok kötü kızım.” diyordu. Yalnız kalmadığım için bilmiyordum, anlayamıyordum yalnızlığın nasıl bir şey olduğunu.

 

Yaz tatiliydi. Artık babaannem bizde kalacaktı. Babam onu getirmek için amcamlara gitti. Telefon çaldı. Annem açtı, gözlerinden yaşlar boşandı, donup kaldı. Kötü bir şey olmuştu, anlamıştım. Hemen annemin yanına koştuk. Babaannemizin öldüğünü söyledi. Çığlık çığlığa ağlamaya başladık. Hayatımızdan bir parça kopup gitmişti. Ben artık onun pamuk saçlarını öremeyecektim.

 



Bu yazı 444 defa okunmuştur.

Alican Yapraklı / 01-02-2020 17:40

Yazınızı okurken babaannem gözümün önüne geldi. Çok duygulandım. Güzel bir yazıydı.



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
172 Okunma
168 Okunma
164 Okunma
149 Okunma
147 Okunma
145 Okunma
142 Okunma
139 Okunma
133 Okunma
130 Okunma
128 Okunma
125 Okunma
688 Okunma
513 Okunma
500 Okunma
423 Okunma
346 Okunma
338 Okunma
326 Okunma
314 Okunma
295 Okunma
295 Okunma
289 Okunma
280 Okunma
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI