Bugun...


Mehmet Necati DEMİRCAN


Facebookta Paylaş









CERVANTES’İN HAYATINDA TÜRKLER
Tarih: 01-12-2018 12:28:00 Güncelleme: 01-12-2018 12:28:00


       Ünlü Don Quijote’nin yazarı Servantes’in tam adı Miuel de Cervantes de Saavedra’dır.  Cervantes; 1547 yılında İspanya’da, Alcalá de Henareş'de doğdu. Cervantes doğduğunda İspanya ile Osmanlı İmparatorluğu Akdeniz'de birbirine rakip iki devletti ve zaman zaman karşı karşıya geliyorlardı. Osmanlı Devleti 1453 yılında Bizans’ı tarih sahnesinden sildikten sonra Anadolu birliğini sağlamış, ardından da Avrupa’da fetihlere girişmişti. İspanya ise 1492’de Müslümanların son kalesi olan Gırnata’yı ele geçirmişti. İster istemez bu iki devlet hâkimiyet kurmak istedikleri Akdeniz’de karşı karşıya gelecekti.

       Cervantes'in gençlik dönemiyle ilgili yeterli bilgi bulunmamaktadır. Babasının bir cerrah olduğu, ailenin babanın borçlarından dolayı İspanya’da sürekli yer değiştirdiği bilinmektedir. Bu göçebe hayatın sonucu Cervantes iyi bir eğitim alamamıştır.

       Cervantes, zor bir çocukluk ve gençlik dönemi geçirdi. 1568 yılında Madrit’te bir kadın meselesi nedeniyle düelloda rakibini kılıçla ağır bir şekilde yaraladı. O dönemde İspanya’da düello yasaktı. Düello yapanlara ağır cezalar verilmekteydi. Başına gelecekleri tahmin eden Cervantes, olay yerinden kaçtı. Gıyabında yargılandı,  sağ elinin bilekten kesilmesine ve on iki yıl İspanya dışına sürülmesine karar verildi.

       Cervantes, İtalya'ya kaçtı. 1559 yılının Aralık ayından 1570 yılının Temmuz’una kadar İtalya’da Kardinal Acquaviva'nın hizmetini gördü.

       Bir yandan da kader ağlarını örmeye başlar, Osmanlıların Kıbrıs’ı fethetmesi Hıristiyan dünyasını derinden sarsmıştır. Papa V. Pius büyük bir haçlı seferi düzenlenmesini emreder.  Papa’nın çağrısına uyan Cervantes, Napoli’ye giderek III. İspanyol Alayı’na asker yazılır. Savaş için yola çıkan Cervantes, La Marquesa adlı İspanyol kadırgasında görevlendirilir.

       Haçlı donanması ile Osmanlı donanması 7 Ekim 1571’de İnebahtı’da karşılaşır. İnebahtı, bugünkü Yunanistan'da Korent Körfezi yakınlarındadır. Osmanlı ordusu 20 000 şehit verir, 3460 da esir... Osmanlı, İnebahtı Savaşı’nı kaybeder ama Cervantes bu savaşta göğsünden ve sol elinden yaralanır. Sol eli kullanılamayacak derecede yaralanmıştır, artık ona “El Manco de Lepanto” adı verilir. Lepanto, İnebahtı’nın Latince karşılığıdır. Cervantes’e verilen ad, İnebahtı’nın Tek Kollusu anlamına gelmektedir.

       Sokollu Mehmet Paşa İnebahtı yenilgisini değerlendirirken Venedik sefiri Antoina Barbaro'ya “Biz Kıbrıs’ı alarak sizin kolunuzu kestik, siz İnebahtı’nda bizi yenmekle, sakalımızı tıraş ettiniz. Kesilen kolun yerine yenisi gelmez fakat kesilen sakal daha gür çıkar.” demiştir. Altı ay gibi kısa bir süre sonra da büyük bir donanma oluşturmayı başarır Osmanlı.

       Cervantes’in haçlı ruhu depreşir, yarası iyileştikten sonra 1572-1574 yılları arasında Korfu, Navarin, Tunus ve Goleta'da Türklere karşı savaşır. Amacı donanmada terfi etmektir. Çok istemesine rağmen yüzbaşı rütbesine yükseltilmez, bunun suçlusu sol kolunu kullanılmaz hâle getiren Türklerdir. Yüzbaşı olamayınca askerlikten ayrılmaya karar verir. Artık şansını sivil hayatta deneyecektir.

       İspanya’ya döndüğünde iş bulabilmek amacıyla Don Juan de Austria ve Sessa Dükü'nden İspanya Kralı'na hitaben tavsiye mektubu alır. 1575 yılı Eylül ayında kardeşi Rodrigo ile birlikte bindiği gemi, İspanya’ya doğru yol almaktadır. Tam bir hayal kırıklığı içindedir. Hiçbir şey umduğu gibi gerçekleşmemiştir. Akdeniz’de Türklerle giriştiği birçok muharebeden sağ kurtulmayı başarmış fakat orduda yükselememiştir. Orduda ulaşamadığı şöhrete sivil hayatta ulaşacaktır.

       Gemi, Fransa’nın güneyinde bulunan Tres Marias limanı önlerine geldiğinde karşılarına Cezayir’den gelmekte olan dört Osmanlı kadırgası çıkar. Cervantes kaderin böylesine lanetler okur. İspanya hayaliyle başlayan yolculuk geminin ambarında Cezayir’de son bulur.

       Cezayir Beylerbeyi Hasan Paşa Cervantes’e iyi davranır. Cervantes’in üzerinde İspanya kralına hitaben yazılmış mektup vardır. Demek ki bu yolcular İspanya kralı için önemli kişilerdir. Öyleyse iyi bir fidye karşılığı teslim edilmelidir.

       Cervantes, Cezayir’de beş yıl kalır. Dört kez kaçma girişiminde bulunur. Başarısız olur. İkisinin sorumluluğunu üzerine alır. Hasan Paşa, onun bu dürüstlüğünü ödüllendirir; Cervantes’i ağır işlerde çalıştırmaz.

       Ailesinin 1577 yılında olağanüstü çabayla bir araya getirdiği para sadece kardeşi Rodrigo’nun fidyesini karşılar. Cervantes çaresizdir. Kral II. Philip'e bir manzum mektup yazar, yardım ister. Cervantes’in çabaları sonuç verir, 500 İspanyol altını tutarındaki fidyesini Triniten tarikatı toplar.

       Cervantes, 19 Eylül 1580’de esaret hayatından kurtulur, İspanya’ya döner. İş bulamaz, orduya katılmak ister ama kabul edilmez. Bulduğu küçük işlerde çalışır. Zamanını okumakla, yazmakla geçirir.

       Cervantes, en önemli eseri Don Quijote ile büyük bir şöhret yakalar. Eserlerinde Türklerden sıkça bahseder fakat eserlerinde yansıttığı Türk imajı müspet değildir. Bunda Cezayir’deki esaret hayatı etkili olmuştur fakat Cervantes, eserlerindeki olumsuz Türk imajını nefret boyutuna taşımamıştır.



Bu yazı 340 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI