Bugun...


Mehmet Necati DEMİRCAN


Facebookta Paylaş









DERVİŞ VAHDETİ
Tarih: 01-10-2019 11:35:00 Güncelleme: 01-10-2019 11:35:00


 

En tehlikeli düşman, bize benzeyip de bizden olmayandır.

Hz. Ali 

Derviş Vahdeti 1869 yılında Lefkoşa’da doğdu. Çok zor geçen çocukluğunun travmaları kişiliğini olumsuz yönde etkiledi. Babası Mahmut Ağa, ayakkabı ustasıydı. Bütün gün çalışmasına rağmen çok az para kazanıyordu. Aile soğuk kış gecelerini küçük bir evde bir yorgan altında titreyerek geçirdi, çoğu zaman bir sıcak çorba içemedi. Dört yaşında okula başladı. Kıbrıs’ın İngilizlere kiralanmasına, Osmanlı bayrağının indirilip yerine İngiliz bayrağının çekilmesine şahit oldu. On dört yaşında hafız oldu. On altı yaşındayken annesi intihar etti.

 

Medreseye girdi, Arapça ve fıkıh dersleri aldı. Nakşibendi tarikatına girdi. Yaşı yirmiyi bulmuştu. Adadaki İngiliz idaresinin güvenini kazanmak için çalıştı. İngilizce öğrenmek için gayret etti. Başındaki sarıkla İngilizce öğrenme gayreti Kıbrıs’taki dostlarınca hoş karşılanmadı. Derviş Vahdeti bir çıkış aradı, sınıf atlamaya çalıştı. Ada’daki ortamdan uzaklaşmak için İstanbul’a gitti. İki ay kaldı.

 

Kıbrıs’a döndü. İngilizcesi yetersiz de olsa Kıbrıs’ı yöneten İngiliz yönetiminde memur olmak için yol aradı. Buldu da bir süre sonra sarığı, cübbeyi çıkardı; Kraliçe adına düzenlenen balolarda redingotlu, eldivenli Batılı yaşam biçimini benimsemiş bir kişi olarak göründü.

 

 Yükseldiği her aşama bir süre sonra onun gözünde anlamını yitiriyor, önünde daha büyük bir hedef beliriyordu. Zihni İstanbul ile meşguldü. Bu küçük ada hayallerini gerçekleştirmek için küçüktü.

 

Vahdeti, 1902 yılında İstanbul’a geldi. Bir süre sonra parası bitti. Dahiliye Nazırı Memduh Paşa’ya yazdığı mektup neticesinde İskân-ı Muhacirin dairesinde iş buldu. Ayrıca Memduh Paşa yalısında da imamlık yapıyordu. Dairede kendisine verilen görevi yeterli bulmadı. Velinimeti Memduh Paşa’ya kızdı, onu Saray’a jurnalledi. Padişah, Vahdeti’nin yazdığı dilekçeyi Memduh Paşa’ya gösterdi. Bu kadarı da fazlaydı. Vahdeti, 34 gün tutuklu kaldı. Daha sonra Mekke vapuruna bindirildi Samsun yoluyla Diyarbakır’a sürüldü. Yanında hasta eşi de vardı.

 

Derviş Vahdeti, Diyarbakır’da Ziya Gökalp ile tanıştı. Şeyh Hacı Ahmet ile görüşerek dinî bilgilerini artırdı. Vahdeti ismini benimsedi. Zorunlu Diyarbakır ikameti sırasında bir yandan İstanbul’a af dilekçeleri yazdı diğer taraftan da sazlı, sözlü içkili meclislerde ud çaldı, şarkılar söyledi.

 

Diyarbakır’daki telgrafhane işgaline katıldı. Karışıklıktan yararlanarak eşini de orda bırakıp Kıbrıs’a kaçmak için Bektaşi kılığında yola çıktı. Birecik’te yakalandı. Elleri kelepçeli olarak jandarma eşliğinde yaya olarak Diyarbakır’a götürüldü.

 

Üç buçuk yıl süren sürgün hayatı Meşrutiyet’in ilanı ile son buldu. Kıbrıs’a gitti. Oradaki malını mülkünü sattı. İstanbul’a döndü. İstanbul’a döndüğünde çok farklı bir ortamla karşılaştı. Meşrutiyetin getirdiği hürriyet ortamında birçok farklı düşünce gelişip yayılma imkânı bulmuştu. İngilizler, İstanbul’daki dinî hareketleri destekliyordu. Kıbrıs’ta İngiliz terbiyesiyle yetişen ve İngiltere’yi medeniyetin merkezi olarak gören Derviş Vahdeti bu ortamdan yararlanmak ve öne çıkmak amacıyla bir gazete kurmaya karar verdi ama ekonomik imkânı yoktu.

 

İttihatçılar Meşrutiyet’in ilanını sağlamıştı fakat eski nazırlar görev başındaydı. İttihatçılar idari kadrolarını oluşturana kadar geri planda kalmakta kararlıydı. İngilizler, Almanya ile olan bağlarından dolayı İttihatçılara sıcak bakmıyordu. İttihat ve Terakki Fırkasının mağlubiyeti için çalışma başlattılar.

 

Derviş Vahdeti, gazetenin maliyetini karşılamak amacıyla Saray’a başvurdu. Vahdeti’nin başvurusu önce reddedilse de daha sonra hemşerisi Kâmil Paşa’nın ve Enderunlu Lütfi’nin yardımıyla 450 lira tahsisat almayı başardı. Dinî ve siyasi bir gazete olan Volkan böylece yayın hayatına dahil oldu.

 

Derviş Vahdeti, gazetesiyle İttihat ve Terakkiye savaş açtı. Kâmil Paşa’yı ve İngiliz siyasetini destekledi. Gazeteyle yetinmedi, on yıl önce yurtdışında kurulan İttihat-ı Muhammediye Cemiyetini İngilizlerin desteğiyle İstanbul’da canlandırdı. Cemiyetin açılışından sonra Volkan’daki yazılarında muhalefetin dozunu artırdı. Bir zaman sonra Vahdeti’nin görüşleri halk arasında kabul gördü, taraftar kitlesi büyüdü.

 

30 Mart’ı 31 Mart’a bağlayan gece Meşrutiyeti korumak amacıyla Selanik’ten gönderilen avcı taburları Meşrutiyet’e karşı ayaklandı. İsyana halk da katıldı. Meclis kuşatıldı. Adliye nazırı Nazım Paşa, Lazkiye mebusu Aslan Bey ve yedi subay öldürüldü. Tanin ve Şurayı Ümmet gazetelerinin İttihat ve Terakki Cemiyetinin merkezleri basıldı. Yağma başladı.

 

Rumeli’deki 3. Ordu harekete geçti. Hareket Ordusu Kolağası Mustafa Kemal Bey’in komutasında İstanbul’a yürüdü. Hareket Ordusu kısa sürede duruma hâkim oldu. İsyanın elebaşları korku içinde İstanbul’dan kaçış yolları aradı.

 

İstanbul’dan kaçmaya çalışanlar arasında Derviş Vahdeti de vardı. İngilizci Sait Paşa’dan yardım istedi. Onun tavsiyesi ile Şehzade Vahdettin’in sarayına sığınmak istedi fakat Vahdettin kabul etmedi. İttihat-ı Muhammedi Cemiyetinin taraftarları yardımıyla kaçış planı yaptı. Kıyafet değiştirerek İzmir’e, oradan da deniz yoluyla Avrupa’ya gitmeye karar verdi. İzmir’e ulaştı. Para bulmak amacıyla hemşerisi Abdullah Nâdirî’den yardım istedi. Onun ihbarıyla yakalandı. İstanbul’a gönderildi.

 

Kurtulmak için her yolu denedi. Hareket Ordusu Kumandanlığına dilekçe verdi, dilekçesinde deli olduğunu belirtti, mahkemenin bu durumu dikkate almasını istedi. Divanıharpta yargılandı 31 Mart Vakası’nın sorumlusu olarak idama mahkûm edildi.

 

 



Bu yazı 951 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
154 Okunma
148 Okunma
142 Okunma
133 Okunma
131 Okunma
131 Okunma
128 Okunma
126 Okunma
123 Okunma
122 Okunma
122 Okunma
121 Okunma
403 Okunma
389 Okunma
261 Okunma
248 Okunma
237 Okunma
213 Okunma
208 Okunma
201 Okunma
190 Okunma
187 Okunma
182 Okunma
178 Okunma
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI