Örnek HTML sayfası
Bugun...


Mehmet Necati DEMİRCAN


Facebookta Paylaş









DİNLEME
Tarih: 01-11-2020 11:01:00 Güncelleme: 01-11-2020 11:02:00


Dinlemiyoruz. Dinlemediğimiz için de mesajı algılamıyor, zihnimizde anlamlandıramıyoruz. Sürekli konuşmak, acıkan dilimizi doyurmak istiyoruz. Dinlemeye tahammülümüz olmadığı için karşımızdaki kişiyi konuşturmamaya odaklanıyoruz.

 

Derste öğrenci söz alıp kendisini ifade ederken diğer öğrenciler onu dinlemeksizin söz istiyor. Televizyonlardaki tartışma programlarında topluma örnek olacak insanların dinleme becerilerinin yeterince gelişmediğine tanık oluyoruz. Mütemadiyen konuşmak istiyor. Bazen de aralarından çıkıyor. Bekliyor ki kendisine söz hakkı verilsin, sırası gelene kadar ağzını açmıyor, sürekli not alıyor. Sıra kendisine geldiğinde aldığı notlar doğrultusunda konuşmaya başlıyor. Birkaç cümle sonra diğer konuşmacı araya giriyor, sözünü kesiyor, konuşturmuyor. Toplum da söz keseni, dinlemeyeni ayıplamıyor, aksine onaylıyor. “Helal olsun, ağzını açtırmadı, tek kelime ettirmedi,” diyor.

 

Konuşma yüceltiliyor; dinleme, ihmal ediliyor. Konuşma için saatlerce hazırlık yapılıyor fakat dinleme için hazırlığa ihtiyaç duyulmuyor çünkü dinlemeye önem verilmiyor oysaki iletişimin yüzde kırk beşi dinlemeye dayanıyor.

 

Kulaklarımızın bir sesi algılaması işitmedir. Bunun için bir ses kaynağına ve onu algılayacak bir çift kulağa ihtiyaç vardır. Dinlemede ise algıladığımız sesi çözme ve değerlendirme zorunluluğu vardır. Dinleme dikkat etmeyi ve işitileni değerlendirmeyi gerektirir. Günlük yaşamın her anında birçok ses işitiriz fakat onların hepsini çözme, değerlendirme ihtiyacı duymayız.

 

Dinlemek için enerji gerekiyor. Yoğunlaşmamız gerekiyor. Yani emek, çaba gerekiyor. Dinliyormuş gibi yapıyoruz. Hele bir de ortam uygunsa konuşmacının sesi bir süre sonra ninni gibi geliyor, gözkapaklarımız ağırlaşıyor.

 

Dinleme çok önemlidir. İnsanın kafası başka bir şeyle meşgulken ona söylenen sözü çözümleyip kafasında anlamlandıramaz. Dinleme gerçekleşmeyince çok tehlikeli sonuçlarla karşılaşılabilir. Komutanını dinlemeyen bir asker hem kendisinin hem de arkadaşlarının hayatını tehlikeye atabilir. Kuledeki görevlinin mesajını dinlemeyen pilot uçağı düşürebilir. Dersi dinlemeyen öğrenci öğrenemez. Eksik bilginin telafisi oldukça güçtür.

 

Dinlemeye vaktimiz yok. Hızlı yaşıyoruz. Sembollerle anlaşıyoruz. Okuyacağımız metin birkaç cümleyi geçmemeli, dinleyeceğimiz konuşma az ve öz olmalı. Ne yazık ki toplumda böyle düşünüp böyle yaşayan çok sayıda insan var. Onun için öyle uzun uzun roman okumuyor. Gazetelerin başlıklarına bakıyor. Birkaç cümleden sonra karşısındakini dinlemiyor.

 

Acaba her şeye yeni baştan başlamak mı lazım? Öncelikli görev aileye düşüyor. Çocuk evde konuşma ve dinleme adabını evde öğrenecek. Yanlış öğrenileni düzeltmek kolay olmuyor.

 

                                                                                                                        

 

 

 

 



Bu yazı 4339 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
1319 Okunma
1207 Okunma
1160 Okunma
1133 Okunma
1114 Okunma
1096 Okunma
1096 Okunma
1091 Okunma
1017 Okunma
1008 Okunma
693 Okunma
686 Okunma
4849 Okunma
4620 Okunma
4557 Okunma
4332 Okunma
4330 Okunma
4273 Okunma
4128 Okunma
3760 Okunma
3272 Okunma
3118 Okunma
3101 Okunma
2982 Okunma
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI