Bugun...


Mehmet Necati DEMİRCAN


Facebookta Paylaş









KAFKAS İSLAM ORDUSU VE İLK SİLAH FABRİKAMIZ
Tarih: 01-11-2019 11:10:00 Güncelleme: 01-11-2019 11:10:00


1. Dünya Savaşı, Osmanlı Devleti için acı tecrübelerin bakiyesidir. Osmanlı Devleti’nin bu savaşa katılma sebebi olarak Enver Paşa’nın Alman hayranlığını görenler, şavaş sırasında Osmanlı Devleti ile Almanya’nın müttefik oldukları hâlde savaşın eşiğine geldiklerini unutmamalıdır.

Osmanlı Devleti, 1. Dünya Savaşı’na Almanya ile 2 Ağustos 1914 tarihinde imzaladığı gizli anlaşma sonucu girdi. Şartlar farklıydı, Osmanlı ekonomisi çökmüştü, silah ve cephane yoktu. Askerin ayağında ayakkabı, sırtında üniforma yoktu. Bir yandan da yaklaşan bir savaşın ayak sesleri duyuluyordu. Osmanlı aydınları durumun farkındaydı ama yapabilecekleri fazla bir şey de yoktu. İttifak arayışlarına giriştiler fakat zamanın emperyal devletleri “hasta adam” olarak niteledikleri Osmanlı Devleti ile herhangi bir ittifak içinde olmak istemediler. Kala kala Almanya kaldı. Almanya da Osmanlıya muhtaçtı, cepheyi genişletmek için bu gizli ittifak anlaşmasına razı oldu. Böylece dört yıl sürecek acımasız bir savaşın içine girildi, on farklı cephede savaşıldı.

12 Mart 1917 tarihi, dünya dengelerini köklü bir şekilde değiştirdi. Rusya’da çarlık devrildi. Yeni yönetim savaştan çekildi.

28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Millî Şurası tarafından Azerbaycan Cumhuriyeti ilan edildi. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Mehmet Emin Resulzade “Bir kere yükselen bayrak bir daha inmez!” dedi. Dedi ama Bolşevik Ruslar, Gürcüler, Ermeniler ve Almanlar bağımsız bir Azerbaycan istemiyordu. Ermeni ve Bolşevik çetelerince başta Bakü olmak üzere Azerbaycan’ın birçok kenti işgal edildi. 

4 Haziran 1918’de Azerbaycan, Osmanlı Devleti’nden askerî yardım istedi. Osmanlı zor durumdaydı. Yine de bir umut çiçek açmıştı Kafkaslarda. Enver Paşa, varını yoğunu koydu ortaya. Elinde kalan ne varsa bir de Romanya’dan dönen yorgun savaşçılar. Azerbaycan’ın imdadına ses verdi. Kafkas İslam Ordusu’nu kurdu. 28 yaşındaki kardeşi Nuri Paşa’yı (Killigil) başına geçirdi ordunun.

Almanya, Osmanlı Devleti’nin Bakü harekâtına karşı çıktı. Gürcülerle anlaştı, ikmal yollarını kestirdi. Silah ambargosu uyguladı. Asker cephanesiz kaldı. Gerilim doruk noktaya ulaştı, Almanların tehditleri havada uçuşuyordu, Almanya ile savaşın eşiğine gelindi. Peki ama neden? Alman hayranı Enver Paşa, niçin Almanlara direniyor, savaş içinde savaşı göze alıyordu. Enver Paşa, savaşı kaybetme ihtimalini görmüş, umudunu Kafkas İslam Ordusu’na bağlamıştı.  

Almanya, Rusya ile petrol karşılığı anlaşmış müttefikini satmıştı. Kafkas İslam Ordusu’na hiçbir yardımda bulunmayacak, engellemek için elinden geleni yapacaktı. Devletlerin dostluğu çıkarıyla doğru orantılıydı. Enver Paşa, ihanetin her türlüsünü gördü. Pes etmedi. Her türlü engellemeye karşılık Kafkas İslam Ordusu Bakü’ye doğru yola çıktı.

Kafkas İslam Ordusu Gence’ye ulaştı. Oradan Bakü’ye… Şiddetli çarpışmalar sonucu 1130 şehit verildi. 15 Eylül 1918 tarihinde Bakü işgalden kurtarıldı.

Osmanlı Devleti en güç koşullarda Bakü’yü kurtarmıştı fakat Suriye cephesinde durum hiç de iç açıcı değildi. Suriye ve Filistin cephesinde İngilizleri durduramayan Osmanlı Devleti ateşkes istemek zorunda kaldı. Emperyalist ülkeler hazırdı. Mondros Mütarekesi imzalandı. Osmanlı ordusu savaştan önceki sınırlarına çekilecekti. Kafkas İslam Ordusu çağırıldı. Doğu Anadolu’daki Kazım Karabekir komutasındaki 15. Kolorduya katıldı. Nuri Paşa, Kars ve Erzurum’daki atölyelerde bozuk silahları tamir etmeye başladı. Bakü seferinde cephanenin, silahın ne denli önemli olduğunu yaşayarak öğrenmişti. Bağımsızlığı korumanın yolunun savunma sanayiinden geçtiğine şahit oldu.

Bakü savunmasızdı. Kurtlukta kanunsa düşeni yemekti. 28 Nisan 1920’de Rus ordusu Azerbaycan’ı işgal etti.

Nuri Paşa, İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Savaştan sonra 1933’te Zeytinburnu’nda bir soba fabrikası satın aldı. Aklı fikri silah sanayisindeydi. Kısa sürede fabrikayı silah fabrikası hâline getirdi. Çalışmalarını Atatürk de destekledi. İstanbul Sütlüce’de ikinci silah fabrikasını kurdu. Kendi adıyla anılan 9 mm.lik yarı otomatik tabanca üretti. Birçok ülkeye silah ihraç etmeye başladı. Bunlar arasında Suriye ve Mısır’da vardı. 14 Ağustos 1947’de Sütlüce’deki fabrikada yangın çıktı. Fabrika havaya uçtu. Nuri Killigil’in bedeninden birkaç parça bulabildiler. Cenaze namazı bile kılınmadı.

 



Bu yazı 338 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI