escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...


Mehmet Necati DEMİRCAN


Facebookta Paylaş









SOKRAT İNCESU
Tarih: 01-07-2018 10:45:00 Güncelleme: 01-07-2018 10:45:00


       Sokrat İncesu, Kayseri/İncesulu bir Rum... İncesu’da bozkırın çocuğu olarak dünyaya geliyor. Müslümanlarla Hıristiyanların birlikte dostça yaşadıkları bir dönem... Batı’nın Osmanlı coğrafyasında yaşayan azınlıklara yönelik kışkırtıcı politikalarının etkili olmadığı bir dönemde aile İstanbul’a göç ediyor. Sokrat, İmparatorluk başkentinin imkânlarıyla iyi bir eğitim görüyor. Harp Okuluna giriyor.

       1908’in 11 Temmuzunda İstanbul’da Şehzadebaşı’ndaki evlerinin karşısında toplanan halkın “Yaşasın hürriyet, kahrolsun istibdat, yaşasın Enverler, yaşasın Niyaziler” haykırışları duyuluyor. Meşrutiyetin ilanına tanık oluyor. Ardından 31 Mart Vakası...

       Selanik’ten gelen Hareket Ordusu askerleri isyanı bastırıyor, Taşkışla bombalanıyor. İsyancılar teslim oluyor.

       Öyle bir dönem ki geceler bütün kandillerini söndürmüş. İttihatçı subaylar Trab­lusgarp’ı kurtarmak için canla başla mücadele ediyor. Zafere doğru yürürlerken Balkan Harbi bir facia şeklinde yürekleri dağlıyor. Bütün Balkan coğrafyası kaybediliyor, İstanbul Balkanlardan gelen gözü yaşlı, yüreği yaralı muhacirlerden geçilmiyor. Bir de Bulgar ordusu Çatalca’ya dayanmış, Edirne kuşatma altında, direnmeye çalışıyor.

        Enver Paşa’nın Babıali baskını, Nazım Paşa’nın öldürülmesi, İttihatçıların tekrar iktidara gelmeleri... Sadrazam ve Harbiye Nazırı Mahmut Şevket Paşa’nın katledilmesi, Enver Paşa’nın harbiye nazırı olması, Birinci Cihan Harbi...

       Osmanlı Devleti’nin sıkıntılı bir döneminde Harp Okulunu bitiriyor. Makineli Bölük Komutanı olarak Kafkasya'da, Filistin’de, Arabistan çöllerinde görev yapıyor.

       Cephede bulunduğu sırada günlük tutuyor Sokrat, fakat Filistin Cephesi’nde İngilizlere esir düşünce defterini elinden alıyorlar. Kalakalıyor... Bir sürü yaşanmışlıkların tanığı defterine bir daha kavuşamıyor.

       Çanakkale cephesi Sokrat için bir dönüm noktası. Sokrat için ölümün kıyısına kadar gittiği bir yer Çanakkale. Sadece onun için mi bütün Türk milleti için de bir var olma savaşı Çanakkale. Türk’ün son kalesi...

       Sokrat İncesu Çanakkale için “Dünyayı yenenlerin yenildikleri yer!” tabirini kullanıyor.

       Balkan Harbi’nden sonra İstanbul’daki görevine dönüyor. 1915 yılında İstanbul’da Haydarpaşa’da bulunan Maltepe Piyade Atış Bölüğü’nde görevliyken yeni bir emirle Beşinci Ordu Karargâhı’na tayin ediliyor. Beşinci Ordunun kumandanı Alman Generali Liman von Sanders Paşa.

       18 Mart 1915 yılının Cuma günü akşamı Harbiye Mektebine gitmek üzere Köprüde yürürken yolda karşılaştığı inzibat, derhal kıtasına dönmesi emrini ulaştırıyor. Sokrat Efendi, askerleriyle birlikte Çanakkale’de buluyor kendisini.

       İtilaf Devletleri donanması Çanakkale Boğazı’nı zorlamaktadır. Osmanlı ordusu savaş tarihine geçecek stratejilerle düşman donanmasını büyük bir yenilgiye uğratıyor. Bu durumu sabaha karşı öğrenen Sokrat Efendi ve askerleri sonsuz bir sevinçle birbirine sarılıyor. Balkanlarda kırılan Türk gururu tekrar şahlanmıştır. İstanbul bayram yeridir.

       On beş gün sonra Sokrat, tekrar hareket emri alıyor. Birliğiyle birlikte Gelibolu’ya gidecektir. Düşmanın, Çanakkale’ye çıkarma yapma ihtimali vardır.

       1915 yılının Nisan ayında düşman donanması Saroz Körfezi’nden Gelibolu’ya aşırtma top atışlarına başlıyor, bir yandan da düşman uçaklarının attığı bombalar...

       Sokrat Efendi’nin birliği Arıburnu’nun sol tarafındaki Kanlısırt adı verilen tepedeki 57. Alay’a takviye olarak gönderiliyor.

       Bu şerefli görevin kendisine verilmesinden dolayı çok mutludur. Askerleri de kendisiyle aynı duyguları paylaşmaktadır. Sanki zafer ışıkları karşı sırtlarda parlamaktadır.

       Alınan istihbarat sonucu düşmanın taarruza geçmeye hazırlandığını öğrenince bütün birlikler hazır vaziyette beklemeye başlıyor. Temmuz ayı ortalarında top atışları başlıyor. Bu, düşmanın taarruza geçtiğinin habercisidir. Karşılıklı top atışları, silah sesleriyle ortalık bir mahşer yeridir. Doludizgin bir süvari geliyor. Mustafa Kemal’in emrini getirmiştir. Emir, derhal 57. Alayın takviye edilmesidir. Sokrat Efendi’nin birliği 57. Alaya destek için yürüyüşe geçiyor.

       Kanlısırt’a geldiklerinde her tarafın yandığını, ortalığın toz duman olduğunu, kan ve barut kokusunun her yeri kapladığını görüyorlar. Alay müftüsü ellerini göğe kaldırarak “Allah, Allah!” diye haykırmaya başlıyor. Kanlısırt bir yanardağ gibidir.

       Sokrat Efendi askerlerini topluyor: “Bu girişeceğiniz mücadele bir vatan savunmasıdır. Canla başla savaşın!” diyor. Ardından süngü tak, ileri, emri... Gözlerinden iki damla yaş süzülüyor. Askerlerine göstermeden siliyor.

      Top ve mermi sesleri arasından artık boğaz boğaza bir kavga başlıyor. Kanlısırt adına yakışır şekilde kıpkırmızı oluyor. Süngüler işliyor, düşman kanlar içinde yere düşüyor, yere düşen “merhamet” diyor...

       Düşman silahlarını arkada bırakıp ricata başlıyor. Yaralıları ve teslim olan düşman askerlerini toplayarak cephe gerisine sevk ediyorlar. Düşman tekrar mevzilenmeye çalışıyor. Bu kez daha şiddetli bir taarruza geçiyorlar. Düşman Kanlısırt’ta tutunamıyor.

       Kanlısırt'taki sessizliğe rağmen Anafartalar'da çok şiddetli bir çatışmalar yaşanıyor. Düşman denizden ve karadan bölgeyi sürekli dövüyor.

       1915 yılının Temmuz ayı sonlarında Sokrat Efendi’nin birliği Maydos’a (Eceabat) sevk ediliyor. Kirte’de kanlı çarpışmalar yaşanıyor. Düşman gemileri karayı tarıyor. Bir bomba yakınına düşüyor Sokrat Efendi’nin. Yaralanıyor. Sıhhiye erleri cephe gerisine götürüyor onu. Kaymakam Ali Rıza Bey: “Vah yavrum, evladım Sokrat’ım... Seni de mi kaybettik?” diyor. Üç gün sonra Yalova Seyyar Hastanesinde gözlerini açıyor.

       Harbiye Nazırı Enver Paşa, Çanakkale cephesini gezerken Sokrat’ın durumunu öğreniyor. “Eyvah, yoksa bizim Sokrat mı?” diyor. Hastanede ziyaret ediyor Sokrat’ı, geçmiş olsun, diyor.

       Sokrat Çanakkale Savaşı gazi olarak tamamlayıp Bozcaada’ya yerleşiyor. Cumhuriyet sonrasında mübadelelerde Anadolu’daki Rumlar Yunanistan’a giderken o kalıyor. Sokrat kendini Türk hissediyor. Soyadı kanunu çıkınca bozkırın çocuğu memleketi İncesu’yu soyadı olarak alıyor. Bu topraklara ölümüne bağlı olarak yaşıyor.

       Çanakkale Savaşı sonrası evleniyor ama çocuğu olmuyor.

       Sokrat İncesu 1973 yılının başında ölüyor. Ada halkı Sokrat, Hıristiyan diye kiliseye haber veriyor. Papaz, Sokrat’ın evine geliyor. Yastığının altından bir Kur’an-ı Kerim bulunca “Bu Müslüman, İslami kurallara göre defnedilmeli.” diyor ve evden ayrılıyor.

       Ada halkı bu kez imama haber veriyor. İmam, “Müslüman olduğuna dair tek bir tanık yok.” diyor, kararsız kalıyor. Sonuçta Çanakkale kahramanı Sokrat İncesu, hiçbir tören yapılmadan Rum mezarlığında eşinin yanında toprağa veriliyor.

       Bozcaada’da kilisenin yanındaki pembe boyalı evin kapısında Sokrat’ın Evi tabelası asılı. Bunu gören turistler ünlü düşünür Sokrates’in evi sanarak bu pembe boyalı evi ziyaret ediyor. İçeri girdikten sonra Sokrat İncesu’yu tanıyorlar.

       Bu topraklardan Ali Kemaller de çıkmıştır, Sokrat İncesular da Sudanlı Zenci Musalar da...

 



Bu yazı 506 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI