Bugun...


Mehmet Necati DEMİRCAN


Facebookta Paylaş









AVEROF ZIRHLISI
Tarih: 03-04-2019 07:50:00 Güncelleme: 03-04-2019 07:50:00


     Denizler, tarih boyunca milletlerin birbiriyle olan ilişkilerini, refah seviyesini ve güvenliğini doğrudan etkilemiştir. Denizler üzerinde egemenlik kuran milletler dünya politikasında da belirleyici olmuştur. Gittikçe küreselleşen dünyada güvenlik, ekonomik istikrar ve uluslararası ilişkiler bakımından denizlerin önemi artmaktadır.

     Kıbrıs açıklarında keşfedilen doğalgaz yatakları Başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerin iştahlarını kabartmaktadır. Fiilen ikiye bölünmüş Kıbrıs adasının iki devletten oluşan yapısı Batılı ülkelerce kabul edilmezken yine bu güçler ulus devletleri parçalayarak rahatça kontrol edebilecekleri küçük devletçiklerin oluşması için her türlü çabayı alenen sergileme yolunu benimsemiştir. ABD’nin Irak’ta ve Suriye’de yaptıkları bu niyeti gözler önüne sermektedir. 

     Dünyadaki kısıtlı ekonomik kaynakları ele geçirerek kendi halkına yüksek bir refah düzeyi sağlamayı amaçlayan sömürgeci ülkeler, diğer ülkelerin güvenlik ve refahı için büyük bir tehdit hâlini almaktadır. Bu ülkelerle başa çıkabilmek için güçlü bir deniz gücüne sahip olmak gerekmektedir.

     Günümüz teknolojisinin sunduğu imkânlardan yararlanan gelişmiş ülkeler, deniz güçleri sayesinde dünyanın her yerine kısa sürede ulaşabilmekte, orada uzun süre kalabilmekte ve denizaşırı harekâtlara girişebilmektedir.

     Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’nin güvenliği için bu denizlerdeki varlığı kritik öneme sahiptir. Türk milletinin egemenlik haklarının korunması için Türkiye güçlü ve caydırıcı özellik taşıyan bir donanmaya sahip olmalıdır.

     Denizlerdeki egemenlik, güçlü ticari gemi filolarına sahip olma ekonomik ve politik anlamda güç sağlar. Ekonomisi güçlü ülkeler halkının refah seviyesini yükseltir, bilimde teknolojide atılım yapar, politik ve diplomatik güce kavuşur.

     Osmanlı Devleti güçlü bir donanmaya sahip olduğu dönemde güçlü bir ekonomiye de sahipti. Ne zaman ki denizcilik teknolojisi gelişti yelkenli gemilerin yerini buharlı gemiler, ahşap gemilerin yerini zırhlı savaş gemileri aldı işte o zaman Osmanlı donanması gücünü kaybetti. Denizlerdeki gücünü yitiren Osmanlı Devleti ekonomik ve politik anlamda çöküşe sürüklendi.

     1876 yılında Dolmabahçe Sarayı’nın önüne dizilen savaş gemilerinin eşliğinde Sultan Abdülaziz’in tahttan indirilişine şahit olan Sultan Abdülhamit, bu tabloyu hiç unutmadı. Donanma uzun süre Haliç’ten dışarı çıkmadı. 1897’de Yunanistan Girit’e asker çıkardı. Donanmaya ihtiyaç duyuldu. Gemiler zorlukla Haliç’ten çıkarak Çanakkale’ye ulaşabildi. Çanakkale’de fark edildi ki donanma bu haliyle Ege’ye çıkamazdı. Altı yeni savaş gemisi alınması için girişimde bulunuldu. Mesudiye ile Asar-ı Tevfik zırhlılarının modernize edilmesine karar verildi. 1903’te Mecidiye,  1904’te Hamidiye donanmaya katıldı.

     İttihatçılar da donanmanın acilen yenilenmesi gerektiğini gördü. Eldeki eski gemilerle Ege’de egemenlik sağlamak imkânsızdı. Modern ve güçlü savaş gemilerine ihtiyaç vardı. Donanmayı yenileme çabaları 1908’den sonra hız kazandı fakat ülke ekonomisi yabancıların denetimindeydi. Duyunu Umumiye adeta devlet içinde devletti. Devletin gelirlerinin üçte birine el koyuyordu.

     Deniz hâkimiyetinin önemini kavrayan Avrupalı devletler XX. yüzyılın başında tersanelerinde zırhlı gemi yapımına hız verdi. İtalya hükümeti de Orlando’daki tersaneye üç zırhlı siparişi verdi fakat üçüncü gemiyi almaktan vaz geçti. Orlando Kardeşler ellerinde kalan bu zırhlıyı satmak için pazar arayışına girdiler. 1909 yılında gemiyi satmak için Osmanlı Devleti’ne başvurdular. Donanmasını güçlendirmek için arayışta olan Osmanlı Devleti için bu bulunmaz fırsattı fakat gemiyi satın alacak kaynak yoktu. Yine de İtalyanlarla uzun süre pazarlık yapıldı. Osmanlı hükümeti işi ağırdan aldı. Piyasayı kızıştırmak isteyen İtalyanlar, Yunanistan’a teklifte bulundu.

      Yunanistan’ın böyle büyük bir gemiyi satın alabilecek gücü yoktu. Osmanlı coğrafyasının imkânlarıyla zenginleşen Rum banker George Averof adına kurulan vakıf geminin alınabilmesi için Yunanistan’a büyük bir bağışta bulundu. Yunanistan kalan parayı da hazineden karşılayarak gemiyi satın aldı. Gemiye büyük bağışçı Averof’un adı verildi.

     Gemiyi Yunanistan’a kaptıran Osmanlı Devleti Ege’deki dengenin aleyhine döndüğünü fark etti fakat artık çok geçti. Yeni gemi arayışına girişildi.  İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti’ne satılabilecek hazırda gemilerinin bulunmadığını ifade ettiler. Almanya ile görüşüldü. Almanya’dan iki eski savaş gemisi alındı. Gemilere Barbaros ve Turgut Reis adları verildi. On sekiz yaşındaki bu iki gemi Averof’la başa çıkacak güçte değildi.

     Balkan Savaşı, Türk tarihinde ibretlik dersler barındıran acı hatıralar bakiyesidir. Bulgaristan, Sırbistan, Yunanistan ve Karadağ Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti. Çanakkale Boğazı’nı kontrol eden Gökçeada ve Bozcaada Yunanlılar tarafından işgal edildi. Osmanlı donanması Çanakkale’den çıkamadı. Averof zırhlısı, Osmanlı’ya Ege Denizi’nde hayat hakkı tanımadı. Ege Adaları Osmanlı Devleti’nin kontrolünden çıktı. Bir modern zırhlı, Osmanlı donanmasını aciz bıraktı.

     Trablusgarp ve Balkan savaşlarında yaşanan acı tecrübeler halkı harekete geçirdi, 10 Temmuz 1909’da Donanma Cemiyeti kuruldu.  Donanmaya yeni gemiler kazandırmayı amaçlayan Cemiyet üye aidatlarıyla, bağışlarla, düzenlenen yarışmalarla, sosyal etkinliklerle birikim sağlamaya çalıştı. Kadınlar yüzüklerini, küpelerini, yaşlılar kefen paralarını bağışladı. İngiltere’ye iki zırhlı gemi siparişi verildi. Gemilere “Sultan Osman” ve “Reşadiye” adı verildi.

     Rusya, bu iki savaş gemisinin yapımının geciktirilmesi için çaba sarf etti. İngilizlerle gizli görüşmeler yapıldı. İngiltere, Osmanlı Devleti’ni oyaladı, zaman kazandı.

     Rauf Bey, gemileri teslim almak için 1200 kişilik mürettebatla birlikte Reşit Paşa vapuruyla Londra’ya gitti. Son taksit bankaya yatırıldığı gün Amstrong Şirketi gemiyi teslim edecekti. Halktan bin bir güçlükle toplanan paradan son taksit bankaya yatırıldı. Artık gemiye bayrak çekilecek ve Sultan Osman İstanbul’a doğru yola çıkacaktı.

     I. Dünya Savaşı bahane edilerek gemiler teslim edilmedi. İngiltere gemilere el konduğunu açıkladı. Gemilerin kömür parası dahi ödenmişti. Rauf Bey gerisin geriye döndü.

     Günümüzde müze gemiye dönüştürülen Averof zırhlısı, Pire Limanı’nda bulunmaktadır. Limana giren her Yunan gemisi 21 pare top atışıyla Averof’u selamlamaktadır. Yunanistan bir gemi sayesinde topraklarını iki kat genişletmiştir.

     Çanakkale’yi geçilmez yapan topları, tarihî değeri olan gemileri hurdaya ayırdık. Gençlerimize gösterebileceğimiz o günlerin hatırasını yaşatacak ne kaldı elimizde?

     En güzel gökyüzünün altında en güzel yeryüzünde yaşıyoruz. Coğrafya bizim kaderimiz. Ülkemizin bu coğrafyada güvenli bir şekilde yoluna devam edebilmesi için gemimizi, uçağımızı kendimiz yapmalıyız. Namerde muhtaç olmamalıyız.

     Zaman zaman tarih bilincinden uzaklaşıyoruz. Geçmişi bilmeyen bugünü ve yarını anlayamaz. Görerek değil hissederek yaşar.

 

 



Bu yazı 2521 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI