Bugun...


Mehmet Necati DEMİRCAN


Facebookta Paylaş









ZAMAN NEDİR?
Tarih: 31-05-2018 21:19:00 Güncelleme: 31-05-2018 21:19:00


       Geçmişten bugüne gelip geleceğe doğru birbirini takip eden olayların bireyin kontrolü dışında kesintisiz olarak devam ettiği bir süreçtir zaman. Yaşadığımız an hal, geçmiş, mazi, gelecekse atidir. Eksi sonsuzdan artı sonsuza doğru sürüp giden bu akış içerisinde tanık olduğumuz zaman diliminin dışında kalan maziyi tarih kitaplarından öğreniyoruz. Gelecekse yine büyük bir muamma… Hali yaşıyoruz büyük bir tutkuyla… Hiç ölmeyecekmişçesine... Oysaki zaman büyük bir ressam, yüzümüzdeki çizgileri derinleştiriyor, saçlarımızı beyaza boyuyor.

       Zamanı anlamak aslında hayatı ve varlığı gerçek anlamda anlamaktır. Zaman bir nesne değildir. Yeryüzünde insanların icat ettiği bir süreçtir. Alınıp satılamaz, üretilemez, depolanamaz, değiştirilemez. Kullanılmasa da tükenir. Yeniden üretmek mümkün değildir. İnsanın dışında zaman diye bir kavram yoktur. Hayatımızın her anında her olayı zamanla ilişkilendiririz: “iş zamanı”, “boş zaman”, “uyku zamanı”, “tatil zamanı” gibi…

       Zaman ile bilinç arasında ilişki vardır. Zaman algısı ile medeniyet arasında olduğu gibi... Medeni toplumlar zamana saygılıdır. Bilinçli bir insan için zaman gerçekten vardır ve bir anlam ifade etmektedir. Zaman akıp giden bir ırmaktır. Biz de bu zaman ırmağında akarız. Zaman bizi değiştirir, olgunlaştırır zamanla. Başımıza gelen kötü şeylerin sorumlusudur. “Zaman kötü” der çıkarız işin içinden. Yaşadığımız hayal kırıklıklarının yegâne sorumlusudur o.

       Zaman değişken değildir fakat zamanın bizdeki algısı farklıdır.  Kimi yerde geçmek bilmez, ikide bir saate bakarız. Bir an önce geçmesini isteriz. Belirli bir süre içerisinde sevmediğimiz bir işi yapıyorsak geçmek bilmez. Bekleyen için uzundur, mutluluğu yakalayan içinse kısa… Uzundur, kısadır, dardır, geniştir; şekilden şekle girer, su gibi akıp gider… Bazen katılaşır donup kalır zaman. İyi ve güzel eylemleri ölümsüz kılar, geleceğe taşır.

       Doğu toplumlarında kıymeti pek bilinmez. Bir dostumuzla buluşacağımız zaman buluşma yerine ne olur ne olmaz düşüncesiyle on beş dakika önce gideriz. Bir yarım saat bekleriz. Dostumuz gelmezse bir on beş dakika daha bekleriz. Tam gitmeye karar verdiğimizde çıkar gelir. “Kusura bakma çok bekletmedim ya?” der. Bizde zamandan çok ne var. “Ben de yeni gelmiştim.” der çıkarız işin içinden. Boş boş otururuz. Sorarlarsa “Zaman öldürüyorum.” deriz. Aslında kimin kimi öldürdüğünü çok sonra anlarız.

       Zamana çok anlam yükleriz. Birçok sorunu zamana bırakırız. Çözemediğimiz sorunlar zamanla kendiliğinden çözülüverir. “Zamanla düzelir, zaman her şeyin ilacı, zamana bırakalım” sözleri zamanı bir ilaç gibi gördüğümüzün delilleridir.  

       Zamanla anlam kazanır yaşadıkların. Anlamadan yaşadığın birçok şeyin farkına varırsın. Yeniden anlamlandırırsın fakat anlamlandırdığın şeyler zamansızdır artık. Yapacak bir şey yoktur. Mutluluk geçip gitmiştir. Geçen zaman hüzünler bırakır size.

       Meçhule giden gemi son yolcusunu almak için limanda beklerken yolcular hiç de istekli değildir o gemiye binmeye. Hepsinin yarım kalmış işleri ve istekleri vardır. Çoğunun son bir dileği vardır Allah’tan. O dilek yerine gelince biter mi iş? Tabii ki bitmez. Biraz daha yaşama dürtüsü yeni dileklere gebedir.

       Dün gitmiş, yarın yok, bir bugün kaldı bize...

 



Bu yazı 1268 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI