Örnek HTML sayfası Your Page Title escort bursa bursa eskort escort bursa Görükle Escort escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa alanya escort bayan antalya escort eskişehir escort mersin escort alanya escort bayan bodrum escort bayan havalimanı transfer
altıparmak escort çarşamba escort eve gelen escort gemlik escort görükle escort gürsu escort heykel escort inegöl escort iznik escort karacabey escort kestel escort masöz escort mudanya escort mustafakemalpaşa escort nilüfer escort orhangazi escort osmangazi escort otele gelen escort rus escort sınırsız escort üniversiteli escort whatsapp escort yıldırım escort
Bugun...


Ömer KARSLI


Facebookta Paylaş









TIKANDI BABA HİKÂYESİ
Tarih: 02-07-2021 11:48:00 Güncelleme: 02-07-2021 11:50:00


Eskiler sözü yapıcı tesiri güçlü olarak söylerlermiş. " İşin rast gele, Tekerine taş değmesin, Güle güle git/kullan/harca, İyilere denk gelesin vb." Gönlü geniş, yüreği temizmiş atalarımızın. Şimdi ise ne duysak yarısı beddua tesiri mahiyetinde. İstemez olduk birbirimizin iyi olduğunu,  işinin rast gittiğini, bir kıskançlık, bir hasetlik sarıverdi güzelim insan ilişkilerini. Kısmetten öteye yol olmaz, kaderimizde ne yazılıysa onu yaşayacağız. Allah bizi imtihan olarak yoklukla sınıyorsa ne kadar çabalarsak çabalayalım boş küpü dolduramıyoruz. Kimi insanın kaderinde vardır kısmetsizlik, bununla ilgili güzel bir hikaye anlatılagelir;

 

Vaktiyle bir şehirde tebdili kıyafet esnaf ziyareti yapan Sultan Mahmut bir kahvehaneye girer oturur. Kahve sakinlerinin Tıkandı Baba çay getir, Tıkandı Baba boşları götür diye seslenmelerine şahit olur ve merak edip bir çay söyleyerek kahveciyi çağırır.


-Niye herkes sana Tıkandı Baba diye sesleniyor bunun hikmeti nedir?


-Uzun hikaye beyim kafanı şişirmeyim şimdi


-Anlat merak ettim hem vaktim de var


-Peki o zaman der ve çeker sandalyesini oturur.


Bir gece rüyamda her birinin akan bir çeşmesi olan insanlar gördüm. Benim de vardı, akıyordu ama az akıyordu. Benimki de onlarınki kadar aksın diye içimden geçirdim. Bir çomak aldım ve oluğa çomağı sokup açmaya çalıştım. Ben uğraşırken çomak oluğun içinde kırıldı ve akan su damlamaya başladı. Bu sefer içimden onlarınki kadar akmasa da olur, yeter ki eskisi kadar aksın dedim ve biraz daha uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı. Ben yine açmak için uğraşırken oradaki insanlar  “Tıkandı Baba, tıkandı. Uğraşma artık, dedi. O gün bu gün adım “Tıkandı Baba” ya çıktı ve hangi işe elimi attıysam hep elimde kaldı, olmadı. Şimdi de burada kahvecilik yapıp geçinmeye çalışıyoruz.


Sultan Mahmut Tıkandı Baba'nın anlattıklarına çok üzülmüş çayını içip dışarıya çıkmış adamlarına her gün her bir dilimin altında altın olan bir tepsi baklavayı bu adama teslim edin talimatı vermiş. Ertesi gün bir tepsi baklavayı Tıkandı Baba'ya teslim etmiş padişahın adamları. Tıkandı Baba çok sevinmiş çoktandır tatlı yemiyorduk eve götüreyim de afiyetle yiyelim diyerek evin yolunu tutmuş fakat yolda karar değiştirip bu tepsiyi satıp evin ihtiyaçlarını gidereyim diyerek kalabalık bir yere tepsiye bırakmış yoldan geçen yahudi tatlıları beğenerek satın almış eve götürüp bir dilim yiyen yahudi hayretler içinde kalmış Çünkü dilimin içinde altın varmış ve kontrol ettiğinde tepsi altın doluymuş. Bu durum 1 ay boyunca böyle devam etmiş Sultan Mahmut'un adamları Tıkandı Baba'ya, Tıkandı Baba ise yahudi'ye tepsiyi teslim etmiş. Bir ay sonra Sultan Mahmut hele gidip bakalım bizim kahveciye hali nicedir demiş. Bu sefer padişah kıyafeti ile Tıkandı Baba'nın yanına giden Sultan Mahmut kahveciyi aynı perişanlıkta bulmuş.


-Tıkandı Baba sana baklavalar gelmedi mi?

-Geldi Sultanım

-Peki ne yaptın o kadar baklavayı

-Satıp evin ihtiyaçlarını giderdim, sağ olun, duacınızım


Anlaşıldı Tıkandı Baba, anlaşıldı. Hadi beni takip et deyip devletin hazine odasına götürmüş Tıkandı Baba'yı. Baba şuradan küreği al hazinenin içine daldır küreğine ne kadar gelirse hepsi senindir demiş. Tıkandı Baba o heyecanla küreği tersten hazinenin içine daldırıp çıkarmış, ama bir tane altın kalmış  küreğin ucunda ha düştü ha düşecek. Baba senin buradan da nasibin yok anlaşıldı. Sen bizim askerlerle beraber git onlar sana yardımcı olacak demiş. Askerlerine alın bu adamı Üsküdar'ın en güzel yerine götürün bir tane taş beğensin o taşı ne kadar uzağa atarsa o mesafe arasını ona verin demiş. Tıkandı Baba padişahın askerleri ile Üsküdar'a gitmiş askerler kahveciye;


-Baba şuradan beğendiğin bir taşı eline al demişler.


-Niçin ne yapacağım taşı demiş, Tıkandı Baba.

-Hele sen bir beğen bakalım.


Bunun üzerine Tıkandı Baba şu küçüktü şu büyükte şu yamuktu derken kocaman bir kayayı almış eline.


-Ne olacak şimdi demiş.


-Baba sen bu taşı atacaksın ne kadar uzağa giderse o mesafe arasını padişahımız sana bağışladı demiş, askerler.
Tıkandı Baba taşı kaldırmış tam atacakken taş elinden kayıp başına düşmüş, oracıkta can vermiş. Askerler bu durumu padişaha haber vermişler. İşte o zaman Sultan Mahmut o meşhur sözünü söylemiş;


"VERMEYİNCE MABUT, NEYLESİN SULTAN MAHMUT"



Bu yazı 673 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI