Bugun...


Opr. Dr. Ahmet DURUKAL


Facebookta Paylaş









BEBEK!
Tarih: 01-11-2019 11:41:00 Güncelleme: 01-11-2019 11:41:00


     Soğuk, ıslak bir şubat günü sona ermiş, akşam olmuştu. Artık eve gitme ve olabildiğince dinlenme zamanı idi. Muayenehanemden tam çıkarken telefon çaldı; hemen koşup açtım; çünkü acilciydim ve de hastane arıyor olabilirdi.

     Evet, arayan hastanemin acil servisiydi ve gerçekten önemli olabilecek bir durum söz konusuydu. Çünkü sürekli ağlayan bir bebeğin kasık bölgesinde sert bir şişlik bulunmuştu muayene sırasında. Nöbetçi genç meslektaşım aslında sağlık ocağı hekimi idi ve acil serviste nöbet tutuyordu o akşam. İlk kez böyle bir şey gördüğünü söylüyor ve ne yapabileceğini sormak için beni arıyordu. O yıllarda hastanemizde çocuk cerrahisi uzmanı bulunmadığından her yaşta çocukların cerrahiyle ilgili sorunlarına genel cerrahi uzmanları bakıyordu. Arkadaşıma olayın fıtık olabileceğini söyledim ve hemen hastaneye gittim.

     Hastam yirmi günlük bir bebekti ve gerçekten kasığındaki şişlik fıtıktı. Yani şişliğin içinde barsak vardı ve karın boşluğuna geri dönmüyordu, sıkışmıştı. Sancılı bir durumdu ve bebek avazı çıktığı kadar ağlıyordu doğal olarak. Bebeğin fıtıklı doğduğu ya da her ağladığında barsağın kolayca dışarı çıktığı ve sonunda sıkıştığı tahmin edilebilir.

     Aile, fıtığın farkında bile değildi, fazla ağlıyor diye getirmişlerdi hastaneye. Tabii ki kaç saattir fıtığın bu halde olduğunu bilemiyorlardı. Oysa barsağın orada sıkışmasından sonra geçen süre çok önemlidir. Süre uzadıkça sıkışma nedeniyle barsağın kan dolaşımının bozulması ve gangren riski artar. Oradaki barsak gangren olunca da delinir. Delik barsak içi boşalarak içeri kaçar ve çok daha tehlikeli bir durum oluşur.

     Bebeği hemen ameliyat etmeye karar verdim, aile de kabul etti. Ameliyathaneyi arayarak anestezi teknisyenine hastam hakkında bilgi verdim ve yirmi günlük bu bebeği narkozla uyutup uyutamayacağını sordum. Çünkü bebek narkozu için deneyiminin yeterli olması gerekiyordu. ‘Uyuturum’ yanıtını alınca anestezi uzmanı arkadaşımızı beklemekle zaman yitirmemek için hemen ameliyathaneye aldık bebeği. Anestezi uzmanları çalışma saatleri dışında sadece zorunlu durumlarda hastaneye gelirdi o zamanlar. Zaten bir tane anestezi uzmanı vardı. Her acil ameliyat için çağıramazdık. Ya da ‘teknisyen arkadaş başlasın, bir sorun olursa gelirim’ yanıtını alırdık. Anestezide bir sorun olunca onu bekleyecek kadar şansımız olur muydu her zaman? Çalıştığımız ve sorumluluklar yüklendiğimiz koşullar hakkında bir fikir vermek istedim size…

     Ameliyathanede tüm hazırlıklar tamamlandı; hastanın serumu takıldı, başlangıç iğnesi yapıldı. Steril cerrahi örtülerle örttük hastayı. Ağrısı da kesildi ve uyudu yavrucak. Ancak nefes borusuna narkozun devamı için gerekli tüp konulamadı. Bu işlem için kullanılan ucu ışıklı eğimli alet (laringoskop) erişkinler içindi ve bebeğin boğazına büyük geliyordu. Narkoz tüpünü nefes borusu yerine yemek borusuna yönlendiriyordu. Aletin bebeğe uygun boyutta olanı vardı ama anestezi uzmanının dolabında kilitliydi. Tam Türk usulü! Her şey bir yerlerde kilit altındadır, ama gerekli olduğunda anahtar bulunamaz; gerekli malzemeye ulaşılamaz bir türlü…

     Bu arada ameliyat için hazır ve steril olarak giyinmiş bekliyordum. Bir yere dokunmamak için ellerim havadaydı. Anestezi doktorunu aramalarını istedim. O zamanlar cep telefonu da yok. Anestezi uzmanı arkadaşım nerede olduğunu bildirmemiş hastaneye. Bulunabileceği birkaç yeri aradılar, ancak sonuç alınamadı. Bebeği uyandırıp başka bir hastaneye sevk etme düşüncesi ön plana çıkmaya başladı. Çünkü artık iki saate yakın zaman geçmiş ve daha ameliyata başlayamamıştım bile ve daha ne kadar bekleyebilirdi bebecik. Geçen her dakika sıkışan barsağın durumu açısından çok önemliydi.

     Ellerim havada ve öfkem tavanda iki saat dolduğunda nihayet anestezi uzmanı doktora ulaşıldı ve acele hastaneye çağrıldı. Hiçbir şey olmamış ve onca değerli vakit yitirilmemiş gibi rahatlık halinde geldi ameliyathaneye. Dolabını açarak gerekli aleti çıkardı ve hastanın narkozunu tamamladı. Ben de ameliyata başlayabildim.

     Kasıktaki şişliğin içine ulaştığımda (fıtık kesesi) barsağın sıkışmaktan (büyük olasılıkla da gecikmemizden) dolayı gangrene olduğunu üzülerek gördüm. Gene de şanslıydık; çünkü gangren olan kısım delinip içeri gitseydi bebeği karnından da açmak zorunda kalacaktık. Çünkü genel karın zarı iltihabı (peritonit) oluşurdu.

     Hemen o kısımdan on beş yirmi santimetrelik bir parçayı çıkararak taze uçları birbirine ekledim. Ameliyat fıtık onarımı ile tamamlandı. Akşam yemeğimi ancak gece on buçukta yiyebildim.

     Bebek normal ve sorunsuz bir ameliyat sonrası dönem geçirdi. Gayet iyi olarak evine yolladım.

     Bu tip sıkışan (boğulan) fıtıklarda, sıkışmadan sonra müdahaleye kadar geçen süre çok önemlidir. İki saat önce ameliyata başlayabilsek belki gene aynı durum olacaktı, ama belki de bebeğin barsağından o parçayı almak zorunda kalmayacaktık. Hastanın barsağının bir kısmını çıkarmak zorunda kaldığımız için ameliyat riski artmış oldu.

     Yıllar sonra hastane koridorunda bir adam, yanında yedi sekiz yaşlarında havuç rengi saçları olan bir çocukla önüme geçti;

‘’Doktor, ha buni tanudun mi?’’

‘’Hayır, tanıyamadım!’’

‘’Sen oni yirmu gunluk iken kestundu ya…’’

     Yirmi günlük iken ameliyat ettiğim tek bir hastam olmuştu;

‘’Kasık fıtığıydı, değil mi? Şimdi hatırladım. Bu o bebek mi?’’

‘’He ya, odır!’’

     Meslek hayatımdaki en genç hastamdı. Nasıl unuturdum o iki saatlik işkenceyi? Hasta için endişeli bekleyiş çok yormuştu beni. Olayı unutmadım ama simsiyah saçlı yirmi günlük bir bebeği yedi sekiz yaşlarında havuç rengi saçlarıyla tanıyamamam da normaldir, değil mi?

     Ameliyatta neler yaşarsanız yaşayın; kimi zaman aç susuz, kimi zaman yorgun ama hep stres içinde olursunuz; hastalar ve yakınları bunları bilmez ve anlamaz. Pek çoğu sonradan doktorun adını bile hatırlamaz. Hiç değilse bu bebeğin babası beni hatırlamıştı. Bununla mutlu oldum. Hekimlik böyle bir şey işte…



Bu yazı 411 defa okunmuştur.

N.Sedat ÖZLÜ / 01-11-2019 12:59

Dr.Ahmet Durukal siz gerçekten hem iyi bir cerrah,hem de iyi bir insansınız.Keşke herkes hem işinde,hem de insan olarak sizin gibi olabilseydi.Eminim yaşadığımız sorunların pek çoğu sorun olmaktan kendiliğinden çıkardı.



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI