Bugun...


Opr. Dr. Ahmet DURUKAL


Facebookta Paylaş









HASTAYA KANSER OLDUĞUNU SÖYLEMEK!
Tarih: 01-11-2018 17:51:00 Güncelleme: 01-11-2018 18:01:00


       Kanser çağımızın en korkunç ve sık görülen hastalıklarının başında geliyor. Ne yazık ki çeşitli nedenlerle gitgide de artıyor. Adını anmaya bile çekiniyoruz çoğu kez. Gazete haberlerinde ve ölüm duyurularında ‘amansız hastalık’ olarak söz ediliyor.

       Çoğu insanımız önemli sağlık sorunları olduğunda bile ‘doktor kanser derse’ düşüncesiyle hekime gitmemeyi tercih ediyor. Hatta sırf bu nedenle tedavi için çok değerli zamanlar yitiriliyor. Hâlbuki kanserde erken teşhis gerçekten çok önemli. Toplumsal ve haklı bir korku var kanser konusunda. Yine de tanımadığımız ya da uzaktan bildiğimiz birindeki kanser ile yakınımızdaki bir kanser haberi çok farklı algılanıyor. Tabii ki ateş düştüğü yeri yakıyor!

       Kanser genel bir tanım. Çıktığı organ veya dokuya göre pek çok çeşidi var. Her çeşit kanserde de yaşamı değişik derecelerde tehdit eden farklı alt türler var. Bu nedenle hepsini aynı kefeye koymak da doğru değil. Çok kolaylıkla tedavi edilebilen (bazı deri kanserleri gibi) türler de var; çok hızlı seyirli, saldırgan ve çabuk yayılım gösteren öldürücü türler de var.

       Peki, kanser tanısı koyduğumuz bir hastamıza bunu nasıl söylemeliyiz? Direkt olarak ‘sen kansersin’ mi demeliyiz? Bu çok önemli sağlık sorununu üzülürse diye hastadan gizlemeye hakkımız var mı? Kanser olduğunu gizlersek, ilerideki tedavi süreçlerini, ameliyatı, kemoterapi veya ışın tedavisi gerektiğini nasıl açıklayabileceğiz? Bu süreçlere katılımını, katkısını ve tahammülünü nasıl sağlayacağız? Yoksa, dolaylı ifadelerle hem durumunun önemini vurgulamak, hem de moralini bozmamış olmak gibi bir yol mu izlemeliyiz?

       Genel Cerrahi uzmanı olarak alanıma giren kanser türlerinin pek hafif şeyler olmadığını belirtmeliyim. Çok sayıda kanserli hastam oldu. Bir kısmının tanısı ayaktan tetkikler sırasında konulmuştur. Bir kısmı ise, önceden bir ip ucu vermeksizin herhangi bir ameliyat sırasında saptanmıştır. Hepsinin sonrasında aynı soru akla geliyor; hastaya nasıl söylenecek bu kötü sonuç? Hekim için gerçekten zor bir nokta…

       Bana göre, hastanın yaşı, sosyokültürel durumu ve hastalığının hangi evrede bulunduğuna göre bir bildirim tarzı benimsenmelidir. Hiçbir hastama direkt olarak ‘kanser’ sözcüğünü kullanmadım. Hastalarım ‘ur’ deyince belirgin şekilde rahatlıyorlar, diğer ayrıntılarla pek de ilgilenmiyorlardı. Ur tanısı konulması aileleri de oldukça rahatlatıyordu. Aslında her kanser bir anlamda ‘ur’ olduğu halde…

       Hastaya kanseri söylemeyip bu sözcüğü ailesiyle paylaştığım çok hastam da olmuştur. Aile bunu kaldırabiliyordur, ısrarla hastadan gizlenmesini isterler. Bu durumlarda hasta da sormaz kesinlikle; ama biliyordur, dile getirmek istemiyordur. ‘Neyim varmış?’ diye sormaz asla…

       Hekimine ‘benim hastalığım ne, kansersem bana söyleyebilirsin’ diyen hastalar da olur. O zaman zaten olanca gerçeği söylemek gerekir. Sözü dolaştırmaya gerek yoktur.

       Değerli hocam rahmetli Prof. Dr. Hüsnü Göksel meme kanseri çok ilerlemiş ve bu nedenle memesinin alınma zamanı geçmiş hastalarına bunu şöyle bildirirdi; ’’Hanımefendi, sizden aldığımız parça kanser çıktı. Ancak ne kadar şanslıyız ki memenizi almaya gerek yok, ameliyatsız tedavi olacaksınız.’’ Hasta birkaç damla gözyaşı dökse de memeyi kurtardığını düşünerek mutlu olurdu. Memesi alınacak hastalara ifadesi ise şöyleydi; ‘’Aldığımız parçanın sonucu kanser çıktı. Ancak ne kadar şanslıyız ki, memenizi alarak sizi bu hastalıktan tamamen kurtarabileceğiz…’’  Farklı durumlarda hep ‘şanslı’ olduğunu vurguluyordu hastaya.

       Özetle, hastaya en uygun yöntemi ve dili seçmek zorundayız. Hastanın hem yıkılmaması, hem de sonraki tedavilere katılımı için uygun sözcüklerle bilgilendirilmesi gerekir. Empati çok önemlidir. Hastanın tüm umutlarını bir anda söndürerek kimseyi iyileştiremezsiniz.

       Yaşadığım bir örneği paylaşmak isterim.

       Uzun yıllar önceydi. Hastanemizde ameliyat hemşiresi olarak çalışmakta olan bir arkadaşımız vardı. İki ameliyatım  arasında,  karın ağrısı nedeniyle ameliyathanenin dinlenme odasında muayene ettim. Karnında belli belirsiz bulguları vardı, kesin bir tanı koyamadım.  Bir hafta kadar hemen her gün tekrar muayene ettim; ara sıra karın filmi de çektirdim. Durumu yakından izledim yani. Zaten çok hafif olan ağrısı tam olarak geçmiyor, filmleri de tam normal olamıyordu. Ameliyata almaya karar verdim, kendisi de bir sağlık çalışanı olduğu için gerekçelerini de ayrıntılı olarak açıkladım.

       Ameliyatta tüm karın organlarını titizlikle kontrol ettiğimde, ince barsaklarında bir yerde bir daralma gördüm. Barsağa yüzük takılmış gibiydi. O kısmı çıkarıp barsağı tekrar uç uca ekledim. Bunun nedeni ne olabilir diye  tüm karın içi organlarını, bu arada da rahim ve yumurtalıklarını inceledim. Tüp bölgesinde yaklaşık bir santim büyüklükte bir kitle dikkatimi çekti. Hemen jinekolog arkadaşımızı çağırdım. Ortak kararımızla o kitleyi alıp tetkik için patoloji bölümüne gönderdim. Hızlı yöntemle (froozen section) yarım saatte alınan patoloji sonucu kötü idi ne yazık ki. Çalışma arkadaşımız kanserdi. Olayın bütünü yumurtalıklardan çıkan ve barsağa atlayan bir kanser çeşidiydi. Geçmeyen,  hafif ama devamlı bir karın ağrısının nedeni için açtığımızda bulmuştuk bunu.

       Jinekolog meslektaşım hastaya planlanmış daha geniş bir operasyon gerektiğini, hatta bunun için İstanbul’a sevk etmemiz gerekeceğini belirtti. Bunun üzerine ameliyata son verdim. Hasta yatağına alındı.

       Kendisi de bir sağlık çalışanı olan, pek çok ameliyatlar ve kanserler görmüş hastama  rastlantı eseri  bulduğumuz bu durumu (hafif bir ağrı için ağrı kesici verilmiş ve gönderilmiş olabilirdi) nasıl anlatmalıydım?

        Tamamen ayıldıktan sonra hastanın odasına gittim. Bir sandalye çekip oturdum yanına. Ameliyatla ilgili her şeyi anlattım. Barsağındaki sorunu ortadan kaldırdığımı,  tüp bölgesinde  bulduğum kitleyi, onu alıp patolojiye yolladığımı ve gelen sonucu beğenmediğimi söyledim. Gelen sonuca göre  daha geniş bir operasyon gerektiğini, bunun için jinekolog arkadaşımızın  kendisini İstanbul’a sevk etmeyi düşündüğünü ifade ettim. Durumun çaresiz olmadığını, ortada moral bozacak bir sıkıntı olmadığını ekledim. Tabii ki katlanması gereken bir takım tedaviler olacaktı, ama moralini hiç bozmamalıydı. Bunu özellikle vurguladım. Sohbet ediyormuş gibi anlatmıştım konuyu. Kanser sözcüğünü hiç kullanmamıştım. Hastalığını da öğrenmesi gerekiyordu, ancak başka sözcüklerle... Hafifçe buğulandı bakışları. Belki de anladı, ancak ‘kanser miyim’ diye de sormadı. Güler yüzlü haliyle bırakıp ayrıldım odadan. 

        Hastanın yanında kırk beş dakika kalmış, zor da olsa bu uzun sohbetle görevimi yapmıştım.

       Benden beş dakika sonra anestezi uzmanı doktor arkadaşımız uğramış hastanın yanına ve sadece üç sözcükle durumu özetlemiş;

       ‘’Kızım sen kansersin!’’

       Duydum tabii ki olanı… Bir çuval incir berbat olmuştu! Meslektaşım kırk beş dakika uğraşarak yapmaya çalıştığım şeyi, hastanın moralini bozmadan bilgilendirmeyi sadece üç sözcükle  yıkmış, hastayı müthiş bir moralsizlik içine itivermişti. Yıkılmıştı kadıncağız…  Tekrar tekrar anlattım konuyu, ancak iş işten geçmişti artık…

       Hastamız iki buçuk yıl kadar çeşitli tedavilerle yaşadı. Bu süreçte de her sıkıntısında benden yardım aldı, çünkü güveniyordu. Son dönemdeki aşırı ağrıları için bile anestezi doktoruna danışmadı. Hastalık sonunda onu bizden aldı…

       Kanser hastalarına bunu en uygun şekilde söylemeye özen göstermek gereklidir. Lehine faktörleri vurgulamak, iyileşmiş örnekler göstermek ve en önemlisi kendimizi onun yerine koymak yararlıdır.

       Tüm umutlarını üç sözcükle bir anda söndürerek de, kanseri sonuna kadar gizleyerek de kimseyi iyileştiremezsiniz…

 

 



Bu yazı 668 defa okunmuştur.

SİBEL UNUR ÖZDEMİR / 02-11-2018 06:11

Ne yazık ki benim ailemde bu amansız hastalıktan çok var. Hastanın morali çok önemli ve size tamamen katılıyorum seçilen sözcüklere dikkat edilmesi gerektiği konusunda. İnsanın en hassas olduğu bu dönemde dostça uzatılan bir el çok önemli. Allah tüm hastalarımıza acil şifalar versin.



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI