Bugun...


Opr. Dr. Ahmet DURUKAL


Facebookta Paylaş









MAHMUT AMCADAN SATILIK VAKUM SİSTEMİ!
Tarih: 01-10-2018 08:15:00 Güncelleme: 01-10-2018 08:15:00


     Mahmut Amca, eşini ameliyat etmem için getirdiğinde tanıştık. Hayatta tanıdığım en sessiz kadının safra kesesinde taşları vardı,  ameliyat olması gerekiyordu. Operasyonun öncesi ve sonrasında uzun sohbetlerimiz oldu Mahmut Amca ile. İlginç bir yaşam öyküsü vardı.

     Yetmiş yaşında, çok kısa boylu, kel, ileri derecede konuşkan,  cin gibi biriydi Mahmut Amca… Anadolu’da çalıştığı bir kamu fabrikasından ‘şizofreni’ nedeniyle malulen emekli edilmişti. Ancak kendisine göre öyle bir hastalığı yoktu zaten. Durduk yere emekli etmişlerdi ona göre. Şizofreni imiş gibi de görünmüyordu açıkçası…

     Ancak emekli oldu diye bir kenara çekilecek adamlardan değildi bu cin gibi adam. Kendisine emekli yaşamını dolduracak bir iş alanı bulmuş, bunun için de ‘MAHMUT  İŞBİLİR VAKUM SİSTEMLERİ’ni icat etmişti!

     Bir gün muayenehaneme elinde kalın bir klasör ve bir evrak çantasıyla geldi. Bulduğu ve bu sayede zengin olduğu vakum sistemlerini bana anlattı. Anlattı dersem yanıltmış olabilirim; brifing verdi adeta…

     Ülkemizde sırt ve bel ağrılarının tedavisi için yaygın olarak kullanılan ‘şişe çekme’ veya ‘bardak çekme’ denilen bir işlem vardır. Tek tek şişelerin veya bardakların içine alkolle ıslatılmış pamuklar konur ve yakılır. İçerideki oksijen bitince oluşan vakum deriyi bardağın içine doğru çeker. Yan yana birkaç tane bardak uygulandığından bölge ısınır. Bazen yanıklar oluşsa bile, çoğu hasta bundan yararlandığını ifade eder.

     Mahmut Amca’nın vakum sisteminde bu uygulama birbirine hortumlarla bağlanmış ve merkezi bir vakum cihazına bağlanmış seramik kupalar ile yapılıyormuş. Yani sırtınızda bardak içinde alkolle tutuşturulmuş pamuklarla yanma riski olmadan bardak çektirmiş oluyordunuz. Çok mantıklı! Fotoğraflarla dolu bir dosya üzerinden sistemle tanışmış oldum böylece…

     Sistemini bana tanıttıktan sonra bu kez klasörü açtı amca… Hastalarının ne denli memnun olduklarını yazdıkları mesajlar tek tek dosyalanmıştı. Titiz çalışmıştı ‘şizofren’ amcamız. Valilerden, müsteşarlardan, genel müdürlerden gelmiş mesajlar,  unvanları eklenerek yerleştirilmişti dosyaya. Sağlık Bakanlığı bürokratlarının antetli kağıtlara yazdığı mesajlar bile vardı. Ülkemizdeki birçok büyük hastanenin Fizik Tedavi bölüm yetkililerinden alınmış, ‘…faydalıdır’, ‘…hiçbir yan tesiri yoktur’ raporları da dosyada yerini almıştı. Mahmut Amca kendi yaptığı vakum sistemi için bir sunum yaptı bana özel…

     Kamu fabrikasından ‘şizofreni’ tanısı ile malulen emekli ilkokul mezunu amca bu dosyayla yetinmemiş, bir de el ilanı bastırmıştı;

MAHMUT İŞBİLİR VAKUM SİSTEMLERİ SATILIKTIR.

     ‘’Mahmut Amca, bu kadar çok hastan var; Erzurum’dan, İskenderun’dan randevuyla gelen hastaların oluyor madem. Niçin satıyorsun sistemlerini?’’

    ‘’Satar mıyım hiç? Doktorum biliyorsun ki benim hasta tedavisi yapmam yasak. Bunun reklamını da yapamam. Ancak elimdeki bir malı satılığa çıkarmış gibi yapmamın sakıncası yok. ‘’

     ‘’Satar gibi gösterip reklam yapıyorsun yani.’’

     ‘’Aynen öyle doktorum. Satar mıyım hiç bunu, kendi icadımı?’’

     Amcadaki cinliğe bakar mısınız? Şizofrenmiş, hıh!

    Adam, kızlarını okutmuş, hepsi memur olmuşlar. Hepsine birer ev, birer araba almış bu icadının geliriyle. Söylediğine göre kazancı mükemmel… İşler çok yoğun, randevu alamadığı için torpil arayanlar bile oluyormuş. Dört katlı bir evi varmış yeterince konuk ağırlayabildiği…

     ‘Şükürler olsun!’muş…

     Eşinin ameliyat süreci ve kontrolleri sonrası üç dört yıl göremedim Mahmut Amcayı. Yine geldi bir gün; zayıflamış, çökmüştü. Ortalıkta olmadığı yıllarda ciddi bir kalp krizi atlatmış, şimdi de kendisine yemek borusu kanseri teşhisi konulmuştu.

     ‘’Bana ameliyat dediler. Amma, benim doktorum var, ona giderim dedim. Sen ameliyat et beni. Başkasına olmam…’’

     Elindeki poşetten çıkarıp verdi tetkik sonuçlarını. Bir bir inceledim hepsini. Yemek borusunun orta kısmında kanser odağı vardı ne yazık ki.

     ‘’Amcacığım, konulan teşhiste bir sorun yok maalesef. Ameliyat olman gerekiyor amma, bu benim işim değil. Bunu göğüs cerrahisi yapar. Üniversitede, tıp fakültesinde ol sen bu ameliyatı. Bak, daha önce kalp krizi de geçirmişsin. Orada daha güvenli olur ameliyatın.’’

     ‘’Ne işim var benim üniversitede felan? Sen yapıyorsan yap! Başka yere yollama beni. Gitmem senden başkasına…’’

     Çok zor oldu onu tıp fakültesi hastanesine gitmesi için ikna etmem. Gitme konusunda söz verdi sonunda ve ayrıldı.

    Bir daha görmedim Mahmut Amcayı. Öldüyse toprağı bol olsun…

    Şizofrendi, ama cin gibiydi Mahmut Amca…



Bu yazı 1280 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI