Bugun...


Opr. Dr. Ahmet DURUKAL


Facebookta Paylaş









ORGANLAR BİRBİRİNİ ARIYOR!
Tarih: 01-02-2019 06:51:00 Güncelleme: 01-02-2019 06:51:00


       Bir klinikte yatarak tedavi gören hastalar arasında sohbetler kurulur. Kim kimin hastasıdır; kim neresinden ameliyat olmuştur; kimin durumu iyi, kiminki bozuktur…  Benzer ameliyatlar geçiren hastalar da durumlarını birbiriyle karşılaştırırlar. Ortada bir terslik varsa buna yorumlar yapılır, sorunu olana önerilerde bulunulur. Durumundan memnun olanlar olmayanlara kendi doktorlarını önerirler.

       Halbuki etik kurallar hekimi başka bir hekimin  hastası hakkında tedavi önerme, hatta yorum yapma konusunda kısıtlar.   Bu hem hastaya, hem de daha önce tedavi olduğu hekime haksızlıktır (uzun süreli izin  ya da görevden ayrılma gibi durumlar hariç). Bu tür müdahaleler yanlış anlamalara, hatta hekimlerin birbirini karalamalarına yol açabilir. Kısacası, başkasının hastasına istisnalar dışında pek karışmamak gerekir.  Acil bir sorun varsa  hekim olarak görevimizi zaten yapmalıyız.

       Odamın kapısı çalındı. Gelen kişi benimle bir konuda görüşmek istiyordu. İçeriye davet ettim;

‘’Buyur kardeşim, hangi konuda görüşmek istemiştin?’’

‘’Hocam, ben iki aydan fazla oluyo guvaturdan (guatr) amaliyat oldum. Lakin hiç düzelemedim.’’

‘’Nerede ameliyat olmuştun?’’

‘’Burda… Muzaffer Hoca yaptı.’’

‘’Peki, ne oldu da düzelemedin?’’

       Adının Derviş olduğundan başlayarak ameliyattan sonraki gidişatı ve sıkıntılarını uzun uzun anlattı konuğum. Sonuna kadar sabırla dinledim;   

‘’Geçmiş olsun. Bütün bunları bana değil ameliyat olduğun doktora söylemelisin.’’

‘’Ona kaç defa gelip gittim. En son dün konuştum hatta.’’

‘’Ne dedi? Nedenmiş sıkıntıların?’’

‘’Benim  guvaturumun  bir parçası orda kalmış. Şimdi bu kalan parça alınan kısmı arıyomuş. Sıkıntılarım ondan ileri geliyomuş. Öyle dedi.’’

‘’Nasıl yani? Anlamadım…’’

‘’Orda kalan kısmı eksik olan tarafı aramaktaymış… Bu anlattıklarımın sebebi buymuş.’’

‘’Yanlış anlamışsındır. Öyle bir şey yok çünkü.’’

       ‘’Valla aynen böyle dedi. Ben  anlamadım, kafama yatmadı da açıkçası. Burda dışarda birkaç kişiye de sordum, üç dört tane guvatur amaliyatı olmuş kişiyle konuştum. Kimsede böyle şeyler yok. Bana seni söylediler. Ben şimdi ne olacağım böyle? Bu arama işi ne kadar sürecek? Ne zaman düzeleceğim yani? Bana bi akıl ver, yardımcı ol diye geldim.’’

       ‘’Ne zaman geçer tam olarak bilemem. Ameliyatını yapan ve tüm içerideki ayrıntıları bilen arkadaşımız bilebilir bunu. Zaten bizlerin başka birinin ameliyat etmiş olduğu bir hasta hakkında görüş bildirmemiz de pek uygun olmaz. Niye olmaz? Çünkü önceki durumunu da, nasıl bir ameliyat yapıldığını da seni ameliyat eden arkadaş bilir, ben değil. Bu nedenle de sana ne desem yalan olur.’’

       ‘’Acaba ben yanlış bir ameliyat mı oldum?’’

       ‘’Öyle şey olmaz! Arkadaşım elinden geleni yapmıştır. Her gün yapılan ameliyatlar bunlar, niye yanlış yapsın ki? Dinle bak Derviş…’’

       Hastaya bu tip bazı yakınmaların ameliyattan sonra kalıcı olabileceğini ama çoğunun zamanla geçeceğini  anlattım.  Kendi deneyimlerimden de söz ettim. Örneğin,  ameliyat öncesi aşırı sinirlilik varsa bu tamamen geçmeyebilir; yutkunurken takılma hissi, boyunda deri çekilmesi, hafif ses kısıklığı  gibi sıkıntılar çoğunlukla geçer.

       Tamam, Derviş başka bir meslektaşımın hastasıydı, ama benim yardımıma da ihtiyaç duymuştu ve yardım etmeye çalışmalıydım. Yardımım yönlendirme değil bilgilendirme şeklinde olabilirdi sadece. Oldukça uzun bir sohbetle Derviş’i rahatlatmaya çalıştım. Ne kadar inandırıcı oldum bilmiyorum; teşekkür ederek ayrıldı odamdan.

       Arkadaşımı  bu çok yaratıcı söylemle hastasını rahatlatmaya çalışması nedeniyle  takdir ettim doğrusu. Kırk yıl düşünsem ameliyata rağmen guatr ile ilgili sıkıntıları hiç geçmeyen  hastaya böyle bir açıklama yapmak aklıma gelmezdi. Harika ve gerçekten yaratıcı bir yöntem bulmuştu meslektaşım. Normalde hastayı ikna edebilecek bir söylemdi sonuçta… Amacı güzeldi  ama bu söylem ne derece doğruydu?

       Derviş’le konuşurken gülümsememe engel olamadım. O gittikten sonra neredeyse gülme krizine girecektim. Gerçekten çok orijinal bir yaklaşımdı bu. Bana çok komik geldi…

       Bu harika fikir bende başka çağrışımlar yaptı. Belki ileride gerekli olurda organların birbirini araması mantığıyla oluşturulacak ve endişeleri geçmek bilmeyen hastalar için kullanılabilecek klişe yanıtlar…

       Örneğin, safra kesesi alındıktan sonra sorunları bir türlü geçmeyen  hastaya şöyle denilebilirdi;

       ‘’Şimdi senin karaciğerin safra keseni arıyor, hatta homurdandığını duyar gibiyim;

       ‘Ulan şuracıkta ufak tefek bir kese vardı, ben içine safra doldurup boşaltarak oynardım. Bakıyorum bakıyorum, göremiyorum. Nereye gittiğini bilen var mı?’

       Fıtık ameliyatından sonra ağrıları geçmeyen veya  şişkinlik yakınmaları olan hastalara da şöyle bir açıklama yapılabilirdi;

       ‘’Şimdi senin ince barsakların   şaşkın halde(!). Barsaklar eski durumu arıyor ve muhtemelen guruldama şeklinde şöyle konuşuyorlardır;

       ‘Yahu burada bir aralık vardı, arada bir dışarı çıkıp dolaşırdık; aşağılara  kadar gidip gelirdik bazen. Bugün baktım, kapalı… Kim kapattı ki burayı? Özgürlüğümüz kısıtlandı yahu…’

       Midesinin bir kısmı alınan hastalara sorunları olduğu zaman kalan kısmın sızlandığını anlatabilirdik  belki de;

       ‘’Şimdi senin midenin bir kısmını aldık ya… Geri kalan mide parçası diğer yarıyı arıyor. Diyor ki;

       ‘Benim alt tarafımı almışlar, hiç fark etmedim. Hey! Karaciğer, dalak, size sesleniyorum; komşular benim devamım nerde? Böyle hemen doluyor, şipşak boşalıyorum. Kim aldıysa getirsin, canımı daha fazla sıkmasın…’

       Tabii ki bunların hepsi şaka… Tümü ya da bir kısmı alınan organlar bazen bir takım sorunlara yol açabilir. Böyle durumlarda da ne eksildiyse onunla ilgili önlemler alınır, eksikler giderilmeye çalışılır.

       Yaratıcı insanları hep takdir etmişimdir... Bravo doğrusu!

        Ameliyat öncesinde onca bilgilendirdiğimiz ve türlü olasılıkları anlattığımız halde,  bazı hastalar sonuçtan bir türlü mutlu olmazlar. Önemsiz  geçici sıkıntıları bile sorun edenler vardır. En güzel ameliyatı yaptığınız halde bile hastanın yakınmaları olabilir yani... Bunlara da sabırla ama mutlaka mantıklı  yanıtlar  vermek gerekir.

       Eyy hastalar! Ameliyatlardan sonra organlarınızın  çevrede eksik parçalarını veya kaybolan komşularını aradığını duyarsanız bana gelmeyin, benim haberim yok…

 

 



Bu yazı 1911 defa okunmuştur.

N.Sedat ÖZLÜ / 01-02-2019 08:54

Değerli dost,organlar birbirini arıyorlar mı bilemem ama, emin olun sizin gibi doktorları hepimiz çok arıyoruz.Hoş ,eskinin pek çok şeyini arıyoruz,bu da ayrı bir konu.Ortalama insani ahlâkın kalmadığı yerde,mesleki ahlâk mı kalır?



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI