Bugun...


Opr. Dr. Ahmet DURUKAL


Facebookta Paylaş









RAPOR NEREYE GİTMİŞ?
Tarih: 01-06-2019 16:33:00 Güncelleme: 01-06-2019 16:33:00


Odamın kapısı çalınmadan biri daldı. ‘Ne oluyor?’ demeye kalmadı; kıyafeti medeni, içeri girişi tuhaf ziyaretçim tanıttı kendisini;

‘’Doktor Bey, merhaba! Ben Avukat Celil Kıymaz. Böyle paldır küldür daldım; kusura bakmayın!  Bir müvekkilimin tedavisini burda siz yapmışsınız; ama yazdığınız adli rapor elimize geçmedi.’’

‘’Bizde kapı çalınır da girilir. Neyse, kim müvekkiliniz?’’

‘’Yılmaz Turuncu. Ameliyat olmuş…’’

Hastayı hatırladım. Birkaç hafta önce trafik kazası sonucu gelmişti ve karnından ameliyat etmiştim. Bunun gibi durumlarda olaydan zarar gören kişinin sağlığının ne derecede etkilenmiş olduğunu belirten ve mahkemenin isteği üzerine düzenlenen bir rapor olur. Buna adli rapor denilir. Avukatın sözünü ettiği rapor bu idi.

İçeriye giriş yöntemi nedeniyle avukata  ‘buyur otur’ demedim.

‘’Adli raporunu yazmış ve yollamışsak sorun ne?’’

‘’Evrak İzmit adliyesi yerine Manisa adliyesine gitmiş… ‘’

Gülmemi engelleyemedim;

‘’Hayret yani, sadece m ve i harfleri ortak. İsim benzerliği de yok. İzmit yerine İzmir’e gitse bile belki anlaşılabilir. Gerçi adliye de şuracıkta; üç yüz metre var yok…’’

Belki de raporu postaya vermek yerine kağıttan uçak haline getirsek daha kolay gidebilirdi adliyeye…

‘’Ama Manisa’ya gitmiş.’’

‘’Şaşırdım… Peki, şimdi benden ne istiyorsunuz?’’

‘’O raporu bulamıyoruz. Manisa adliyesinden sordurdum; giriş kaydı var, ancak evrakın kendisini bulamadılar. Başhekimle de konuştum, ‘yenisini yazsınlar’ dedi.’’

‘’Avukat Bey! Adli rapor veya herhangi bir sağlık raporu verildiği andaki durumu yansıtır. Şimdi aradan bunca zaman geçtikten sonra, eski tarihli bir rapor yazılamaz. Yeni tarihli bir rapor yazsam aynı kişiye iki ayrı rapor vermiş olurum ki bu olamaz zaten. En iyisi, siz evrak memurunu bulun; eski evrakın tarih ve numarasını içeren bir kopyasını versin. Fotokopi verilirse başhekim bey de ‘aslının aynıdır’ diye yazıp imzalar, olur biter.’’

Avukat Bey bu gayet mantıklı önerimi pek anlayamadı ya da memurla uğraşmaktansa doktorla daha kolay çözebileceğini düşündü; yeni bir rapor yazmam konusunda ısrar etti. Doktora dayılanmak, hele ki başhekimin desteğini aldıktan sonra daha da kolay bir çözüm şekli idi.

‘’Doktor bey, kaç dakikanı alır bu iş? Niçin yardımcı olmak istemiyorsun?’’

Girişteki ‘siz’li konuşma yerini ‘sen’ ifadesine bırakmıştı.

‘’Beyefendi, siz hukuk adamısınız; hukukta böyle bir şey var mı? Bir kere bu iş dakika işi değil. İstediğiniz şeyin yasal olmadığını düşünüyorum.  Diyelim ki ikinci bir rapor yazıldı; sonra da davanın karşı tarafı ilk raporu Manisa’dan bulup getirdi. Bu durumda hem mahkemenin kafası karışır ve hangi raporu dikkate alacağını bilemez; hem de beni farklı tarihli çifte rapor nedeniyle suçlayabilir hakim.’’

‘’Ama o rapor kayıp.’’

‘’Yarın çıkar bir yerden nasılsa… Burada kopyası vardır, resmi evrak bu… Size fotokopisini versinler.’’

‘’Fotokopi olmaz.’’

‘’Aynısını yazsınlar; ‘aslının aynıdır’ diye başhekim imzalasın, yine de olmaz mı?’’

‘’O zaman asıl evrak olmadığı mahkemece anlaşılır; hiçbir işe yaramaz.’’

‘’Peki, ben ne yapayım Avukat Bey? Gidin o zaman Manisa’dan alın evrakı. Orada şehir meydanında veya Spil dağında değildir ya, adliyededir.’’

‘’Bir evrak için şimdi taa Manisa’ya mı gideyim?’’

‘’Valla siz bilirsiniz. Bunca yıldır adli rapor yazarım, böyle bir şey duymadım. Size yardımcı olamadığım için kusura bakmayın.’’

Veda bile etmedi.  Kapıyı çarpıp çıktı avukat bey. Odadan çıkış şekli de tıpkı girişi gibi nezaketten çok uzaktı.

Beklediğim üzere birkaç dakika sonra başhekimlikten arandım. Tabii ki adam oraya gidecek ve ‘doktor senin dediğini yapmadı, işimi görmedi’ diye başhekime şikayetçi olacaktı. Bu hep böyle olmuştur; isteği karşılanamayan kişiler soluğu orada alırlar. Gidip fırça yemek üzere huzura çıktım tabii…

‘’Ahmet Bey, arkadaşa yardımcı olmamışsın!’’

‘’Abi yardımcı olayım, olayım da… Siz sorunu tam olarak anlayamamışsınız galiba…’’

Sorunu avukatın da yanında başhekime tane tane anlattım. Konu aslında çok basitti, çözümü de önermiştim; avukat anlamıyordu ama başhekim anladı çok şükür! Bana teşekkür bile etti, hiç beklemediğim halde…

Tamam, avukat da müvekkilinin işini takip ederek görev yapmaya çalışıyor; ama bir yanda da kurallar var. Kuralları çiğnersek hukuk gözümüzün yaşına bakmaz asla! Hele ki doktorların… Aynı kişiye iki ayrı rapor vermekten yargılanıyor olsam, aynı avukat benden dünyanın parasını ister avukatlık ücreti olarak. Bundan da adım gibi eminim. Bu dünya böyle… Herkes kendi çıkarını gözetiyor.

Avukat Celil efendi(!)  Manisa’ya gidip raporun aslını buldu mu; yoksa kolayca bir başka yoldan mı çözdü işi, bilmiyorum…

 

Demek ki, neymiş;

1.         Doktorların hastaların tedavilerine kafa yormakla kalmayıp, sonradan verecekleri resmi raporların nereye gittiği ile de ilgilenmesi; posta işlerini gözden kaçırmaması ve yanlış yere gittikçe yerine yenisini yazıvermesi bekleniyormuş…

2.         Yazılan rapor hedefi dışında her yere gidebilirmiş… Bir atasözüne göre, acemi atıcı karşısında en emin yer hedefmiş…

3.         Avukat üşengeç olursa sıkıntıyı doktora çözdürmek çok daha kolay görünürmüş…

4.         Doktorların zaten başka iş gücü yokmuş!



Bu yazı 1363 defa okunmuştur.

N.Sedat ÖZLÜ / 02-06-2019 09:10

Yüreğinize,kaleminize sağlık.Okuyunca ülkemizin o eski günlerinin her şeye rağmen daha da yaşanılabilir durumda olduğunu görebiliyorum.Aynı şeyi bugün yaşamış olsaydınız,acaba hangi cemaat mensubu olmakla,ya da yöneticilere hakaret emiş olmakla suçlanırdınız bilemem.Sonuç olarak yaşanan sorun gene sizin öneriniz doğrultusunda çözülmüş.Bu gün olsa sorunun kaynağı olur,çözüm için de siz uğraşırdınız sanırım.Güzel anlaımınız için teşekkür ediyor,yenilerini merakla beklediğimi bilmenizi istiyorum.Sevgi ve saygılarımla.



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI