Örnek HTML sayfası Your Page Title escort bursa bursa eskort escort bursa Görükle Escort escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa alanya escort bayan antalya escort eskişehir escort mersin escort alanya escort bayan bodrum escort bayan havalimanı transfer
altıparmak escort çarşamba escort eve gelen escort gemlik escort görükle escort gürsu escort heykel escort inegöl escort iznik escort karacabey escort kestel escort masöz escort mudanya escort mustafakemalpaşa escort nilüfer escort orhangazi escort osmangazi escort otele gelen escort rus escort sınırsız escort üniversiteli escort whatsapp escort yıldırım escort
Bugun...


Opr. Dr. Ahmet DURUKAL


Facebookta Paylaş









ULTRASON OLSAYDI
Tarih: 02-07-2021 12:00:00 Güncelleme: 02-07-2021 12:00:00


Öğle yemeğindeydim. İcapçıydım ama adım anons edildiğinde çok şaşırdım. Çalıştığım hastanede çok nadir olarak anons yapılırdı çünkü. Yıllarca hiç kullanılmadığı olurdu bu sistemin. Anonsla çağırdıklarına göre demek ki çok çok acil bir durum söz konusuydu.


Hemen çıktım yemekhaneden. Beş katı koşarak indim ve bahçeyi geçtikten sonra eski binada ikinci kata çıktım. O sıralar acil servisimiz onarımda olduğundan normal bir servisin karşılıklı ikişer odası bu amaçla kullanılmaktaydı. Pek atletik biri sayılmazdım; oraya ulaştığımda nefes nefese kalmıştım. Koridorda bir hastane sedyesini birkaç kişinin çevrelediğini gördüm. Bir kadın çığlıklar atıyordu. ‘Beni bu hasta için anons etmiş olmalılar’ düşüncesiyle o sedyeye yöneldim. Hastanın genel durumu pek iyi görünmüyordu. Kentimizde ünlü bir kadın hastalıkları uzmanı büyüğüm Nurten Abla hastanın elini tutmaktaydı. ‘Herhalde yakını olmalı’ diye düşündüm. Serbest çalışan bir hekimdi ve hastayla birlikte gelmişti. O beni tanımasa da ben onu tanıyordum. ‘Hoş geldiniz’ dedikten sonra kendimi tanıttım.


Bilgi vermesi gerektiğini düşünmüş olmalı ki aceleyle hastayı anlatmaya başladı;
‘’Doktor bey merhaba! Bu kadın benim hastam. Ben buna bir ay kadar önce kürtaj yapmıştım. Bugün evde aniden sancılanınca gene bana getirmişler. Ama kadın hastalıkları ile ilgili bir sorunu olmadığı için Genel Cerrah Şevket abiye gösterdim. O da ‘midesi delinmiş, hemen ameliyat olması gerekiyor’ dedi. Ben ona çok güvenirim. Şevket Abi özel hastanede çalışıyor, tanırsın. Fakat hastanın orada ameliyat olacak maddi durumu yok. Onun için alıp buraya getirdim.’’


‘’Tamam ablacığım, Şevket abiyi tanırım ama bir de ben bakayım.’’


Hasta için dışarıda ‘mide delinmesi operasyonuna’ karar verilmişti ve devlet hastanesi doktoru olarak bunu uygulamam isteniyordu. Çok tecrübeli ve oldukça yaşlı bir meslektaşımın kanaati tabii ki önemliydi. Ancak bir cerrah olarak kendi kararımı kendim vermeliydim.


Hastayı sedyesi ile bir odaya soktuk ve hızlıca muayene ettim. Soğuk terlemesi ile birlikte çok düşük tansiyonu şok durumuna işaret ediyordu. Üst karın bölgesi kısmen yumuşak olduğu halde, alt bölgesinde karın kasları sertti (defans denilir). Karnının o kısmına dokundurmak bile istemiyordu kadıncağız. Kısacası, tıp diliyle ‘akut karın’ denilen durumdaydı hastamız ve haliyle acil ameliyat gerektiriyordu. Bu muayene bulguları sorunun kaynağının mideden daha çok alt (pelvik) organlarda olduğunu düşündürüyordu. Mide delinmesi durumunda tüm karın tahta sertliğinde olur ve hasta genellikle sırt üstü yatırılamaz. Çünkü öyle yatması ağrısını arttırır. Oysa hastamız sırt üstü yatmaktaydı. Midesi sapasağlamdı bana göre… Hastayla ilgili görüşümü meslektaşıma açıkladım;


‘’Abla, bu mide delinmesi olayı değil. O bölgede bir şey yok kesinlikle. Sorun alt kısımda. Dış gebelik veya yumurtalık kisti yırtılması olabilir.’’

Kadın hastalıklarını ilgilendiren bir sorun olduğu kanısındaydım ama Doktor ablamız o görüşte değildi. Şiddetle itiraz etti;


‘’Olur mu canım? Sen neden bahsediyorsun? Bir ay önce kürtaj yaptım ben bu kadına diyorum; anlamıyor musun? Belki bir ay bile olmadı daha. Üstelik, yine muayene ettim biraz evvel. Kadın hastalıkları açısından kesinlikle bir sorun yok bunda…’’


‘’Peki ablacığım. Söylediklerinizi tabii ki anladım ama sizinle tartışacak değilim. Bu hasta akut karın durumunda ve acil cerrahi müdahale gerekiyor. Sanırım bunda mutabıkız. Ben şimdi kan hazırlatıp hastayı hemen ameliyata alacağım; ancak karnının alt kısmından açacağım. Çünkü Şevket abiye ve size katılmıyorum; hastanın sorunu orada bence… Midesinde hiçbir sorun yok bu hastanın. Açınca göreceğiz
nesi varmış?’’


‘’Sen bilirsin, ben karışamam. Ama kadın hastalıkları yönünden herhangi bir sıkıntı yok; bundan eminim. Sorun bence de midede. İzin verir misin, girip ameliyatı izleyebilir miyim?’’


‘’Tabii ki izleyebilirsiniz ablacığım. Ne demek? Buyurun… İsterseniz ameliyata da dahil olabilirsiniz.’’


‘’Hayır, sadece izlemek istiyorum…’’


Hasta şok halinde olduğundan zamanımız çok değerliydi. Serumları olabildiğince hızlandırdım. Kanamalı bir sorun düşündüğüm için acil olarak kan hazırlanmasını  istedim. Ameliyat için gerekli diğer ön hazırlıklar kısa sürede tamamlandı. Doktor hanımla birlikte çıktık ameliyathane katına. Sanki hastanın sorunu konusunda iddiaya girmiş gibi olduk ama ben kendimden emindim. Kendi teşhisim doğrultusunda göbekten başlayarak aşağı doğru dikey bir kesi ile açtım hastanın karnını. Açar açmaz da kanla dolu bir karın buldum karşımda. İçeriyi dolduran kanı ve pıhtıları temizleyince anlaşıldı ki, hasta sol tüpü dış gebelik nedeniyle yırtıldığı için kanamıştı ve kanaması devam etmekteydi. Ön teşhisim doğruydu.


Doktor ablamıza da durumu göstermek istedim. Omuzumun üzerinden içeriyi gördükten sonra birkaç saniye içinde ameliyathaneyi terk etti. Tek bir sözcük bile çıkmadı ağzından. Ne hastasını doğru teşhisle ameliyat ettiğim için bir teşekkür etmek, ne bir veda, ne hekim hekime durum değerlendirmesi… ‘Haklı çıktın’ bile demedi. Sanırım mahcup olmuştu, yanlış teşhise takıldığı ya da dış gebelik için yetersiz kalan bir müdahale (kürtaj) yapmış olduğu için…


Ameliyatı yırtılmış bir dış gebelik ve kan dolmuş bir karın için gerekenleri yaparak tamamladım. Sonraki günlerde hastam çabucak toparlandı. Zamanı gelince de sağlıkla evine gönderdim.


Özetle; hasta bir ay önce normal gebelik sanılarak kürtaj olmuştu. Ancak sorun tüplerde yerleşmiş bir dış gebelik olduğu için kürtaja rağmen bebek bulunduğu yerde büyümeye devam etmişti. Zamanla zaten daracık olan tüp yırtılmış ve kanamıştı. Bu

süreç devam edince de hastanın şok ve akut karın tablosu ortaya çıkmıştı. Neyse ki, daha fazla geç kalmadan, doğru teşhisle gereken yapılmış ve hasta kurtarılmıştı. Dış gebeliğin önceden anlaşılmamasının nedeni ultrason tetkikinin olmamasıydı. İlk başvurusunda bu tetkik yapılabilmiş olsaydı keşke… O yıllarda şimdiki gibi adım başı ultrason cihazı yoktu. Dört yüz yataklı kocaman hastanemize bile alınmamıştı henüz. Ancak kentimizde bunu yapabilen birkaç özel kuruluş vardı. Doktor hanım kürtaj yapmadan önce ultrasonu olan bir yere gönderebilirdi hastasını. Belki buna gerek görmemiş ya da ailenin ekonomik durumu bir de ultrason yaptırmak için yeterli olmamıştı. Sonuçta doktor klasik muayene ile ve tecrübelerine dayanarak gebelik teşhisi koymuş ve kürtajı uygulamıştı. Aksilik bu ya; hastanın sorunu dış gebelikti ve yapılan standart kürtaj boşa gittiği gibi hastayı bu günkü riskli duruma sürüklemişti.


Acil ameliyata tamamen hastanın klinik tablosu ile karar vermiştim. Zaten herhangi bir görüntüleme olanağı ve bunu arayacak zaman hasta için de, benim için de yoktu… Bu koşullarda hastayı bir başka kuruluşa ultrason için göndermek düşünülemezdi. Hekimlik her zaman alet, tahlil, görüntüleme değildir. Kimi zaman sadece elleriniz ve birikiminiz bunların yerine geçebilir…


Peki, hastamıza konulan ‘mide delinmesi’ teşhisine ne demeli? Hastanın klinik tablosu hiçbir şekilde buna uymadığı halde, mide delinmesi teşhisinin hem de çok deneyimli bir cerrah tarafından konması çok şaşırtıcıydı. O da sadece elleriyle, ancak hatalı teşhis koymuştu. Olasıdır ki, ‘kadın hastalıkları yönünden normal olduğu söylendiğine göre, olsa olsa bunun midesi delinmiştir’ diye düşünmüştü. Bu hasta mide delinmesi tanısıyla ameliyat edilseydi üst karın bölgesinden açılacak; sonra da zorunlu olarak yarası büyütülerek boydan boya tüm karnı açılmış olacaktı.


En az otuz yıllık bu olayı niçin anlattım? Konunun bir de tersi var çünkü. Nerelerden nerelere geldik diye düşünmemiz gerekiyor….


Hekimlerin gönlü ister ki, her türlü tıbbi olanak el altında bulunsun ve hasta için gerekecek her türden tetkik anında yapılabilsin. Hata kaldırmayan bir alanda yanlışlar böylelikle azalabilir. Tıbbî teknolojiden koşullar elverdiğince yararlanılması öncelikle hastalarımız için yararlıdır. Ülkemizin çoğu yerinde pek çok tetkik ve cihaz olanağı fazlasıyla var artık. Şimdiki meslektaşlarımız bu anlamda daha rahat… Ancak hemen her gün yenilerinin kullanıma girdiği tetkik ve görüntüleme olanaklarının da çarçur edilmemesi, yerinde ve zamanında kullanılması gereklidir. Hastanın sorununu aydınlatmak ve gereğini yapmak için yerine göre sadece hekimlik
birikimi de yeterli olabilir. Sorun karmaşıksa, tanı ve tedavinin başarılı olması için gerekli olan tetkikler yapılmalıdır; ne bir eksik, ne bir fazla… Çünkü fazlasının hastaya değil, başkalarına yararı olmaktadır. Oysa son yıllarda ülkemizde sağlık alanında ‘ne kadar çok tetkik yapılırsa o kadar iyi hizmet’ anlayışı dikkat çekiyor. Önemli oranda tetkik ve görüntülemenin gereksiz

yere yapıldığı bir gerçektir, ne yazık ki... Bunun çeşitli nedenleri arasında sağlığın giderek ticarileşmesi ve hekimlerin sorumluluk almak istememesi gibi faktörler sayılabilir. Gereksiz tetkik ve incelemelerin önemli bir kısmının tatmin olmayan hastaların ısrarı ile yapıldığı da unutulmamalıdır.


Bu gereksiz uygulamaların artması bir yandan da ilgili birimlerde yığılmalar nedeniyleçok ileri tarihli randevular, tanı ve tedavide gecikmeler, sonuçta artan maddi manevi maliyetler olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunlar için hastanın girdiği radyasyon gibi riskler de cabasıdır.


Sorunun bir diğer yönü de, ne yazık ki, günümüzde hekimliğin, kısmen de olsa, tetkikleri yazmak ve sonuçlarını görmek boyutuna indirgenmiş olmasıdır. Bu durum hekimlik açısından üzüntü vericidir. Ancak hekim tıbbi bilgisini ön plana almak, inisiyatif kullanmak, hastaya klinik bulguları çerçevesinde sadece ve sadece gereken tetkikleri yaptırmak durumundadır. Gerisi israftır.


Hekimlik sanatının da, tıbbi teknolojinin de değerini bilmeli ve gerek hekim inisiyatifini, gerekse tıbbi tetkikleri yerinde ve zamanında kullanmalıyız.


Sağlık dileklerimle…



Bu yazı 1589 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI