escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...





Facebookta Paylaş









ÇOCUKLARA OKUMAYI SEVDİRMEK ÜZERİNE…
Tarih: 01-02-2018 12:26:00 Güncelleme: 01-02-2018 12:56:00


          Sevgili okur, çocuklar bizim geleceğimizse, biz bu geleceğimizi doğru zamanda doğru yerlere yönlendirilmeliyiz ki onlar mutlu olsun. Tabii ki doğal olarak bizde.

          İşte okumak da hayatta başarılı ve mutlu olmanın bir parçasıdır. Aynı zamanda eğitim merdiveninin ilk basamağıdır. İlk basamağı ne kadar kolay çıkarsa çocuklar o kadar şevklenecek ve o kadar kolay yol alacaklar. Biz de büyükler olarak onlara başarılı  bir eğitim hayatının kapılarını açmış olacağız.

          Okuma veya okumama alışkanlığımızın temelini ilk okuduğumuz kitaplar belirler; onların o cıvıl cıvıllığına, enerjilerine hitap eden, hayal güçlerini tetikleyen kitaplar daha çok hoşlarına gider. Ebeveynlerin, onların hayal gücünü köreltecek, soyut düşünmelerini engelleyecek kitaplara bilinçsizce yönlendirmesi onlara okumama alışkanlığı kazandırır. Onları, kitaptan ve okumaktan soğutur. Okumak, okumayı sevmek eğitim öğretim hayatının ilk basamağı olduğuna göre, siz ilk basamağı ne kadar yüksek yaparsanız çocuk o kadar zorlanacak ve pes etmek zorunda kalacak, daha yolun başında kaybedecek. Okumayı sevdirmek bu derece önemli bir iştir.

            Çocuğun okuyacağı kitap hem seviyesine uygun hem de dikkatini devamlı kendi üzerinde tutacak nitelikte olmalı.

            Bir gün dedim ki: ben çocuğuma okumayı nasıl sevdirebilirim? Sonuçta karşınızda dünyayı yeni tanımaya başlayan üç yaşında bir çocuk var. İlgisini nasıl çekerim diye kendime sorular sormaya başladım. Beyaz eşya broşür ve katalogları geldi aklıma, beyaz eşya kataloglarını serdim önüne.

            İçinde ilk defa o gün gördüğü bir sürü eşyanın resmi vardı;  o eşyalar, renkli resimler, insan figürleri dikkatini çekti. Orada gördükleri ile çevresindeki eşyaları karşılaştırdı. Hangisi evimizde var, hangisi yok. Bir müddet bunları karıştırdı, sayfaları çevirdi, aradan birkaç zaman geçti tabii.

            Bir gün büyük bir alışveriş merkezinde bir yayınevinin yirmi beş serilik bir hikâye serisini gördüm. Dışı cıvıl cıvıl renkliydi. İçine baktım; içinde renkli koca koca yazılar…             Hikâyelerde, hayvan kahramanlara çocukça isimler vererek değer eğitimi vermeyi hedefleyen kitaplardı. Eve geldiğimde kızımın önüne bu kitapları serdim, sevincine diyecek yoktu;  renkli ve içinde değişik hayvan figürleri olan bir sürü kitap… Önce sayfaları karıştırdı sonra içindekileri merak etti. O da boş teyp kaseti gibi hepsini ezberledi. Okuma yazma bilmediği halde belli bir süre sonra her hikâyeyi gördüğünde ismini söyleyebiliyordu. Bizim temel böyle atılmıştı. Kızım şimdi tam bir kitap kurdu.

        İşin birde şu boyutu var;  yine tabii ki biz ebeveynlere iş düşüyor. Biz kitap okumalıyız. Biz, en az üç yüz, beş yüz kitaptan oluşan bir kütüphane kurmalıyız. Okumayı canımız istemese bile onlara örnek olmak için kitabı elimize almalı ve kendimizi zorlamalıyız. Atalarımız ne demiş; “görgülü kuşlar yuvada gördüğünü işler.” Her şey yuvada başlıyor. Sevgiyle, şefkatle örnek olarak bu zor yolu kolay hale getirmeliyiz…

 

 



Bu yazı 887 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI