escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...


Prof. Dr. Nurullah ÇETİN


Facebookta Paylaş









MİLLETLEŞMENİN İTİCİ GÜCÜ: MİLLÎ TARİH ŞUURU
Tarih: 01-05-2018 10:55:00 Güncelleme: 01-05-2018 10:55:00


       Türk milletinin özelliklerinden biri de ortak tarih birlikteliğine sahip olmasıdır. Millet, birden bire ortaya çıkmaz. Uzun bir tarihî süreçte birlikte, ortak bir hayatı tecrübe ederek ve yaşayarak anlaşmış, kaynaşmış, dayanışma içinde bir millet haline gelir. Bu bağlamda Türk milleti, dünyanın en eski milletlerinden; dolayısıyla da tarihi en uzun olan milletlerinden biridir. Yeni nesillerimize doğru ve millî Türk tarihi şuuru verilirse kaynaşmış, bir ve beraber, tek millet olmaları daha da perçinlenir. Ortak atalar, ortak tarihî maceralar, ortak tarihî kıvançlar, sevinçler, üzüntüler, zaferler, yenilgiler kültürü insanlarımızı birleştirir. Ortak tarih duygusu, Türk millet birliğinin temelidir.

       “Evvelâ millete tarihini, asil bir millete mensup bulunduğunu, bütün medeniyetlerin anası olan ileri bir milletin çocukları olduğunu öğretmeliyiz.” (1930) diyen Atatürk, bu konuya çok önem vermiştir. Çocuklarımıza Türk tarihini bir ve bütün olarak, iyi ve sağlam bilgilerle, doğru ve etkili şekilde öğretmenin milletleşme sürecimizi tahkim edeceğini, güçlendireceğini anlamış ve bu doğrultuda önemli adımlar atmıştır.

       Bu çerçevede Atatürk, 12 Nisan 1931’de “Türk Tarihi Tedkik Cemiyeti” adıyla Türk Tarih Kurumunu kurdu. Bu kurum kanalıyla Türk tarihinin en eski zamanlardan günümüze kadar geçirdiği bütün aşamaları, yaptığı bütün işleri araştırma, inceleme, yayma, öğretme çalışmaları başladı.

       Emperyalist Haçlı Siyonist Batılılar yalan yanlış propagandalarıyla Türkleri yağmacı, talancı, zalim, barbar bir millet olarak göstermişlerdi. Ancak Atatürk’ün millî tarih çalışmaları, Türklerin kültür ve medeniyet üreten soylu bir millet olduğunu yerli ve yabancı araştırmacıların eserleriyle ortaya konmasına vesile oldu.

       Ayrıca Atatürk, Türk tarihini araştırma ve inceleme çalışmalarına da bizzat katılmıştır. Şöyle der: “Ben fani bir insanım, bir gün öleceğim, büyüklüğüne ve üstün kabiliyetlerine inandığım Türk Milleti’nin gerçek tarihinin yazılmasını sağlığımda görmek istiyorum. Onun için bu toplantılarda kendimden geçiyor, her şeyi unutuyor, sizi yoruyorum. Beni affedin.” (1933)

       Diğer yandan Türk tarihinin, sadece Türklerin Müslüman olmasıyla başlamadığı, daha eski zamanlara ait zengin bir Türk tarihi olduğu yani İslam öncesi, İslamî dönem ve Cumhuriyet dönemi gibi tasniflere göre bütünlüklü Türk tarihi olduğu ortaya kondu.

       Batılı oryantalist tarihçilerin “Türkler barbardır, zalimdir, yağmacıdır” iftiralarına karşı Atatürk, net ve kesin olarak tepkisini ortaya koymuştur. İslam öncesi Türk devletleri de medenî idiler:

       “Milletimizin büyük kabiliyetleri tarihen ve mantıken sabittir. Milletimiz aleyhinde söylenenler bütünüyle iftiradır. Milletimizin zalim olduğu iddiası da sırf iftiradan, baştan başa yalandan ibarettir. Hiçbir millet, milletimizden daha çok yabancı unsurların inanç ve âdetlerine riayet etmemiştir. Türkler on beş asır evvel Asya’nın göbeğinde muazzam devletler teşkil etmiş ve insanlığın her türlü kabiliyetlerine belirti olmuş birer unsurdur. Sefirlerini Çin’e gönderen ve Bizans’ın sefirlerini kabul eden bir Türk devleti, ecdadımız olan Türk milletinin teşkil eylediği bir devlet idi.”

       Türk çocuklarına millî tarih şuuru vermek demek, Türk tarihini İslam öncesiyle, İslam sonrasıyla, Cumhuriyet dönemiyle, Selçuklusuyla, Osmanlısıyla bir bütün olarak öğretmek ve sevdirmek demektir. Bazıları Atatürkçülük adına Osmanlı düşmanlığı yapmaktadır. Tarihimizde her devletin ve yöneticinin hatası olabilir, ama tarih, iyisiyle kötüsüyle, doğrusu ile yanlışı ile bizim tarihimizdir. Biz tarihimizdeki hataları bir tarafa bırakır; iyilikleri, güzellikleri, faydalı olan tecrübe ve değerleri alır kullanırız. Atatürk Osmanlı Devletiyle ilgili olarak şöyle der:

       “Milletimiz… Büyük güçlükler içinde bir imparatorluk vücuda getirdi. Ve bu imparatorluğu altı yüz yıldan beri tam bir ululuk ve büyüklükle sürdürdü. Bunu başaran bir millet elbette yüksek siyasî ve idarî niteliklere sahiptir. Böyle bir durum yalnız kılıç gücüyle vücuda gelemezdi.”

       Atatürk, parçalı değil; bütün Türklük tarihini esas alır. Türk tarihinin her dönemini önemser. Bazı kötü niyetliler Atatürkçülük perdesi arkasına sığınarak Selçuklu ve Osmanlı düşmanlığı yapmaktadırlar. Atatürk’ün bu konudaki görüşleri ise bellidir. Şöyle der:

       “Bizim milletimiz derin bir maziye maliktir. Bu düşünce bizi elbette altı yedi yüzyıllık Osmanlı Türklüğünden, Selçuklu Türklerine ve ondan evvel bu devirlerin her birine eşit olan Türk Devletlerine kavuşturur.”

       Atatürk’ün millî Türk tarihi üzerine yaptığı çalışmalar, onun ölümünden sonra İsmet İnönü ile birlikte azalmış, tavsamış, geri plana itilmiştir. Okullarda Türk tarihinden çok Batı tarihi öğretilmeye başlamış, ayrıca içimizde pek çok yerli oryantalist türemiştir. Bu yerli Oryantalistler, Türk ismi taşısa da aslen Türk olmayıp Türk düşmanı, Müslüman olmayıp İslam düşmanı ve Batılı devletlerin beslediği hainlerdir.

       Bunlar yaptıkları televizyon programları, çıkardıkları dergiler, gazeteler, yayınladıkları kitaplar, ansiklopediler, üniversitelerde verdikleri dersler kanalıyla güya kendilerince resmî tarih dışında gerçek tarihi ortaya çıkardıklarını iddia etmektedirler. Aslında ise hem yanlış tarih bilgileri vermektedirler, hem de bu yanlış bilgilerden hareketle, çukur tarih gibi dergiler kanalıyla Türk ve Atatürk düşmanlığı yapmaktadırlar.

       Atatürk, hem bunlar hakkında hem Türklerin kendi tarihlerini iyi bilmezlerse, okumazlarsa o zaman emperyalist Haçlı Siyonist odakların Türk tarihiyle ilgili yalanlarına, iftiralarına inanabilecekleri hakkında, bu mankurtlaşmaya, kendi milletine ve tarihine düşmanlaşmaya karşı şöyle uyarıyor:

       “Milletin tarihini okumamış veya millî duygudan yoksun kalmış oldukları anlaşılan bazı şahıslar, yabancıların aleyhimize ileri sürdükleri suçlamaları reddetmedikten başka, vatanlarını kabahatli göstermekten çekinmiyorlar.”

       O halde Atatürk’ün kurduğu Türk Tarih Kurumunun, Millî Eğitim Bakanlığının, basın yayın organlarının doğru millî Türk tarihi öğretimine önem vermeleri gerekiyor. Türk ve Atatürk düşmanlığına dayalı çukur tarih çalışmaları, Türk millet birliğini bölmeye, parçalamaya yöneliktir. Buna izin verileme



Bu yazı 206 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI