escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan eskişehir escort istanbul escort istanbul escort şişli escort izmit escort istanbul escort fatih escort escort kayaşehir escort konya vtunnel
Bugun...


Prof. Dr. Nurullah ÇETİN


Facebookta Paylaş









OMUZLAR ÜZERİNDEN YERLERDE SÜRÜNMEYE DÜŞÜŞ
Tarih: 01-10-2018 09:05:00 Güncelleme: 01-10-2018 09:05:00


     Başbuğumuz Mustafa Kemal Atatürk şöyle demişti:

    "Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın."

     Batıda, sosyal medyada Falling Star (düşen yıldızlar) adı verilen yeni bir akım, bir moda başlamış. Bu moda bize de sıçramış. Buna göre şarkıcı, sinemacı gibi meşhur kadınlar ve başkaları lüks arabalarından çıkarken ayakları takılıp düşüyorlar, kendileri ve zenginlik göstergeleri olan çantaları, paraları, süs eşyaları yerlerde sürünüyor. Bunu da fotoğraflayıp yayınlıyorlarmış.

    Şöhret manyağı olmuş, sonradan görmeler, saygın kişilikleriyle, derin bilgileriyle, bilgelik dolu kültürleriyle, insanî, İslamî ve millî kimlik değerleriyle, ahlaklarıyla, iffetleriyle, Türk milleti için ürettikleri artı değerlerle değil de; sunî, geçici, sıradan, maddi, yavan, eğreti değerlerle üst toplumsal konum kazanma ve böylece insanlar üstünde kendilerine ayrıcalıklı bir konum elde etme derdine düşmüşlerdir.

     Salt nefislerini tatmin etme peşinde olan bu kişiler, bir şekilde sürekli gündemde kalma, devamlı dikkat çekme, görünme ve gösterme isteklisi, sürekli değişikliklerle insanların ilgilerini kendi üzerlerinde tutma heveslisi ve hayatlarını ancak böyle saçma sapan bir iğretilikle anlamlandırma arayışında olan bu insanlar, içi boş bir kabuk olduklarını bir kere daha böylece ilan etmiş oluyorlar.

     Yerlere düşüp serilen, saçılan aslında insanlık ve kadınlık onurudur.

     Şöhretiyle, güzelliğiyle, süslü eşyalarıyla, incik boncuk takılarıyla, paralarıyla düşüp yerlerde sürünme eğlencesi, aslında bir bakıma bu değerlerin değersizliğinin, sonsuz olamayışının, geçiciliğinin, uçup gidiciliğin de bir ilanıdır.

     Yıldızların yerlere kapaklanarak serilmesi, aslında onların sıradan kalabalıkların zannettiği gibi ilah, tanrı, tanrıça olmadıklarının, yüceltilmemesi gerektiğinin de bir ilanıdır.

      Kazaen yere düşen bir insanın bu beşerî halinin ilan edilecek bir tarafı yoktur.

     Bu ilanın eğlenilecek, buradan bir eğlence çıkarılacak bir durumu yoktur. Hele kadınların bu tür beşerî zaaf hallerinin yerlerde, ayaklar altında sergilenmesinin mantığı yoktur. Türk kadını yerlerde sürünmeye değil, el üstünde tutulmaya, yükseklerde saygın bir konumda olmaya, yücelmeye ihtiyacı var.

     Yerlere kapaklanmış Türk kadını, eğlenme nesnesi ve nasıl olursa olsun dikkat çekici bir mal değildir, elinden tutulup kaldırılacak bir saygınlığa sahiptir.

     Eski Türk inancında kadının yeri yedinci kat gök idi, şimdi yerlerde sürünmek.

     Oğuz Kağan Destanında mavi bir ışıktan doğan kutlu Türk kadını nerede, gâvur özentisiyle yerlerde sürünen karanlıktan doğma kadın nerede.

     Türk Yaratılış Destanı'nda Yaratan'a ilham veren “Ak Ana” dan yerlerde sürünen şaşkın kadına düşmek ne kötü.

     Eski Türk destanlarında erkeğinin güç ve ilham kaynağı olan kadın, şimdi moda hevesiyle yerlerde sürünmeye başladı.

     Arap gezgini İbn-i Batuta: "Burada tuhaf bir

     hale şahit oldum ki o da Türkler'in kadınlarına gösterdiği hürmetti. Burada kadınların kıymeti ve derecesi erkeklerinden daha üstündür." Diyordu. Şimdi ise yerlerde sürünmeye başladı.

     Altay Dağları'nın en yüksek tepesine "Kadınbaşı"

     ismi verilmişti. Şimdi ise yerlerde sürünüyor.

     Bir milletin düşüşü, bozulması, kokuşması, çürüyüp gitmesi önce kadından başlar. Ne zaman Türk kadını düzelirse işte o zaman Türk milleti düzelecektir. Türk kadınlarının moda hevesiyle gâvur karılarına benzemek yerine, bilgiye, kültüre, ahlaka, namusa, iffete, sade ve mütevazi bir hayata talip olmalarıyla saygınlıklarını artıracaktır. Türk kadınının Türk-İslam kültür ve ahlakıyla yetişmesi, yaşaması ve yeni nesillerimizi, çocuklarımızı buna göre yetiştirip yaşatması, Türk milleti olarak yeniden ayağa kalkışımızın ilk basamağı olacaktır. (18.09.2018)



Bu yazı 471 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI