escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan eskişehir escort istanbul escort istanbul escort şişli escort izmit escort istanbul escort fatih escort escort kayaşehir escort konya vtunnel
Bugun...


Prof. Dr. Nurullah ÇETİN


Facebookta Paylaş









TOPRAKTAN GELİP, TOPRAĞA DÖNME BİLİNCİ
Tarih: 02-08-2018 07:44:00 Güncelleme: 02-08-2018 07:44:00


     Toprak, çok boyutlu ve gizemli bir varlıktır. Olumlu olumsuz, iyi kötü, güzel çirkin, faydalı zararlı gibi birbirine zıt değer yargılarının hepsine muhatap olabilen ender nesnelerden biridir. İnsan ve hayatı, canlı cansız bütün varlıklar, ancak toprakla tanımlanabilen, toprakla anlaşılabilen, toprakla var olabilen nesnelerdir. Toprağın birbirine zıt boyutlarını irdelemeye çalışayım.

     Öncelikle biz insanoğlu topraktan geldik, toprağa döneceğiz. Varoluşumuz ancak toprakla anlamlandırılabilir. Bizim insan olarak bedenimiz topraktan, çamurdan yaratıldı, ruhumuz Allah’ın nurundan. “Allah insana / Âdem’e kendi ruhundan üfledi.”(Secde, 32/9). Çamur yani toprak, yerlerde, ayaklar altında çiğnenen en adi bir nesne olarak bilinir. Allah’ın nuru ise en yüksek mertebede yer alır. Biz işte en adi ile en kutsal, en alttaki ile en yüksekteki iki zıt unsurun birleşimiyiz. Niyetlerimize, işlerimize, yapıp etmelerimize göre en aşağı seviye olan çamur mertebesine de, en yüksek değer olan Allah’ın nuruna doğru da yükselebiliriz.

     Hayatımız boyunca bu iki zıt kutup arasında gidip gelen bir hayat yaşıyoruz. Tamamen bedenleşip, katılaşabilir ve yerlerde sürünebiliriz de; büyük ölçüde manevileşebilir, soyut, manevi, insani, ilahi değerler doğrultusunda yükselebiliriz de. Maddeci, katı, insanlık dışı, dinsiz imansız bir hayat tercihiyle toprak seviyesinde yerlerde de sürünebilir, saf bir Allah inancı, temiz bir Müslüman hayatı ve insanca yaşama ile Allah’ın nuruna doğru yükselebiliriz de.

     Toprak ve çamur yani beden maddedir, Allah’ın nurunun bize yansıması yani ruhumuz ise mana. Madde geçicidir, mana kalıcı. Madde katıdır, mana saydam. Madde kabuktur, mana öz. İnsanı insan yapan temel değer, toprak boyutu olan bedenimizin yakışıklılığı, güzelliği, iyi yemekler yemesi, güzel elbiseler giymesi, pahalı eşyalarla süslenmesi ve boyanması değildir. İnsanı insan yapan temel değer, ruhunun Allah’ın nuru katına yaklaşmasıdır, ruh güzelliğidir, Allah’ın istediği gibi arı imanlı Müslümanca, fıtratının yani yaratılışının gerektirdiği şekilde insanca, milletinin arzuladığı gibi şuurlu ve sorumlu bir millet ferdi olarak yaşamasıdır.

     İnsan ömrü ve hayatı bir bakıma topraktan Allah’ın nuruna doğru yükselme ya da tersi bir süreçtir. Allah’ın insanı bu dünyada sınava tabi tutması, aslında insanın bağımsız iradesini kullanarak niyet ve işleriyle bedeninin istekleri mi, yoksa ruhunun gerekleri doğrultusunda mı hareket edeceğinin sınanmasıdır.

     Toprak, sembolik anlamı ve ona yüklenen değer bakımından kötülenebilir ya da iyi olarak değerlendirilebilir. Topraktan yaratılan bedenimiz de bizatihi kötü bir nesne değildir. Bedenimiz, ruhumuzun niyetlerinin fiiliyata geçirilmesinde gerekli bir araçtır. Ruhumuz, soyut anlamda bağımsız irademizin tercihleri demek olan karar mercii iken; bedenimiz, bu kararların somutlaşmasında ve görünür kılınmasında vasıta olan somut bir araçtır.

     Ruh amaç, beden ise araçtır. Yanlış olan, aracı amaç haline getirmek yani ruha değil, bedene hizmet etmektir. Ruhun talepleri yerine bedenin istekleri için yaşayanlar sınavı kaybediyor. Bu bağlamda Allah’ın nurunun tecelli ettiği yer ve sonsuz olan ruh yerine geçici, ölümlü, çözülmeye dağılmaya mahkum olan bedeni tercih etmenin akılla bağdaşır bir tarafı yok.
İnsan olarak bizim yaratılışımızın maddi zemini toprak olduğu gibi hayatımızın devamı da toprağa bağlıdır.

     Zira hem bedenimizin hem ruhumuzun ihtiyaçlarına cevap veren en önemli kaynaklardan biri topraktır. Bedenimizin sağlığı ve devamı topraktan gelecek gıdaya bağlı olduğu gibi ruhumuzun soyut ihtiyaçları da büyük ölçüde toprak kaynağına bağlı olarak giderilir. Mesela ruhumuzun estetik değer ve huzur ihtiyacı, toprak kaynaklı çiçekler ve diğer güzel nesnelerle giderilir. Aynı şekilde ruhumuzun inanma ihtiyacına cevap veren Allah’ın isimlerinin tecelli mekanı da büyük ölçüde toprak kaynaklıdır.

     Zira toprakta biten bir çiçeğin yaratılışında Allah’ın Muhyi isminin, beslenmesinde Rezzak isminin, güzelliğinde Cemil isminin, kurumasında Mümit isminin tecellilerini görerek Yaratıcı’ya olan imanımız daha da belirginleşip güçlenir.

     Varlığımızın iki unsurundan biri, maddi ve manevi hayatımızın devam sebebi olan toprağa saygılı olmak ve onu korumak, insan olarak temel sorumluluklarımız arasındadır. Bugün geldiğimiz nokta itibariyle modernizmin bir olumsuz boyutu olarak maddi hırslarımıza, çok kazanma, tüketim, eğlence, lüks arzularımıza mağlup olarak toprağı bozduk, kirlettik, yağmaladık, adeta geri döndürülemez hale getirdik. Toprağın doğal yapısı kimyasal maddelerle ve başka kirli işlerle bozuldu. Aslında bu, insanın kendi yapısına ve varlığına bir ihanettir.

     İnsanın hayatı insanca, medenice yaşayabilmesinin, kendisine olan saygıyı artırabilmesinin yollarından biri de mütevazi olmasıdır. Kibirlenmemek, böbürlenmemek, kendisine verilen eğreti, geçici maddi değerlerle başka insanlar üzerinde üstünlük taslamamak, kendisini seçilmiş, ayrıcalıklı olarak görmemektir. İnsanın bu konuda topraktan alacağı çok ders vardır. Toprak, aynı zamanda tevazuun simgesidir.

     Kadim Türk kültüründe “toprak gibi mahviyet sahibi olmak” deyimi, derin mana yüklü, hikmetli bir ifadedir. Zira toprak, insana her türlü meyve sebzeyi verir ama bir karşılık beklemez, minnet altında bırakmaz, büyüklenmez ve insanın ayakları altında çiğnenmeyi sorun etmez, küsmez, her sene ürün vermeye devam eder. Toprak, her türlü fayda üretir ama bağırıp çağırmaz, yüksek sesle övünmez, sessiz sedasız ürün vermeye devam eder.

     Elbet bir gün ömrümüz sona erecek, öleceğiz ve toprağa olan her türlü ihanetimize rağmen topraktan gelen bedenimiz, tekrar toprağa dönecektir. Hayatı nereden geldiğimizi ve en sonunda nereye gideceğimizi bilerek, bu bilinçle yaşamak hayata anlam katan temel bir değerdir. Allah’ın bize bu dünyada sadece bir kereliğine verdiği bu ömrü Allah’a, toprağa ve insana saygı içinde yaşamak, bizi insan yapan tek eylemdir.



Bu yazı 699 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI