Bugun...


Prof. Dr. Nurullah ÇETİN


Facebookta Paylaş









TÜRK ÖĞRETMENİNİN HER GÜNÜ KUTLU OLMALIDIR.
Tarih: 01-12-2018 14:56:00 Güncelleme: 01-12-2018 14:56:00


           Bütün Türk öğretmenlerinin her günü kutlu olsun. Çünkü “kut”, iyilik getiren şey, uğur, baht, talih, bereket, mutluluk demektir. Çünkü öğretmenin bereketi, iyiliği bize her gün lazımdır.

       Bu gün vesilesiyle ben Türk eğitiminin pek çok sorunundan sadece birine değinmek istedim. O da öğretmen sorunudur. Öğretmen, sadece öğretmen değildir; aynı zamanda eğitmendir. Yapılan işin adı eğitim ve öğretimdir.

       Yani bu alan iki boyutludur ve öğretmenin iki temel görevi vardır: 1.Öğretmek. 2.Eğitmek.

       Türk millî eğitiminin ana direği öğretmendir. Okulun fizikî imkânları, şunlar bunlar hepsi hikâyedir. Asıl olan öğretmendir. Öğretmen iyi olursa dağın başında üç taş arasında da, yıkık dökük duvarlar arasında da, çölde kumlar üzerinde de çok kaliteli eğitim ve öğretim yapılabilir.

       Türk millî eğitiminin temel sorunu, kaliteli öğretmen yetersizliğidir. Bunun iki temel sebebi var:

       1.Öğretilememe: Öğretmenlerimizin bir kısmı yeterince öğretilemiyor. Özellikle Türkiye’nin her şehrine üniversite açıldıktan sonra oralarda ders veren öğretim üyesi kadrosu ya sayıca eksik, ya da kalite bakımından çok düşük. Alanında yetkin olmayan öğretim elemanlarının elinde yetişen ve sonra da öğretmen olarak atanan kişiler maalesef çocuklarımızı bilgi bakımından yeterli düzeyde donatamıyor.

       Öğretmenlerimizin bir kısmı maalesef öğretmenlik mesleğini yaşama amacı, hayat tarzı ve varoluşunun anlamı haline getirmediklerinden, salt bir iş, sıradan bir meslek ve geçim kaynağı olarak gördüklerinden, idealist yani ülkücü öğretmen olmadıklarından, kendilerini alanlarında geliştirmek için kişisel bir çaba içinde de olmuyorlar. İyi ve donanımlı öğretmenlerimizi tenzih ederiz. Öğretmenlik bir meslek değil, fedakârca yaşanan kutsal bir davadır.

       Bunun bir çözüm yolu, Millî Eğitim Bakanlığının mevcut öğretmenleri yazları birer aylık hizmet içi eğitime tabi tutmasıdır. Bu kurslarda ders verecek hocaların da tamamı alanında ünlenmiş, tanınmış, eser sahibi profesörler olmalıdır. Ayrıca MEB, öğretmenlerin kendi alanlarında gelişmelerine yarayacak kitap, alet edevat gibi her türlü malzemeyi temin etmelidir.

       2.Eğitilememe: Öğretmenlerimizin bir kısmının yetersizliğinin diğer sebebi, gereğince eğitilmemiş olmalarıdır. Bu sorun çok daha önemli. Zira bilgiden önce görgü gelir. Öğretmen, öğrencilere elbette bilgi aktaran bir öğretmendir, ama bunun yanında ikinci olarak değerler aktaran bir eğitmendir de. Öğretmen, eğer kendisi millî ve manevî değerlerimizi tam olarak öğrenmemiş, içselleştirememiş ve yaşamamışsa, millî ve manevi değerlerimizle tam olarak donanmamışsa yani tam Türk ve tam Müslüman değilse, öğrencilere yanlış örnek olacaktır.

       Zira öğrenci, duyduğundan fazla gördüğünden etkilenir ve görerek alır. Kuramsal bilgiden çok uygulamaya, yaşantıya bakar. Öğretmen, öğrencisinin kendisini örnek alabileceği rol model olmalıdır. Onun için öğretmenin duruşuyla, davranışıyla, konuşmasıyla, ahlakıyla, her bakımdan Türk çocuklarına örnek olabilecek nitelikte Müslüman Türk kimlik ve kişiliğini sergilemesi gerekiyor. Öğretmen Türkçe bir duruş sergilemezse, çocuklar millî şuurdan yoksun olurlar, vatanlarına, devletlerine, bayraklarına, Türkçelerine, tarihlerine, her türlü millî varlık ve kültürlerine sahip çıkmazlar.

       Öğretmen tam Müslümanca bir duruş sergilemezse o zaman da çocuklar kozmopolit olurlar, tamamen seküler, dünyacı, maddeci olurlar, salt anlık bedensel hazlarının peşinde koşarlar, dinsizlerin ve her türlü sapık düşüncenin etkisinde kalırlar, kolayca gâvurlaşabilirler ve Haçlı Batılı emperyalistlerin kolayca yemi haline gelebilirler.

İstiklalci Türk Beyi Mehmet Akif Ersoy atamız, bu meselenin farkında olarak şu veciz mısraları söylemiştir:

“Muallim ordusu derken, çekirge orduları 
Çıkarsa ortaya, artık hesap edin zararı!
‘Muallimim’ diyen olmak gerektir imanlı, 
Edebli, sonra liyakatli, sonra vicdanlı. 
Bu dördü olmadan olmaz: vazife çünkü büyük;”

       O bakımdan bu özel günde; öğretmenler gününde elbette Türk Devleti, Millî Eğitim Bakanlığı Türk eğitiminin temel meselelerini masaya yatırmalıdır. Ama bana göre öncelikle öğretmenlerimiz ve öğretmen adaylarımız kendilerini sorgulamalı, eksiklerini telafi, yanlışlarını tashih etmek için hemen harekete geçmelidirler. Ayrıca Türk Devleti, öğretmeninin saygınlığını ve değerini artıracak başka tedbirler de almalıdır.

       Öncelikle maaşları yükseltilmeli, sözleşmeli öğretmenler kadroya alınmalı, sosyal, kültürel imkânları artırılmalıdır. Mesela yazları bir ay, tatil beldelerinde, deniz kenarlarında hizmet içi eğitim kursuna tabi tutularak, eğitim yanında aynı zamanda tatil yapma imkânları da sağlanmış olur. 
       Her okulda çok zengin kütüphaneler kurulmalı ve öğretmenler buralarda kendilerini geliştirmelidir.

       Millî Eğitim Bakanlığı, kültür-tarih-eğitim gezileri projesi kapsamında öğretmen ve öğrencileri gruplar halinde önemli tarihî mekânları gezdirmelidir.

       Öğretmenler, öğrencilerinin aileleriyle içi dolu programlarda sıkça bir araya getirilmeli ve öğretmen-öğrenci ve ailesi arası kaynaşma sağlanmalıdır.

       Türk milletinin geleceği, devam ve bekası, öğretmenlerimizin çocuklarımıza vereceği 3 temel değere bağlıdır: 1. Çağın gerektirdiği en yüksek ve en son teknik bilgi, 2.Türk’ü               Türk yapan bütün millî değerler, 3.Tam ve doğru Müslümanlık bilgi ve şuuru.

       Fikri, vicdanı ve irfanı hür Türk öğretmeninin her gününü kutluyorum.



Bu yazı 273 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI