Bugun...


Prof. Dr. Nurullah ÇETİN


Facebookta Paylaş









VAROLUŞUN HÂKİMİYETLE SINANMASI
Tarih: 01-03-2018 15:30:00 Güncelleme: 01-03-2018 17:00:00


       Türk, bayrağını yani bireysel olarak kendisinin, toplumsal olarak milletinin, vatanının, devletinin, tarihî asaletinin, güvenli geleceğinin istiklalini, hürriyetini, şahsiyetini, millî ve dinî, maddi ve manevî değerlerini, karlı dağların zirvesine diken ve orada kıyamete kadar özgürce dalgalanması için nöbetini uyanık bir şuurla tutandır.

       Soylu bir millet olarak var olmanın, ayakta kalmanın temel şartı, bütün varlığımızın simgesi olan bayrağımızı aşağılarda ya da ortalarda bir yerde değil; en yüksekte tutmaktır. Bu mücadele gerektirir, çaba gerektirir, donanımlı bir bilgi, uyanık bir bilinç, pratik bir zekâ, becerikli bir manevra kabiliyeti gerektirir.

       Türk, bütün tabii ve sosyal engellere rağmen, bütün imkânsızlıklara rağmen, öne sürülen bütün çetin şartlara rağmen kimliğinin, değerlerinin, varlığının simgesi olan bayrağını zirveye taşıyan, bu uğurda taviz vermeyendir. Bayrağın dağın eteğindeyse bağımsız değilsin. Senin bayrağına tepeden bakan ve hükmeden bir başka bayrak var demektir.

       Bayrağın düz ovada ise eziksin, alttasın, mahkumsun, mecbursun demektir. Zira dağın tepesinde bulunan başkasının bayrağının her zaman gölgesindesin demektir. Bayrağın çukurda ise tamamen mağlupsun, esirsin, kölesin demektir. Bayrağın irtifa tavizi yoktur. Bayrağın yani istiklalin, ya en zirvededir ya da çukurdadır. Arada kalan bayrağın garantisi, geleceği, hükmü, değeri, iddiası yoktur. Bayrak bir iddiadır.

       Bayrağın zirvede olması yetmez. Onu yalnız, öksüz, ıssız bırakmayacaksın. Her daim gözetleyeceksin, koruyup kollayacaksın, gözün üstünde olacak. Sürekli nöbetini tutacaksın. Karlı dağların kızıl süsü bayrağımız aynı zamanda nazlı bir kızımızdır. Düşmanları davet eden büyülü bir güzelliği, cazibesi vardır. Yalnız bırakmaya, boş bırakmaya gelmez. İhmale gelmez, gevşemeye, rehavete gelmez.

       Türk, her daim uyanık olursa bayrağı özgürce dalgalanabilir. Bayrağı özgürce dalgalanıyorsa Türk güvendedir. Türk’ün güvenliği, kendi idaresine hâkim kıldığı bağımsız siyasi iradesine bağlıdır. Türk’ün güven içinde yaşayabilmesi, maddi, ekonomik zenginliklerini gâvura kaptırmamasına bağlıdır.

       Zenginliklerinin bütün tasarruf hakları kendisinde ise işte o zaman Türk güvende olur. Türk’ün güvende olması, diline, dinine, geleneğine, ahlakına, sanatına, edebiyatına, kültürüne, tarihsel değerlerine sahip çıkmasına bağlıdır.

       Bayrağa kaç kişinin sahip çıktığı önemli değildir. Uyanık, bilinçli, bilgili, donanımlı, ufku geniş, saf, tertemiz niyetli tek bir bozkurt bile kararlılıkla bayrağın nöbetini tutuyorsa Türk güvendedir.

       Bayrağının yani istiklalinin, vatanının, devletinin, dilinin, dininin, Türklük ve Müslümanlık değerlerinin samimiyetle, içtenlikle, ihlasla, tam bir fedakârlıkla nöbetini tutma şuuru ve duygusu yok edilmiş Türk yozkurt, Türklük ve Müslümanlık bilincini tam kuşanmış uyanık nöbetçi Türk ise bozkurttur. Bu karlı, başı dumanlı istikrarsız dağlarda efendice, şahsiyetlice yaşamanın tek şartı bozkurt ruhunu korumaktır. Türk bozkurt olursa yaşar, yozkurt olursa ölür. Türk ölmekle yaşamak arasında tercih durumundadır



Bu yazı 3064 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI