Örnek HTML sayfası Your Page Title escort bursa bursa eskort escort bursa Görükle Escort escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa alanya escort bayan antalya escort eskişehir escort mersin escort alanya escort bayan bodrum escort bayan havalimanı transfer
altıparmak escort çarşamba escort eve gelen escort gemlik escort görükle escort gürsu escort heykel escort inegöl escort iznik escort karacabey escort kestel escort masöz escort mudanya escort mustafakemalpaşa escort nilüfer escort orhangazi escort osmangazi escort otele gelen escort rus escort sınırsız escort üniversiteli escort whatsapp escort yıldırım escort
Bugun...


Selma SAYAR


Facebookta Paylaş









MUSA AĞACI VE İNSANOĞLU
Tarih: 01-09-2021 14:19:00 Güncelleme: 01-09-2021 14:20:00


            Yaşadığımız gezegen tehdit altında. Su kaynakları ve yeşil alanlar her geçen gün azalıyor. Çevreciler ve bilim insanları önümüzdeki yüzyıl savaşlarının nükleer silahlanmadan değil, su kıtlığı yüzünden çıkacağını söylüyor. Ne yazık ki tablo onları haklı çıkaracak gibi. 2070’lere, 2080’lere gelindiğinde milyonlarca insanın su yetersizliğinden öleceği, dünyanın ciddi bir kuraklık dönemine gireceği tehlikesi var. Toplumsal duyarsızlığımız üst düzeyde! Sessizlik yemini etmişiz gibi sadece izlemedeyiz.

            Biçimsiz ve çarpık yapılaşma almış başını gidiyor. Kar amaçlı yapılan bu işler yüzünden var olan ağaçlar kesiliyor. Sonra göstermelik bir çevre düzenlemeyle göz boyanıyor. Bu gidişle yeşil alanları mum ışığında arayacağız.

            Kara delik, ozon tabakası, nükleer santraller derken, an geliyor tabiat ana dengesini bozan insanoğlundan öcünü fena halde alıyor. Seller, depremler, hortum faciaları yüzünden yüz binler ölüp gidiyor. Sadece ah vah çekip seyrediyoruz.

            Bu olaylara bizler gibi tanık olan biri daha var: Geçmişi çok eski.  Adı Musa Ağacı.  Ağaç deyip geçmeyin. İnsanoğlu kadar derin ve köklü bir tarihi var. Rivayete göre Samandağ’a bağlı Hıdırbey Köyü’nde buluşan Hz. Hızır ile Hz. Musa birlikte dağa çıkarlar. Tam bu noktaya geldiklerinde Hz. Musa elindeki asayı toprağa saplar ve eğilip su içer. Tekrar dönüp baktığında asanın yeşerip fidana dönüştüğünü görür. Halk arasında ab-ı hayat suyundan can bulan fidanın, binlerce yılda gelişerek bugünkü halini aldığına inanılmaktadır. Ağacın gövde çapı 7,50 metre, çevresi 21 metre, yüksekliği ise 7 metredir. Ağacın dalları yaklaşık 1000 m2'lik bir alanı kaplamaktadır.

            Dile kolay, binlerce yıldır ayakta duran bir ağaç, nelere ve kimlere tanıklık etmiştir? Kaç sevgili oturmuştur gölgesinde ve sırtını dayamıştır o heybetli gövdesine; kim bilir, ne hayaller kurmuş, ağlayıp sızlanmıştır; acılı kaderlerine isyanlarının sesini katmıştır?

            Nice çocuğun sesi çınlamıştır kalın gövdesinde.  Kah ağlayanı olmuştur, kah güleni. Kimisi dallarını koparmak istemiştir de ebeveynlerinden azar işitmiş, belki de bir şaplak da yemiştir. Kaçı dondurmasını iştahla yalamış altında, hatta gövdesine çaktırmadan işemiştir?

            Kaç yolcu gelip geçmiştir yolundan; buz gibi akan suyundan içmiş, neredeyse göğe uzanıyormuş hissi veren dallarının altında serinlemiş, gevşemiş, uyuklamış, yoluna devam etmiştir?

              Sayısız karı koca dert yanmıştır ona. Çocukları olsun diye dua etmiş, medet ummuştur ondan.  Mağrur dallarını üstlerine sallayarak şans dilemiştir çiftlere!

            Ne kavgalara tanık olmuştur: Birbirini hırpalayan, yaralayan insanoğlunun bu davranışlarını üzüntüyle karşılamış, ama nedenini anlayamamıştır!

            Nice doğa olayına tanıklık etmiştir: Fırtınalara direnmiş, doludan ve yağmurdan kaçırmış bedenini. Doğanın uğradığı tahribatı içi sızlayarak izlemiş.

            Tanımsız göçlere tanıklık etmiştir: Acı çeken, ağlayan, dövünen, vatanından sürülen, bir bilinmeze doğru yol alan yol’daşlık hikayelerini dinlemiş ve bunu reva gören zalimi öfkeyle, kızgınlıkla karşılamış, mağdura kucak açmış!

            Sayısız savaşı kinle, nefretle izlemiş. Barış dururken, bir avuç toprak için insanların birbirini öldürmelerini, diğer canlılara eziyet etmelerini, dilsel, dinsel, ırksal, mezhepsel farklılıklar nedeniyle birbirlerine düşmelerini, tek cennetleri olan dünyayı kendilerine dar etmelerini hiç anlayamamış, anlamlandıramamış!

            Bir gün yolunuz düşerse Hıdırbey Köyü’ne, Musa Ağacı’nın gölgesinde oturmanın keyfini yaşayın. Kulağınızı dayarsanız dallarına ve gövdesine, bir ses, o azametli tarihini fısıldayacaktır size!



Bu yazı 1031 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI