Örnek HTML sayfası Your Page Title
Bugun...


Selma SAYAR


Facebookta Paylaş









SENİN BİR ŞİİRİN OLDU MU HİÇ?
Tarih: 01-01-2021 11:10:00 Güncelleme: 01-01-2021 11:10:00


Şiir üzerine konuşmak, tartışmak uzmanlık, birikim gerektiren önemli bir duygu, sezgi ve akıl işidir.

Konunun en zor kısmı tanımıdır belki de. Çünkü yüzlerce tanımı yapılabilir şiirin.

Nazım’ın Güneşi İçenlerin Türküsünde sözünü ettiği

 

“Akın var güneşe akın!

Güneşi zapt edeceğiz güneşin zaptı yakın! dizelerindeki direniştir...

 

Ya da Nikola Vaptsarov’un idam edilmeden önce sevdiğine yazdığı

 

“Geleceğim bazen uykudayken sen,

Beklenmedik bir konuk gibi,

Usulca girecek bir yere ilişeceğim.

Görüntün doyasıya dolunca gözlerime,

Seni kucaklayacak ve çıkıp gideceğim” deyişindeki sevgidir, umuttur, aşktır!

 

Veya Ahmed Arif’in Otuzüç Kurşundaki

 

“Vurulmuşum

Düşüm, gecelerden kara

Bir hayra yoranım çıkmaz

Canım alırlar ecelsiz

Sığdıramam kitaplara

Şifre buyurmuş bir paşa

Vurulmuşum hiç sorgusuz, yargısız

Kirvem, hallarımı aynı böyle yaz

Rivayet sanılır belki

Gül memeler değil

Domdom kurşunu

Paramparça ağzımdaki...” isyanıdır.

 

Orhan Veli’nin

 

Kitabe-i Seng-i Mezarda

“Hiçbir şeyden çekmedi dünyada

Nasırdan çektiği kadar;

Hatta çirkin yaratıldığından bile

O kadar müteessir değildi;

Kundurası vurmadığı zamanlarda

Anmazdı ama Allah’ın adını,

Günahkar da sayılmazdı.

Yazık oldu Süleyman   Efendiye” mısralarındaki yalın insanların katıksız bir anlatımıdır şiir.

 

Ümit Yaşar’ın Büyük Yalnızlıkta tanık olduğumuz

 

“Önce çaresizlik çaldı kapıları

Sonra yoksulluk

Bütün aşina çehreler silindi aynalardan

Bir anda boşaldı dünya

Yapayalnız kaldık

Tez tükendi umut ekmeği

Bitiverdi suların hayali

Çevirdik derin bir karanlığa gözlerimizi

Sen ey büyük yalnızlık

Bir sen terk etmedin bizi” dizelerindeki yalnızlıktır…

 

Yahya Kemal Beyatlı şiiri "Bildiğimiz musikiden farklı bir musiki" olarak tanımlarken, Cahit Sıtkı Tarancı'ya göre şiir "Kelimelerle güzel şekiller kurma sanatıdır" Ahmet Haşim şiiri "Söz ile musiki arasında olan fakat sözden ziyade musikiye yakın olan bir lisan" olarak tanımlar.

Şiir; Sonsuzluktur. Basit bir imgeyle en karmaşık olanı anlatabilmektir.

Sonbahar şiiri yazdığı için kendisini eleştiren Kemal Tahir’e Nâzım Hikmet’in yanıtı, “Niçin yazmayacakmışım? Sonbahar da yaz ve kış gibi bir mevsimdir ve insanlar bütün bu mevsimlerden geçerler”. Ardından söyledikleri ise nasıl yazılması konusunda bir uyarı: “Yeter ki kışın bile ümitsiz olmasınlar, ihtiyarlıklarını cesaretle, ümitle karşılasınlar ve onu hiç de bitmiş, ölü bir mevsim olarak kabul etmesinler”.

 

“Bu sınırsızlığa ve uyarıya, Nâzım Hikmet kadar, Mayakovski’den Brecht’e, Lorca’dan Aragon’a, Eluard’dan Neruda’ya uzanan geniş bir ozanlar toplamında da rastlıyoruz. Hepsini birleştiren, yaşamla kurdukları ilişki, onu bütün ayrıntılarıyla, zenginliğiyle kavrama ve yansıtma çabasıdır “der Kemal Özer.

 

Sana;

Yüreğindeki direnç daim ise yaşamın kederini duyumsuyorsan her an, politik ya da asi fark etmez, karşı durabiliyorsan en küçük bir haksızlığa, küçücük sevinçlerden tat alabiliyorsan, sevgiyi, aşkı ve ihaneti hissedebiliyorsan en derininde, taze bir ekmek kokusu tadındaysa yaşanmışlıkların, bir çocuğun gülüşündeki saflıksa hayatın, canını acıtıyorsa köprü altındaki kimsesiz, yolda can veren masum, senin de bir şiirin var, demektir.



Bu yazı 3333 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI