Örnek HTML sayfası Your Page Title escort bursa bursa eskort escort bursa Görükle Escort escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa alanya escort bayan antalya escort eskişehir escort mersin escort alanya escort bayan bodrum escort bayan havalimanı transfer
altıparmak escort çarşamba escort eve gelen escort gemlik escort görükle escort gürsu escort heykel escort inegöl escort iznik escort karacabey escort kestel escort masöz escort mudanya escort mustafakemalpaşa escort nilüfer escort orhangazi escort osmangazi escort otele gelen escort rus escort sınırsız escort üniversiteli escort whatsapp escort yıldırım escort
Bugun...


Selma SAYAR


Facebookta Paylaş









TÜRKÜ BABA
Tarih: 01-07-2021 22:12:00 Güncelleme: 01-07-2021 22:12:00


Şerif Cırık, Anadolu’nun, ocaklarında tezek kokan, dumanı gözlere dolan, kışın yolları çamur, yazın toz-duman olan Berçenek’ten çıkmış.

“Göçüm kalkmış Acemistan boyundan
Sülalem sulanmış Dersim suyundan
Dünyaya geldik Zeynel soyundan
Hemen gitme tatlı canım geri dön.” diyerek, geçmişini dizelere dizmiş. Zamanla ünü ülke sınırlarını taşmış, kıtaları aşmış ve yakın çağın Pir Sultan’ı olmuş bir büyük ozandan, Âşık Mahzuni Şerif’ten söz ediyorum.

 

Yaşadığı acıları, sevinçleri, öfkeleri dizelere dökmüş. Bu dizelerden türküler yakmış. Türkülerinde, Anadolu’nun çileli insanlarının çığlığını dile getirmiş. Sazı ve sözüyle sömürüye başkaldırmış. Ezilmişliğin, horlanmışlığın kader olmadığını her durum ve koşulda korkmadan, çekinmeden haykırmış. Bu nedenle de çok bedeller ödemiş; sancılı acılar yaşamış, ihanetler görmüş, zindanda yatmış, işkenceler çekmiş. Aynı zamanda yaşadığı kötülüklere inat, insanca sevmiş ve tepeden tırnağa sevdalanmış da.

 

Bu makalede, ozanımızla birlikte bir anılar yolculuğuna çıkacağız. 453 plağı, 58 kaseti, yayımlanmış 8 kitabı ve TRT tarafından hakkında çekilmiş 2 belgeseli olan Mahzuni Şerif’i daha yakından tanıma olanağı bulacağız.

 

 “Ne uzaktır şu Maraş'a,
Benim köyüm dertli köyüm.
Yol bitmiyor koşa koşa,
Aman köyüm yiğit köyüm.

Ocakları tezek dolu,
Gözlerime gider külü,
Çamurdan çıkılmaz yolu,
Eyvah köyüm yiğit köyüm.

Avukat yer parasını,
Muhtar eker merasını,
Kimse sarmaz yarasını,
Aman köyüm eyvah köyüm.

 

Aslan postu kürkü yoktur
Suyu yoktur parkı yoktur
Bir esirden farkı yoktur
Aman köyüm yiğit köyüm…” diyerek, dizelerinde anlattığı ve türküsünü söylediği, Maraş’ın Afşin İlçesinin Berçenek köyünde doğar.

 

Okula gitmek ister. Ancak kendi köyünde okul yoktur. Yakın ilçe olan Elbistan’ın Alembey Köyü’ndeki Lütfi Mehmet Efendi Medresesi’nde bir süre dini eğitim alır. Orada Arapçayı öğrenir ve etrafındaki yoz kültürle tanışır. O sırada köylerine okul yapılır ve ilkokula kendi köyünde başlar. İlkokulu bitirince, sonradan Ankara’ya taşınan Mersin Astsubay Okuluna kayıt yaptırır. Burayı bitirir bitirmez, Ankara Ordonat Tekniker Okuluna gider. Burada Kenan Evren’den ders alır. Yapılan bir aramada, dolabında Alevi Bektaşi ozanlarının şiirleri ve Marksizm ile ilgili kitapların bulunması sonucunda okuldan atılır. Daha sonraları bu konudaki duygularını, “İyi ki de kovuldum, çünkü askerliği sevmez olmuştum. Çünkü içinde evrensel güdüler taşıyan ve insanı Kâbe bilen bir gönül, bir sevda, bir aşk adamına eli silahlı meslek ayıptı, en azından uygun değildi.” diye ifade eder.

 

Köyünde çok sevdiği yaşlı Şakir Baba’nın, “Oğlum senin mahzun bir yüzün var.” sözünden sonra, Mahzuni lakabını kullanmaya başlar. 1971 yılında da mahkeme kararıyla Cırık olan soyadını Mahzuni olarak değiştirir.

 

Bağlama aşkını, amcası Âşık Fezali’den (Pehlül Baba’dan) alır. Şiirler yazmaya başlar. Bu süreçte, Anadolu’da yaşamış ve yaşamakta olan bütün ozanları araştırır ve inceler. En çok Pir Sultan’dan etkilenir. Bir konuşmasında, “Benim kılavuzum, yol göstericim, pirim, Pir Sultan Abdal’dır.” der. Ayrıca Davut Sulari’yi ses olarak çok sever. Daha sonra Âşık Veysel ile tanışır. “Toprak çocuğuyuz, toprağa karşı büyük bir özlemimiz vardır. Bunu da en iyi dile getiren Veysel Babadır.” diyerek, Âşık Veysel’e hayranlığını ifade eder. Düşünsel derinliğe ulaştıkça halk ozanlığı kültürünün sürekli istismar edildiğini kavrar. Bu geleneğin, gül, bülbül, çiçek edebiyatı ile halkı uyutma politikası olarak kullanıldığını söyler. Ozanlık yaşamı boyunca da bu geleneksel kalıpları yıkmak ister.

 

Üç kez evlenir. İmam nikâhlı ilk karısı, çocuk yaşta evlendirildiği dayısının kızı Emine’dir. Züleyha adında bir kızları olur. Emine’den ayrıldıktan sonra, 1961 yılında Ankara'da, İtalyan asıllı Sovina adlı bir kızla tanışır. Suna diye seslendirdiği bu kızı çok sever ve onunla çok sorunlu ve maceralı bir mücadeleden sonra ikinci evliliğini yapar. Bu evlilikten Ferhat, Şirin ve Emrah adında üç çocuğu olur. 1964 yılında Emrah henüz dört aylıkken karısını ve çocuklarını babasının evine bırakarak askere gider. Bu arada Emrah çok hastalanır. Doktora götürürler ve doktor rivayete göre yoksul ya da alevi oldukları için bebekle pek ilgilenmez. Bu haberi alan Mahzuni, “Acı Doktor Bak Bebeğe” adlı şiirini askerde iken yazar.

 

Bu zor zamanlarda eşi Sovina(Suna) evi terk eder. Suna’nın evi terk etmesinden sonra, Mahzuni üçüncü evliliğini, öğretmen olan Fatma Özdemir ile yapar. Bu evliliğinden de Derya, Ali, Şeyda ve Yetiş adlarında dört çocuğu olur.

 

1960’lı yıllarda Ankara’da Fikret Otyam ile tanışır. Daha sonraları baba-oğul kadar yakın olduğu Fikret Otyam aracılığıyla, gazeteci Cüneyt Arcayürek’le görüşür. Basında Mahzuni ile ilgili ilk makale Hürriyet Gazetesinde Cüneyt Arcayürek imzasıyla çıkar. Artık yavaş yavaş ünlenmektedir. Feyzullah Çınar, Nesimi Çimen, Âşık Daimi ve Kul Ahmet gibi ozanlarla birlikte olmaya başlar. 1963 yılında ilk plağını çıkarmasıyla birlikte müzik dünyasına tam olarak girer.

 

Âşık Veysel’i baba gibi sever. Birlikte konser verirler. Ankara Melek Sinemasındaki konserde Âşık Veysel’den önce sahneye çıkar. Mahzuni’nin sahnedeki muhteşem performansını dinleyen Âşık Veysel’in, çevresindekilere, “Bu gelen Pir Sultan olmalı. Ayakta karşılanmalı” diye seslendiği söylenir. Bir şiirinde Âşık Veysel’e sorular sorar:

 

“Koyun vermiş kuzu vermiş süt vermiş
Fakirin hakkını neden kıt vermiş
Fakirler ot yutmuş, beyler et yemiş
Neden sadık yarin kara topraktır

Hakaret değildir sana muradım
Yıllar yılı Veysel’imi aradım
Benim sadık yarim anam avradım
Neden sadık yarin kara topraktır


Topraktan yapılır kılıçla kama
Toprağın güneşi benzer akşama
Mahzuni Veysel’in yavrusu ama
Neden sadık yarin kara topraktır…”


Aziz Nesin, bir şiir söyleşisi sırasında, Mahzuni şiirlerini, “Zor yazılan ama kolay anlaşılan şiirler” olarak değerlendirir.
 

1989-1991 yılları arasında Halk Ozanları Federasyonu tarafından dünyanın en büyük 3 ozanı arasında gösterilir. Halk Ozanları Derneği Genel Başkanlığı, Pir Sultan Abdal Dernekleri Genel Merkez Disiplin Kurulu Başkanlığı, Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Üyeliği ve Ozan-Der Onur Kurulu Başkanlığı yapar.

 

İbrahim Tatlıses, Selda, Ahmet Kaya gibi birçok sanatçı, Mahzuni’den beslenir. Mahzuni’ye Saygı Albümünde; Teoman, Kardeş Türküler, Cem Adrian, Kubat, Şevval Sam, Mustafa Ceceli, Funda Arar başta olmak üzere, 30’a yakın sanatçı bir araya gelir. Mahzuni türkülerini seslendirir.

 

Yaşamı boyunca çekmiş olduğu acılardan dolayı birçok hastalıkla boğuşur. Böbrek yetmezliğine yakalanır. Beyin kanaması geçirerek, beyin ameliyatı olur ve 17 Mayıs 2002 tarihinde Köln’de Hakka yürür. Türkiye’ye getirilir ve 19 Mayıs 2002’de vasiyeti üzerine Nevşehir’in Hacıbektaş İlçesinde toprağa verilir.

 

 



Bu yazı 1005 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI