escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...


Sergül VURAL


Facebookta Paylaş









AŞK İLE OKU!
Tarih: 31-05-2018 21:21:00 Güncelleme: 31-05-2018 21:21:00


       “İkra” emri, insanın cehaletle mücadelesinin ilk basamağı…

       “İkra” emri, dünyanın küfrüne karşı güzel sözlerle yol gösteren hakîm bir zikir…

       “İkra” emri, karanlığın üzerine örtülecek bir nur perdesi…

       Okumak ki insanın bütün hayatına ikram edeceği gür ve bir o kadar da hoş bir sedâ…

       Okumak ki göz ufkunun alamayacağı bir okyanusta boğulmadan yüzmeyi öğreten bir rehber…

      Peki neyi nasıl okuyacağız? Zihnimizle kalbimizle insanın yaradılışını ve kâinatı okumanın ilk adımı ne olmalı? Öncelikle mâna âlemini keşfedebilmelidir. Bu keşif öyle sıradan ve kolaylıkla bulunabilecek bir takip değildir. Bu keşif emek ister gayret ister hayret ister. Hâsılı adanmışlık, yanmışlık, yakınlaşmışlık ister. Zihni, gördüğünden başka bir dünyada yolculuğa çıkarmanın diğer adıdır okumak. Bu yolculuk yaşanmış yahut yaşanması muhtemel olayların bütünü olurken tecrübelerin de nakli niteliğindedir. “Tecrübeyi tecrübe etmek ahmaklıktır.” Zaman kaybıdır, emek kaybıdır. Ömrü, doğum ve ölüm arasına sıkışan insanın, her şeyi tecrübe etmeye çalışması hem ömrü kısaltması açısından hem de yanlış yollara sapma ihtimaline yakınlaşması açısından boşa geçirilmiş bir zaman addedilir. Zamanı boşa geçirmemenin ve tecrübelerden haberdar olmanın yollarından en önemlisidir okumak.

       Allah-u Âlem, “İkra” emriyle öncelikle bir mu'cize olarak gönderdiği Kur’an-ı Azim’üş-Şan’ı okunacak bir kitab olarak vermeye başlamış bu okumaya besmele ile başlanması emrolunmuştur. Yani ki okunacak ne varsa Bism-i Allah ile başlamalıdır. Kalbimizi aydınlığa kavuşturacak, ruhumuzu sükuna erdirecek olan ayetler mâna ilmiyle açıldıkça bize kâinatın ve eşyanın dilini anlamayı da öğretecektir. İnsan öğrendikçe öğrenmeye, öğrendikçe yaşamaya, yaşadıklarını hal diliyle anlatmaya başlayacaktır. Bu başlangıç onu hakikat üzere yazılmış eserleri de okumaya yönlendirecektir. Bu minvalde okumak bir eylemdir. Bilinmeyene, bilinmek istenene, bilmeye karşı bir eylem…

       Bilen, bildiğiyle amel eyleyen için illa ki bir Bildiren vardır. Bütün kelamların sahibidir O. Bütün kelimelerin bütün cümlelerin bütün eserlerin sahibi, bütünüyle Hayatı İdame Ettiren, Kâinatı Yaradan, İnsanı Halk edendir. Mademki ilk emirdir okumak, insan da bilincini artırmak ve kemale giden yolda sendelemeden yürümek, kişisel gelişimini tamamlamak, fikir yapısını sağlamlaştırmak, hayal dünyasını geliştirmek ve kendini ifade etmesine vesile olacak sözcük dağarcığını arttırmak için bu emre sıkı sıkıya sahip çıkmalıdır.

       Edebi bir eseri okuyan insanın duygu, düşünce ve hayal dünyasında bir genişleme olur, gönlü güzelleşir, kendine güveni artar. Çünkü o yaşadığı çevrenin uzağında neler olup bittiğinden iyi yahut kötü, güzel yahut çirkin haberdardır. Bu onu daha bilinçli yapar.

       Okumak bir zaman sonra insanda aşka dönüşür. Vazgeçilmez bir aşka… Onulmaz bir sevdaya… Öyle ki kitap okunmayan her an, kaybedilmiş bir zaman dilimi haline gelir. Okunmayan her an, hasret duygusunun prangası hissedilir. Ve dayanamaz kitap sevdalısı bu ayrılığa. Hemen yanı başındaki, yakınındaki kitabı alır ve kaldığı yerden başlar okumaya.

       Kevser kanatlı kuşlar, havalanır yine yeniden sayfaların arasından.  Görünmeyen ve bilinmeyen ılık bir akışla sırılsıklam ıslanır akıl ve gönül.  Küçük, ahşap oymalı çeyiz sandığında saklanan kurumuş mavi gül canlanır birden cümlelerin içinde. Yaşanmışlıklara şahitlik, fikirleri mülahaza ile çözmeye çalışmak, duygularla hemhal olmak başlar yeniden. Kitap ülkesinde sürekli yinelenen bir devr-i alem başlar.

       Bismihî... Ve bism-i vedûd... Aşk adına çözülür paragraların dili... Çözülür aşk adıyla mâna... Çözülür akıl... Çözülür kalbin aklı süveydâ... Aşkı giyer üzerine, kitap tutan parmakların sahibi. Sözün kanatları dolaşır birbirine... Kanatlanır kelâmın hüd-hüdleri... Kanatlanır karanlık dahi nur kisvesiyle…

       Eldeki kitabın kanatları mı vardır da uçurur münteha yamaçlarında? Yoksa bir kelebek midir kitap, yandırır bir mum ışığıyla?

       Mecnun kimdir, Leyla kim? Ferhat nerededir, Şirin nerede? Hepsini ayrı ayrı yaşamak gizlidir okumakta. Böylesi bir muhabbette Bir’dir gözyaşlarının rengi. Merak, kaygı, sitem vesair ne gizliyse satırlar arasında, hepsi birden çok şey fısıldarlar kendilerini okuyan gözlere. Kimse duymaz bu fısıltılı hasbihali Okur’dan başka:

       “Ey beni ilmek ilmek gül bakışlarıyla dokuyan, sır iken okuyan, giz iken çözen, bağlı iken açan, yanarken benimle yanan, gülerken benimle gülen, ağlarken benimle ağlayan…

       Ey seyrime yoldaş!

      Ey yalnızlığıma arkadaş!..

     Ey gamdaş, haldaş, sırdaş!

    Sayfalarım sana açıldıkça, senden ayrılacak olmanın endişesi düşüyor içime...

     Kapağım kapanmasın, diyen yakarışım başlıyor saatler ilerlerken. Derdimle tasamla hüznümle birlikte son sayfamdaki vurguna koşuyorum hasret ağrısıyla.

    Ne kadar kavuşsam da hâlâ özlem duyuyorum kavuşmaya... Okundukça okunasım geliyor. Yorulmak nedir unutuyorum. Ne kadar da erken bitiyor vuslat... Diz dizeyken özlüyor, avuçlarından bıraktığın anda yolunu gözlüyorum.

     ‘Gel… Ne olur gel… Gel ve beni oku…’ diyen çağrımı duyup da mı geri geliyorsun, bilmiyorum. Bildiğim bir şey var ki her gece sen tam uykuya dalacakken dahi düşmek istemiyorum ellerinden. Sen de ayrılık korkusuyla uykusundan sıçrayan bir âşık gibi sıçrarken beni tutuyorsun yeniden sımsıkı. Yeniden okumaya çalışıyorsun uykuya yenik düşmemek için direnen gözlerinle. Ve ben seni daha çok yormamak için düşüyorum ellerinden; seni yormamak için kendimi hasrete mahkûm ediyorum. Seni yormamak için geçiyorum senden. Sen uyu, dinlen diye. Çünkü Seni çok seviyorum…”

 

 

 

 

 

 



Bu yazı 282 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI