Bugun...


Sergül VURAL


Facebookta Paylaş









HAK’KA YÜRÜYEN ASÂLET: Ümit Fehmi Sorgunlu
Tarih: 02-08-2018 14:43:00 Güncelleme: 02-08-2018 14:43:00


*Ölüm yıldönümünün ardından

2006 yılının sonbaharıydı… Berceste dergisi bürosuna çekinerek gittiğim o gün, yıllardır uzaktan uzağa tanıdığım Ümit Fehmi Sorgunlu kendisine hitapta zorlandığımı sezmiş olacak ki, heybetli duruşuna yüreğindeki sevginin sıcaklığını katmak istercesine “Bundan sonra sen benim dünya ahret manevi kardeşimsin. Bana “abi” diyebilirsin.  Seni kendi kardeşimden ayırt etmeyeceğim.” demişti.  Böylece Kayseri’de yazı hayatıma başladığımdan beri ilk kez bir büyüğüme “abi” demeye başladım. Erkek kardeşi olmayan birinin yıllar sonra ağabey diyeceği bir büyüğe kavuşmasını ancak yağmura kavuşan çatlamış topraklar gibi suya hasret kalan gönüller anlar.

Varlığıyla kuvvetlendiğim ağabeyimin 26 Haziran 2010’daki kara haberi ile derin bir üzüntünün içine düştüm. Hastalandığı ilk günden itibaren beni her gördüğünde “ Dua et kardeşim. Duaya ihtiyacım var” diyordu. Onun rengini sarı gördüğüm her zaman yüreğimde açan güller de sararıyordu. Ayrılık zamanının gelmesini hiç istemiyordum. Vedat Ali Tok, Bekir Oğuzbaşaran ve İbrahim Şahin’le birlikte en son hastanede ziyaret ettiğimizde hastalığını bizlere bir hikâye gibi en ince detaya inerek uzun uzun anlattı. “Abi” dedim; “ Hikâyeci olduğunuz nasıl da belli hiçbir ayrıntıyı kaçırmadan hastane serüveninizi bize anlattınız. Hikâye sizin hayatınıza sinmiş. ” gülümsedi ve “ Kardeşim, benim her anım böyle geçer. Yaşanmış ya da yaşanmamış her olayı zihnimde tasarlarım. Detayları kaçırmamaya özen gösteririm. Kestirmeden gitmeyi sevmem” demişti. İşte başarılı bir hikâye yazarının hastanede çizdiği bu tablo gözlerimden hiç gitmedi, gitmeyecek de. Başarı kalem erbabına durduğu yerde gelmiyordu. O yaşadıkça yazdı, yazdıkça yaşadı…

Gün kâinata ve insana gülümserken insanlar da yürekleriyle gülümsüyor hayata. Kimileri yüreğin o saf ve temiz gücüyle yaşamını sürdürüyor kimileri ise ne yazık ki yaşarken yüreğini kaybetmiş. İşte Ümit Fehmi Sorgunlu yüreğini kaybetmeyenlerdendi. Onun yüreği iman ateşiyle, doluydu. Hak sevgisiyle baktı insanlara, Hak sevgisiyle gördü yaşananları ve Hak sevgisiyle yazdı duyumsadıklarını.

O, doğru bildiği yolda hiçbir güçlüğe aldırmadan yürümeyi kendisine düstur etmişti. Yazı hayatına tutunduğu gibi hastalığa karşı mücadelesinde de hayata da tutundu ve hiç pes etmedi. Son ana kadar iyileşeceği ümidini asla yitirmedi. Yaşamla mücadelede güç bilekte değil yürektedir, ilkesini benimsedi ve uyguladı.

O, kültür ve edebiyata hizmet etmenin yanı sıra yazdıklarıyla insanlara güzellik, doğruluk ve güzel ahlak yolu açmayı da hedefledi. Davranışlarıyla da bu yolda örnek bir insan oldu.

O, söz, özden oldukça kıymetlidir; özden gelmeyen söz kıymetini bulamaz, kaidesiyle yazdı. Nesilden nesle uzanan köprü olmak istercesine çocukluk ve gençlik anılarını okurlarıyla paylaştı. Yorulmadı, bıkmadı kalemle ilerlediği bu zorlu yoldan.

Onun hep uzlaşmacı bir yanın vardı, insanın insana düşmanlık yapmasını kınardı. Hele arkadaş arkadaşına, dost dostuna asla düşmanlık yapmamalıydı. Fikirlerini açıkça söylemekten kaçınmaz, dobra dobra konuşurdu. Söyleyeceği şeyleri doğrudan doğruya kişinin yüzüne karşı söylerdi.

Dostlukların dilde kaldığı bir zamanda dostluğu, arkadaşlığı, kardeşliği yüreğinde taşırdı.  Bir selamın, bir bardak çayın, bir fincan kahvenin hatırını kırk yıl sayanlardandı. İnsanlar benliklerine sarılsa da o, benliğinden uzak durmaya gayret ederdi.

 Yalan yanlış sözlerle arkadaş ya da dostlarının arkasından kuyu kazmaz, sözünden dönmez, hiç kimseyi sırtından vurmazdı. Gerçeğin aydınlığında aydınlanır,  yalanın ve sahteciliğin karanlık kuyusunda debelenmeyi tercih etmezdi.

Mükemmellik, insanın yüreğinde gizlidir.  Önemli olan o cevhere ulaşabilmektir. Ümit Fehmi Sorgunlu yüreğindeki cevherle mükemmeldi.

Kuşların ayağı yere değince kanatlar anlamsız kalır. O, asıl olanın uçmak değil, yürümek olduğuna inananlardandı. Edebiyat yolunda da bu felsefeyle adım adım ilerledi.

Yoklukta var olmayı bilen, varlıkta yokluğa özlem duymaz...

Hak’ka yürüyen asâlet!  Bizler seni hep özleyeceğiz. Ruhun şad, mekânın cennet olsun. Rabbim ailene ve gönül dostlarına sabır ihsan etsin…

 

EBEDİ YOLCULUK

Ümit Fehmi Sorgunlu Ağabeyime ithafen

İnce kanayan yaralardır umutların gebeliği

Ne doğar ne doğurur

Kendi içine saklanan sözlerdir suskunluk

Matemi kucaklar

Akmayı bekler derinlere gizlenen damlalar

Göz bendini zorlar

Mehtap arar kimsesizlik limanında karanlık

Aydınlıklar saklanır

Geceler boyun eğer rüyaların sığmadığı anlara

Boyun eğer alın yazısına

Ve ayrılıklar miras kalır sevenlere

Sularda kelepçeli hükümlülerin izdüşümü

Küreklerde mahkûmların gayreti

Donuklaşan gözlerde anlamsız bakışlar kalır

Dinmeyen fırtınalar yorar insanı

Beden çaresiz kalır

Hayat savaşı devam etse de

Duaya uzanan elleri düşer iki yana

Alabildiğine çeker kürekleri

Ebedi yolculuğa…

 

 

 

 



Bu yazı 1033 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI