escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...


Sergül VURAL


Facebookta Paylaş









DİRİLİŞ MİMARI İLE UYANIŞ
Tarih: 31-07-2017 08:55:00 Güncelleme: 31-07-2017 08:55:00


       Fikir ve sanatta “Diriliş Akımı”nın kurucusu olarak tanıdığımız Sezai Karakoç İslam davasının bayrağını sanat ve neşriyat alanında temsil eden bir dava adamıdır. Bir İslam klasiği olan Mevlana ve Yunus’un çağından Şeyh Galip’e uzanan zincirin günümüzdeki en önemli halkasıdır.

 

       İslam Medeniyetinin canlanmasını diriliş kelimesiyle bağdaştıran Karakoç, yazı ve şiirleriyle İslam’ı bir dava olarak savunur. İlk sayısını Nisan 1960’ta çıkardığı ve aralıklarla otuz üç yıl boyunca süren Diriliş Dergisi ile çevresinde genç aydınların, fikir ve sanat adamlarının yetişmesine öncülük ederek o yıllardan beri sanat ve düşünce eserleri üzerinde belirgin bir etki yaratmıştır.

       Modern Türk şiirinde marka…

       Hakikatten uzaklaştıkça küçülmemek için kullukla yücelmek yolunda engellere aldırmadan yürürken bu yolu Müslüman kardeşlerine de açmaktır muradı. Şiirle “dünya sürgününden” uzaklaşmak ve vuslatın sıcağını bir duygu sağanağında hissettirmektir tüm çabası. Yirminci yüzyılın modern Türk şiirinde markalaşan Sezai Karakoç , “Gün Doğmadan” nelerin doğacağının delilidir. 2000 yılında yayınlanan 700 sayfalık bu eser geleneksel şiirimizi günümüzde temsil eden bir divan niteliğindedir.

       O bir diriliş mimarı…

       Fikrî yazıları ve şiirleri ile diriliş akımının öncüsü olmak Karakoç’u, yaşadığı devirdeki diğer şair-yazar ve düşünce adamlarından ayırmaktadır. Dini bozmak isteyenlere, toplumu bozmak isteyenlere, İslami uygarlıkla aramızdaki engellere karşı bir harekâttır yaptığı hizmet. İslam davasının çağdaş savaşçısı ve düşünce adamı olan Sezai Karakoç’un fikri eserleri sindirilerek okunmalı sonra şiirlerine geçilmelidir. İşte tam da bu noktada “Diriliş Okumaları” önem kazanmaktadır. Fikriyle yükselen ve yükseldiği yerde gönüllere yerleşen Diriliş mimarı Karakoç ile var oluşun farkında olan bir neslin, yeniden uyanışa geçtiğinin göstergesi olacağı için de önemlidir.

       Dingin bir ruhun şahlanışını yeniden gözler önüne sermek için, neyi neden ve nasıl söylediğin bilincinde olan bir kalem erbabının sessiz sedasızca gönüllerde kanatlanmasını sağlar. Dostunu düşmanından ayırabilen bir bilinçle, doğuyla batı arasındaki ahlak karmaşasına karşı hakikat ışığıyla yaklaşan, dünyada olup bitenleri izlerken durağanlığını bozmadan alçak gönüllülükle görüş ve düşüncelerini Müslümanlara bildiren bu gönül abidesini canlı tutar.

       İslam’ı kendimizle yabancılaşmadan yaşayabilmek için Kur’an ve Hz. Muhammed(s.a.v.)in ışığında bu çağa uyarlayarak yorumlamak ve müminlere evrenselliğin kapılarını edebiyatla açmak, bu yolla İslam’ı, şiir, deneme, roman, hikâye ve piyeslere taşıyarak gönüllere ve akıllara hitap etmek gereklidir. 

       Doğunun medeniyetle dirilen incisidir o.

       Mehmet Âkif, Yahya Kemâl ve Necip Fazıl’la beslenen gençliğin bu dirilişe ihtiyacı vardır. Sezai Karakoç’u Monna Rosa’ya sıkıştıran okurun bu kıskaçtan çıkarılmasında bu tür etkinliklerin önemi daha çok ortaya çıkmaktadır. Onun sanat ve düşünce dünyasındaki derinlik sığ düşünceden çok uzaktır. Doğunun medeniyetle dirilen incisidir o. Mona Roza isimli şiiriyle Fuzuli’nin Leyla ile Mecnun’una yaptığı gönderme, aşkın farklı boyutuna bir başkaldırıdır.

       Ülkesinin, inançlarının, insanının ve değerlerinin hesapsız savunucusudur. Hesaplaşması ve başkaldırısı, vahiy medeniyetini savunmak istemesindendir.

       Kalbin ve aklın en önemli fonksiyonu olan düşünme melekesini işleten mahareti ile düşüncelerini yazı ve şiirlerinde açık bir dille anlatan Karakoç Tefekkürle çıktığı yolda düşündükçe düşündüren, anladıkça anlatandır.

       Hayatı kavramak ve kavratmak, aydınlandıkça aydınlatmak, ferasetle hareket etmek, içinde bulunduğu huzur ve sükûneti şiir ve yazılarıyla dalga dalga yaymak için çalışandır. Çünkü kişi varlığın, yaratılışın sırrına ermeli, bu sırrın zevkine varmalıdır.  Asr-ı Saadet modeliyle hayatın anlamını düşünürken “Beni kim gönderdi, niçin gönderdi, hayatın anlamı, yaratılışın asıl gayesi nedir? Kâinatta cereyan eden hâdiselerin sırrı, geliş ve gidiş sebebinin hikmeti, sebebi nedir? Nereden gelip, nereye gidiyorum?” gibi soruların cevaplarını merak etmelidir. Kucaklayıcıdır. Entelektüel yapısı ile ahlaki duruşu ve insanlara bakış açısı ile geniş bir kültürel yelpazesi vardır.

        Sezai Karakoç’u gündeme getiren etkinlikler İslam’ın evrenselliğiyle birlikte onun mücadelesini canlı tutacaktır.

 



Bu yazı 1919 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI