escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...


Sergül VURAL


Facebookta Paylaş









BİR GÜZEL İNSAN
Tarih: 19-10-2017 11:22:00 Güncelleme: 19-10-2017 11:22:00


       41 yıllık emeğe 41 kere şefâat et yâ Resûlullah

       Bakmak ve görmek herkese kısmet olmayan bir farkındalığın alameti; gördüğünü göstermek, gösterdiğiyle rehber olmak ise lider kişiliklerin belirtisidir. 

       İnsan bazen geç kalır güzel insanları yakından tanımaya. Geç kalır, onların duasını almaya. Selam bereketiyle bereketlenmeye, muhabbetiyle demlenmeye geç kalır. İşte benim için O güzel insanlardan birisidir Hasan Nail Canat… 

       İyi ki “Oku” emri var. Edindiği hayat tecrübesiyle kendisinden sonraki nesillere rota belirlemek adına iyi ki okunacak kitaplar bırakmış o güzel insan. İyi ki hayatı sahnelemiş. İyi ki okuyabilme idraki vermiş yaradan…

       Kaç cana nasip olur ki gençlik romanları ile yol göstermek körpe dimağlara? Bembeyaz sayfalara tefekkür lalesi çizmek, puslanan aynalarıhayatın kesitleriyle silmek,gençliğin Hasan Baba'sı olmak kaç cana nasip olur? Baba ki sahiptir evladına. Bakışlarıyla kucaklar, konuşmalarıyla yön verir. Nasihati salihtir, emeği helaldir, sevgisi hastır.

       İsmini dost meclislerinde sıkça duyduğum ender şahsiyetlerden birisiydi Hasan Nail Canat. Kime sorsam çalışkanlığı ile masumiyeti ile felsefi düşünce yapısıyla, samimiyetiyle bir şekilde dimağlarda veya gönüllerde yer etmişti.

       Hayat sahnesinde ağlayanı ve güleni ayna gibi yansıtmak, insanı insana göstermek ve seyircileri hakikat yoluna çekmek nasip olmuştu Canat’a. İnsanlara perde perde açıyordu gerçekleri… Sahne sahne sergiliyordu yaşamdan bölümleri. Oyunculara rol pusulasıyla hakikat denizinde yolculuk yaptırıyordu, kısmet edene hamd ile…

       “Sanat sadece Hak için kullanılırsa makbuldür. Gerisi hikâye...” diyerek fikir deryasında yüzüyor, kıyılara vurmamak için de düşündükçe yazıyordu. Daldan dala savrulmamak için, yazının gücüne hizmet aşkını da katarak hayırlı amele dönüştürüyordu.

       Ümmi olmasına rağmen sağlam bir inanca sahip olan bir annenin, Nakşibendi bir babanın evladı olması sebebiyle ruh dünyasında bâtıla meyledecek bir karmaşa yaşamamıştı. Doğruluğuyla, dürüstlüğüyle, güzel ahlakıyla, günahtan sakınmasıyla gıpta edilecek bir insan olduğu kadar idealist bir kişiliğinin de olduğunu vurguluyordu herkes.

       Tiyatro sanatıyla İslam’a hizmet etmiş bir nefer olmanın asaletini yaşıyordu üzerinde ebediyete doğru. Babasından aldığı eğitim ve İmam Hatip tahsiliyle beraber Büyük Doğu Fikir kulübüyle yön bulan sanat anlayışını sahneye eğitici fakat eğlenceli bir dille yansıtmayı başaran bir yenilikçiydi.

       Kime sorsam gösterişsiz hayatı, kalender tavırları ve mütebessim bir yüz ifadeydi zihinlerinde kalan. Bir de ince zekâsıyla, mizahlı üslubu… 

       Kendisine verilen kulluk rolünü hayatın sahnesinde Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla başarıyla sahnelemişti.

       İslami şuurundan kaynaklanan bir disiplinle korkusuzluk yamaçlarında cesaretle yürüyen bir cengâverdi. Bu yolda yılmadan, yorulmadan sebatla ilerlemiş; kalemin bereketiyle körpe fidanları zemzemle sulayan yüreğiyle sessiz sakin ebediyete doğru akmıştı.

       Sanat yolculuğunda imanın nurunu rehber edinmiş bir dava adamı olmak; hele kutlu bir davanın, ilahi bir davanın adamı olmak kaç cana nasip olur ki?

      Emek veren karşılığını illa ki bulacaktır. Bu karşılığın manevi hazzına erenlere ne mutlu!

      Yaptıklarıyla hoş sada bırakanlara ne mutlu!

      Ne mutlu unutulmayanlara!

     Bundan sonra bize düşen yakarış ikliminde avuç avuç dua göndermektir o güzel insana.

     41 yıllık emeğe 41 kere şefâat et yâResûlullah.

     Cennetini hasbî emekçilerine nasip eyle yâ Rab…

 

 

 

 

 



Bu yazı 1604 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI