escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...


Sergül VURAL


Facebookta Paylaş









“KÖKÜ MAZİDE OLAN ÂTİYİM”
Tarih: 02-11-2017 18:16:00 Güncelleme: 02-11-2017 18:42:00


       Zaman olanca hızıyla ilerlerken, insanların hayatını etkileyen maddi ve manevi olaylar vardır. İnsanlık tarihinden, milletlerin tarihine; yapılan savaşlar, yaşanan göçler, dini inançlar, uygarlıklar, siyasi uygulamalar, teknolojik gelişmeler, iktisadi daralma ya da genişlemeler, zamana, mekâna ve konularına göre sınıflandırılırlar tarih yolculuklarında. 

       Dimağlardan havalanıp mısralarla ve satırlarla kanatlanarak yarınlara ulaşmayı başaran tarih bilinci zamanla millet bilinciyle buluşurlar. Böylece zaman ve mekândan âzâde olmadan, konularına göre Felsefe Tarihi, Siyasi Tarih, Kültür Tarihi, Ekonomi Tarihi vs. oluşurken millet bilinci içinde Edebiyat tarihinde de tohumlar filizlenir. Gelecek nesiller, bu tohumların köklerinden tarihin derununa ulaşırlar.

       Benim de Edebiyat Tarihinde yol alışlarım lise çağlarımda edebiyat öğretmenimin tavsiyesiyle ilk kez “Nihad Sâmî Banarlı ve Resimli Türk Edebiyatı Tarihi” ile başlamıştı. Babamın kitabın fasiküllerini alma zamanını büyük bir heyecanla beklerdim.  Yüklendiğim bilgileri hafızamda uzun süre tutmayı başaramasam da temasını beynimin kıvrımlarına işlemiştim nakış nakış… O yıllarda kütüphaneden incelediğim Fuad Köprülü'nün 1928 yılında yayımladığı Edebiyat Tarihi kitapları da yılık ödevimi hazırlamamda pek etkili olmuştu. Genç beyinlerin araştırma yeteneğini geliştirmede oluşturulacak bilincin önemi de burada daha bir belirginlik göstermiştir.

       Tuna boylarını aşarak Avrupa içlerine akınlar yapan eski Türk akıncılarının kahramanlık günlerini Yahya Kemal Beyatlı'nın "Akıncı" adlı şiirini idrak ederek okumanın verdiği gurur ve mutluluk anı yaşamaya eşdeğer bir nitelik taşır.

 

“Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik,

Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!”

 

       “Dünya hancı biz yolcuyuz” diyoruz demesine de bu dünyayı hancı yapan zamanın yükünü yüklüyoruz kıta kıta, paragraf paragraf eşya niyetine valizlerimize. Biz yolcuyuz lâkin bavullarımızdaki tarih hancı. Ve bu hancılardır aslında bizim yaşadığımız kültürü yaşatacak olan.

       İnsanoğlu ölümsüzlüğü hep istemiştir ve de isteyecektir. Oysa bedenin yorgunluğuna hapsolmuş ölümsüzlüktense, milletçe yaşadığımız anların olaylarını, duygularını, dilini, dinini ölümsüzleştirebilmek adına olgunlaşan düşüncelerle bugünün de tarih olacağı bilinciyle hareket edebilmeliyiz kalemle ve kâğıtla…

 

“Ne harabiyim ne harabatiyim

 Kökü mazide olan âtiyim.” 

 

diyen Yahya Kemal Beyatlı’nın izinden, atalarımızdan bize yâdigâr kalan ne kadar eser varsa “Başımızın üstünde yeri vardır.” diyerek sahiplenirken, “Bizler baş üstünde taşınacak neler bırakabiliriz?” in tefekkürüyle özümüzü ve gördüklerimizi yazmalıyız. Çünkü

Gün, sarılır zamanın kollarına,

Zaman, döner tarihe,

Tarih, yaşar bizimle,

Ya da biz yaşarız tarihle…

 

 

 



Bu yazı 1830 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI