escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...


Sergül VURAL


Facebookta Paylaş









EDEBİ YOLCULUKTAN EBEDİ YOLCULUĞA: Mustafa Miyasoğlu
Tarih: 04-12-2017 10:37:00 Güncelleme: 04-12-2017 10:39:00


“Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber...

Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?”

 

       Ötelere uzanışın bir müjdesidir ölüm. Vuslatın bir başka açıdan görünüşü… Verasında, hasretin son bulduğu bir kavuşma anı… Ve bir “ Güzel Ölüm”dür kimileri için son nefesin sahibine teslim edildiği o an.

       Kayseri’de doğup büyüyen bir fâni için İstanbul kar kokuyor muydu o gün; Ağustos’ta kar taneleri dokunuyor muydu martıların kanatlarına, bilmiyorum. Lakin bırakın sevenlerinin hüznünü, kederini; meltemin, denizin, Yeni Cami’de güvercinlerin hatta sokak kedilerinin dahi ağıtlarıyla çınlamış olmalıydı sokaklar, Erciyes’in bağrında yetişen yiğidin dünya değiştirişine. Kaldırımlarda ayak izleri olmalıydı kimsesizliğin, çaresizliğin. Deniz yitirmiş miydi mavisini; dalgalar öksüz müydü, bilmiyorum.  Hissettiğim bir şey vardı ki İstanbul kar kokuyordu o gün. Öğle ezanlarının içli nağmeleriyle ısınıyordu kar taneleri. Ak yüzlerinde nurlu uyanışın izleri ile bahar kaçkını düşlerin ayazı sarmıştı yüzleri. Mustafa Miyasoğlu göç eylemişti fani dünyadan. Baki âlem bir âdeme daha açmıştı bağrını. Bir âdem daha kavuşmuştu aslına. Fatih Camii’nden Eyüp Sultan Mezarlığı’na bir kınalı yürek daha defnolmuştu.

       Edebi yolculuktan ebedi yolculuğa uzanışın sonunda ardında okunası eserler bırakmak her kişiye nasip olmaz. Miyasoğlu, dönüp dolaşıp bir daha okuduğu kitabın Kur’an-ı Kerim olduğunu söylemese bile yazdığı yazılar ve şiirler iman ehli bir yüreğin çırpınışını, gözlemlerini, sancılarını yansıtıyordu. O bir kalem ehliydi.

       Mustafa Miyasoğlu’nu ilk defa 24-25 Mart 2006 tarihinde Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği 1. Erciyes   Şiir Günleri’nde tanımıştım. Edebiyat sohbetlerinde adını sıkça işittiğim bir büyüğümle tanışmak, güler yüzlü eşiyle hasbihal etmek o günden bu güne kadar bende unutulmaz bir hatıra olarak  yerini hep korudu. Düşüncelerini tepkisel bir dille davranışlarına yansıttığını duyduğum için O’na karşı çekinerek yaklaşmıştım. Fakat gördüğüm kadarıyla inandığı konuda hatır gönül gözetmemesi, öğrencisi olduğu ve sert mizacıyla tanıdığımız Necip Fazıl Kısakürek’i andırıyordu. Entelektüel serüveniyle Beşir Ayvazoğlu ile paralellik gösteren bir hali de vardı. Ancak ne yazık ki birer birer düşüyoruz hayatın dalından... Olgun ya da ham fark etmiyor. “Dünya ölümlü gün dönümlü”… İnna lillahi ve inna ileyhi raciun, demiş bir kere yaradan. Mustafa Miyasoğlu da ömür miadını bu emir üzere tamamlamıştı. Emri veren sultanlar sultanı olunca biz gibi gedalara da Allah rahmet eylesin, diye duada bulunmak kalıyordu...

       İnsan ömrü doğum ve ölüm arasında göz açıp kapatana kadar gelip geçiyor. Önemli olan bu zamanı hem dünyada yol gösterici hem de ahirette kendini kurtarıcı bir hale getirerek geçirmek. Miyasoğlu "çalışkan" , "kıvrak zekâlı" , "finansal konularda başarılı" , "işbilir" insan olma özelliğini edebiyat alanında kullanmayı başaran nadir Kayserililerden birisiydi. 67 yıllık ömrüne edebiyatın şiir, hikaye, roman, oyun, deneme, inceleme ve gezi dallarında bir çok eser sığdırmıştı. Daha yirmili yaşlardayken yazmaya başlamış ve dergilerde bu yazılarını şiirlerini yayımlamıştı. Bu dergilerden ilki Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün dayısı Abdullah Satoğlu’nun 15 yıl boyunca yayınladığı aylık fikir sanat dergisi olan “Filiz” di.

       Mustafa Miyasoğlu romanları, hikayeleri ve düşünce yazıları ile dikkatleri üzerine çeken bir kaleme sahipti.  Duyarlı yüreği ile insanımızı incelemiş, irdelediklerini kaleme almıştı. Kâh aile içi çatışmalar, kâh çekilen aşk sancıları, kâh sosyal değişimin getirdiği sancılar… Tüm bunları, ilk baskısı “Geçmiş Zaman Aynası” ismiyle 1975 yılında yapılmış daha sonra Pancur ismiyle yeni baskısı yapılan hikâye kitabındaki beş hikayede okumak mümkün. Daha gençlik yıllarında kaleme aldığı bu hikayelerle aynı paralellikte bir duyarlılıkla devam eden romanları, yazarın tekamül ettiği dönemde de duyarlılığının arttığının bir göstergesidir. Yazarlığının öncesinde şair olan Mustafa Miyasoğlu'nun şiir kitapları: Rüya Çağrısı, Devran, Hicret Destanı, ŞiirIer (Toplu şiirleri), Bir Gülü Andıkça  isimlerini taşır.

       O, günbegün değişen dünyayla beraber insanların da sancısını içinde taşıyordu. Yaşanan iç hesaplaşmaları romanlarında dillendiriyor böylece üzerine düşen bir görevi ifa ettiği için huzur duyuyordu. 68 kuşağı üniversiteli gençlerinin hayatını, aşklarını ve acılarını farklı perspektiften sunuyordu okuruna.

       Marifet iltifata tabidir.

       Yazılarının üzerinde titizlikle çalıştığından olsa gerek ki 30 yılda beş roman çıkarabilen yazar Kaybolmuş Günler romanıyla Türk Millî Kültür Vakfı ödülünü, 1980 yılında Dönemeç romanıyla da Türkiye Yazarlar Birliği'nin "Yılın Romancısı" ödülünü kazanmıştı.

       O şimdi Hakk’a yürüyenler kervanına katıldı. En güzel ödülü, gönüllerde yer bularak aldığını umarak merhuma Allah’tan rahmet, yakınlarına sabr-ı cemil diliyorum.

 

 

 

 



Bu yazı 897 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI