escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...


Sergül VURAL


Facebookta Paylaş









OMUZ OMUZA YÜRÜYEN İKİZ KARDEŞLER: Alâeddin ve Rasim Özdenören
Tarih: 17-03-2017 10:02:00 Güncelleme: 25-05-2017 12:55:00


       İki insanın arasındaki bağlılık, gönüllerin birbirine nüfuz edebildiği, ikinin bir olabildiği, benliğin ortadan kalktığı kadardır.

      İkiz kardeşler vardır, kaderleri birlikte doğmak olduğu halde hayatın rüzgârı onları farklı alanlara savurur.

      İkiz kardeşler vardır, kader onları kalemin mürekkebiyle tanıştırır, aynı yolda omuz omuza yürürler.

     Kahramanmaraş'ta dünyaya geldiler Alâeddin ve Rasim Özdenören kardeşler.  Her ikisi de İlk ve orta öğrenimini Kahramanmaraş, Malatya, Tunceli gibi Güney ve Doğu şehirlerinde tamamladılar.  Dünyaya birlikte yolculuk yapan iki kardeşin yolları zahiren, ortaokuldan sonra ayrıldı. Alâeddin Özdenören1966 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü, Rasim Özdenören İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni ve İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü'nü bitirdi. Eğitimleri farklı dalda olsa da onların gönülleri hep edebiyatta oldu. Daha lise yıllarında Hamle Dergisi’yle başladılar yazı hayatlarına. Yeni İstiklal, Diriliş ve Edebiyat Dergisi ile devam ettiler bu yolda.

       Cevat Akkanat’ın Alâeddin Özdenören ile yaptığı mülakattan öğrendiğim kadarıyla: Onlar ikiz büyümenin güzelliğini yaşamışlar. Korku ve güvenliğin ne olduğunu, paylaşmayı ve dövüşmeyi birlikte öğrenmiş, birlikte hayal kurmuşlar.

       Ali Dursun ve Turan Karataş’ın hazırladığıMedeniyetin Burçları Rasim Özdenören Kitabı’nda geçen M.Nezir Eryarsoy’un yazısına göre: Onlar yüksek tahsil yapmaya gidene kadar aynı yatağı paylaşmışlar. Daha ilkokula başladıkları gün anneleri onları sabah namazına kaldırmış. Çocukluk bu ya! İki kardeş o sabah evlerinin alt katındaki mutfakta bulunan çeşmeden defalarca abdest almışlar. O gün okula gittiklerinde kendini yetişkin, büyük bir adam gibi görmüşRasim Özdenören. Daha ilkokul üçüncü sınıfa giderken okudukları masal kitaplarıyla kazanmışlar okuma zevkini. Ortaokul ikinci sınıftayken ayrılmış öğrenim hayatları.Çünkü Alâeddin Özdenören sınıfta kalmış.

       72 yıl önce Mayıs ayının yirmisinde dünyaya gözlerini açan bu ikiz kardeşler edebiyat sahrasında tam bir Kahramanmaraş klasiği... Bir dergiye yazmak, edebiyat yolunda hizmetin ilk basamağıdır. Bu ikiz kardeşlerin hayat yolu, edebiyatın parke taşlarıyla döşenmiş. Onların adımları, cümlelere ve mısralara takılmış.

       Sermest duyguları, aşk yolcusu…

       Mısraları ve satırları hüznün soluğu…

       Eserlerinin sahifelerindeki coşku, dağlardan aşağı çağlayan bir çağlayan gibi dokunduğu yeri yeşerten…

       Sonrası, buğday ve ayçiçeği tarlalarında kelebeklerle yarışan şiirler, yazılar...

       Güneşin kollarında, dökülen yaprakların konfetisine tutunan yazılı seslenişler…

       Birisi şiir büyüttü bağrında, diğeri öykü…

       Gölgeler dünyasından kopmadıkça insan, hakikat dünyasını bulamaz. Bu yüzdendiriki kardeşin mânâ arayışları. Bu yüzdendir mânâya olan hayranlıkları. Dosdoğru yola “dava” deyişleri bu yüzdendir.

       Ötelere uzanmak derinlik ister, iman ister, farkındalık ister.  Mâvera Dergisi’nde yazmaya başladıklarında çizgileri belirginleşti.Kararan kalplerin aksine, özden ördüler kalplerini ve dimağlarını.

       Onlar “Yedi Güzel Adam” ifadesiyle efsaneleştiler: Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Erdem Bayazıt, Alaeddin Özdenören, Akif İnan, Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören.

      Yedi Güzel Adam’dan biri olmak her ikisi için de arkadaşlığın, dostluğun, vefânın, birlik ve beraberliğin örneği oldu. Zaman içinde Sezai Karakoç ve Nuri Pakdil’in yeriniHasan Seyithanoğlu ve Ersin Nazif Gürdoğanaldı.

       Özdenören kardeşler Müslümanca düşünme ve yaşamayı sanat bilerek kâğıda yansıttılar.

       İnandıkları gibi düşünüp inandıkları gibi yaşadılar. Din adına basmakalıp söylencelerden sıyrılarak Müslümanca yaşamanın yollarını ilimle araladılar.

       Edebiyatı bu yolda basamak olarak kullanarak birçok insana şiir,deneme ve hatıra yazılarıyla ulaştılar. Kozmik bir düşünce ekseninde kelimeleri imanla yoğurdular. Güçlü tasvirlerle zihinlerde nice tablolar ve portreler çizdiler.

       “Gül Yetiştiren Adam”Rasim Özdenören’nin, Çok Sesli Bir Ölüm ve Çözülme adlı hikâyeleri TV filmi yapıldı, bunlardan ilki, Uluslararası Prag TV Filmleri Yarışmasında jüri özel ödülüne layık görüldü.

       “Güneş Donanması” ile hüzün sağanağında acı ve kederi işleyen Alâeddin Özdenörenise sırılsıklam bir yalnızlığın hediyesini, gönüllerde yer bularak aldı.O, herkesin baktığından farklı olarak baktı dünyaya ve herkesten farklı bir şekilde algıladı dünyayı. Şair yüreği hüzün, ayrılık, ölüm, keder gibi duygular işledi mısralara. İnandığı dava uğruna zindan kapılarına eyvallah etmedi. Ancak yine de onun edebiyat yıldızı kardeşine göre sönük kalmıştı.

       RasimÖzdenörenise aşk kavramına çeşitli açılardan incelerken âyetleri ve hadisleri ihmal etmedi. Hikaye perspektifinde ve düşünce yazılarında konunun derinliğine inerken evrenselliği elden bırakmadı. “Ben ve Hayat ve Ölüm” derken “İpin Ucu” nu kaçırmadı. “Kafa Karıştıran Kelimeler” arasında dahi “Aşkın Diyalektiği” ile derinleşti.

       Doğum ile hayatı tefekkür etmek, ancakölüm ile gerçek ve ebedi hayata geçileceğini idrak etmekle mümkün. İmtihan dünyasında sorular yok, ameller var. İkiz kardeş olmak nefes sayısını ikiz/eş/lemez. Biri erken dünya değiştirirken diğeri yalnızlığıyla kalır.

       Alâeddin ÖzdenörenPeygamber Efendimiz gibi 63 yıl yaşadı. 26 Haziran 2011günü dünya değiştirerek Balıkesir Başçeşme Mezarlığı'na defnedildi. “Yalnızlık Gide Gide” bitmişti. RasimÖzdenören, kalbindeki kardeş acısıyla yalnız kaldı.

       Her doğuş, gidişin ilk basamağıdır. Gidenlerin ardında kalanlar hasretin kucağında, Kıyamet günündeki dirilişi beklerler.

       Mavice bir dokunuştur teselli eden kelam. Boyar yüreğini insanın. Dokunan kimse kanatlanır aşkın göklerine. Aşk ki büyülü bir serzeniştir muhatabına. Aşk ki keşfedilmeyi bekler erbabınca. Yol uzun, yolcu çoktur bu yolda. Kimse bilmez hangi durakta ineceğini. Belki bu gün belki de yarın... Asıl olan doğuş, doğuştaki diriliştir.

 



Bu yazı 3799 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI