Bugun...


Sibel Unur ÖZDEMİR


Facebookta Paylaş









HANİ BİR GARİP ÂDEMOĞLUYDUK BİZ
Tarih: 01-08-2018 13:31:00 Güncelleme: 01-08-2018 13:31:00


     İnsanlar vardır… Sağımızda, solumuzda, önümüzde, arkamızda, yanımızda, uzağımızda… Âdem’den olma Havva’dan doğma insanlar…

     İyi yürekli olanlar, kaypaklık yapanlar, içten sevenler, çıkarları için etrafınızda dolananlar, güler yüz gösterip arkanızdan kuyunuzu kazanlar, gıpta edenler, burun bükenler, takdir beklerken horlayanlar…

     Çeşit çeşittir âdemoğlu… An olur çakışır yollarımız… Bir tren seyahatinde ya da bir otobüsün koltuklarında… Bir dolmuşta ya da bir vapurun yan tarafında… Bir sinema ya da tiyatro salonunda… Bir kitapçı da… Markette… Spor Salonunda… Pazarda… Piknikte… Otelde… Okulda… Kursta… İş yerinde… Lokantada… Hastane odasında… Asker Ocağında…

     Hayatımızın her döneminde pek çok kişi girer hayatımıza… Kimileri kalıcı olur, kimileri yok olur gider.

    Hayatımıza girdikleri dönem önemlidir elbette. Sıkıntılı bir dönemimizde çıktılarsa karşımıza bizi o ruh halimizle tanırlar… Mutlu, rahat bir dönemizde girdilerse yaşamımıza eğlenceli, matrak olarak tanımlayabilirler bizi. Ya da nemrut, aksi, huysuz biri olarak… Bir yardımımız dokunduysa, güler yüz, tatlı dil gösterdiysek iyi bir insan olarak değerlendirirler…

     Ne kadar çabuk arkadaş oluruz çocukken. Kaynaşıveririz. Oyunlar oynarız. Menfaat gözetmeden paylaşırız yaşamı… Ya öğrencilik günlerimiz, her şeyin ders çalışmak, iyi not almak olduğunu dünyanın tek derdi saydığımız o günler… Askerlik arkadaşlarımız, anılarımız. Ne çok yer kaplar değil mi hayatımızda.

     Derken yıllar geçer. Araya mesafeler, günlük telâşeler girer. Aramalar, görüşmeler azalır. Karşılaşıverilir beklenmedik bir anda. Ya kaldığınız yerden başlanır, hiç ayrılmamışçasına, devam edilir paylaşımlara.  Ya da olmaz. İkinizin de hayatı farklı yerlere akmıştır geçen onca zaman içinde. Ne siz o eski sizsinizdir, ne de o.  Farklı yollara yürümüşsünüzdür, fikirleriniz, hayata bakış açınız değişmiş, hayatınıza başka başka kişiler girmiştir. Yürümez.

     Yaşadığımız anlar çok ama çok önemlidir. Yeri gelir mutluluktan ayaklarımız yerden kesilirken gün olur acılar içinde kıvranabiliriz. Öfkeden gözümüz dönmüş olabilir. Değişkendir âdemoğlu saati saatini tutmaz. Asi, hırçın, sevimli, hoş sohbet, istikrarlı, başarılı, uyumlu, inatçı, ketum, ters, nadan, kırılgan, masum, suçlu, hayalperest, fitne bücür, kıskanç, dalavereci, ukala, yalaka, dalkavuk, ikiyüzlü, yalancı, şeytan ya da melek.

     Hepimiz birer bebekken ne kadar saf, masum, sevimliyizdir. Bu duyguların hiç birini bilmeyiz o zaman. Büyüdükçe yerleşir tek tek benliğimize, şekillenir kişilik haritamız.  Zaman içinde yürüyüp gidenler olur haritamızın üzerinden… Öyle anlar olur ki pusulasını şaşırırız yaşamın… Şeytan ya da melek oluruz… Hani bir garip âdemoğluyduk biz.

***

     Bu ayki köşemde babacığımın 11.11.2006 tarihinde kaleme aldığı “Kaldı mı?” isimli şiirini paylaşmak istiyorum sizlerle…

 

“Ne oldu insan denen bizlere böyle

Birbirine sevgi, saygı kalmadı

Yıllar boyu dost bildiğin insanlar

Güvenecek eş, dost, kimse kalmadı.

 

Düştü millet acımasız geçim derdine

Çoluk çocuk yollarda sabah sabah

Belirli bir kesim lüksün peşinde

Evinden tok çıkan kimse kalmadı

 

İş bulmak, çalışmak aslanağzında

Komşuluk merdiven başı, kapı ağzında

Perdeler çekik, kapılar örtük gün boyu

Bir bardak çay ikram eden kimse kalmadı.

 

Komşusundan sakınmazdı bir tabak aşı

Tırnağın kaldıysa başını kaşı

Dostunu gördün mü değiştirir yolu

Eşe dosta selam veren kimse kalmadı.”

ORHAN EROL UNUR

 

 



Bu yazı 1269 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI