Örnek HTML sayfası
Bugun...


Sibel Unur ÖZDEMİR


Facebookta Paylaş









RUHUN GIDASI MÜZİK
Tarih: 01-11-2020 12:21:00 Güncelleme: 01-11-2020 12:21:00


Seçilmiş sözcükler birbiriyle flört ederek güfteyi, o eşsiz güfteler notalarla buluşup besteyi oluşturduğunda, yani diyeceğim o ki sözler notalarla öpüştüğünde ortaya çıkan olağanüstü ‘eserler’ yorumcusunun sesinde hayat bulup, mikrofonlardan dinleyicisine ulaştığında, zincirin halkaları birbirine kenetlenir ya. Sonra notalardan süzülen ölümsüz nağmeler gelir yerleşir aklımızın, yüreğimizin bir köşesine ve nerede duyarsak duyalım o melodiyi, mırıldanmaya başlarız ya şarkıyı. Ruhumuz, musikinin bengisuyundan nasibini alarak beslenir, kulaklarımızın pası silinir ve tabiri caizse bayram eder ya gönüllerimiz. Şarkılarla eğlenir, şarkılarla efkârlanır, gün olur dalıp gideriz ya uzaklara, çok uzaklara…

 

Bir şarkıda yok olmaz mıyız an gelip de… Efkârlanıp da bir sigara yakmaz mıyız? Ağlattığı da olur o sözlerin bizleri gülümsettiği de. Fal tutarız şarkılardan. Hani bizim şarkılarımız vardır, iki kişiye özel sadece.

 

Zevkle izlediğimiz dizilerin dilimize yerleşmiş melodileri, sözleri vardır sonra; birbirinden güzel film müzikleri.

 

Müzik aletlerinden yayılan tınılar nasıl da etkiler duygularımızı, düşüncelerimizi.

 

Bir bakmışsınız hüzün yumağında yok olmuş, melankolik bir ruh haline bürünmüşsünüzdür; bir bakmışsınızdır şıkır şıkır göbek atıyorsunuzdur bedeninizi saran coşkuyla. Belki de halay çekiyorsunuzdur.

 

Olur ya gözlerinizi kapatmış, başınızı yaslamış koltuğunuza enstrümantal nağmeler arasında hayal kuruyorsunuzdur.

 

Ninni olmuştur dudaklarınızda da mırıldanıyorsunuzdur.

 

Ayaklarınıza dolaşan vals ya da tangodur; aşkın ve tutkunun ezgileridir bedenlerde raks eden.

 

Sevdiğine serenat yapan bir aşığın umududur.

 

Çikolata renkli şarkıcıların dillerinden dökülen notalardır.

 

Kim bilir… Kim bilebilir ki…

 

Gramofonlar, plaklar, teypler, kasetler, cd.ler, canlı ya da cansız performanslar.

 

Öyle ya da böyle hepimizin hayatında önemli bir rol tutar müzik.

 

Kimimiz meslek edinmiştir kendine, kimimiz hobi olarak ilgilenir. Bazılarımız da benim gibi iyi bir dinleyicidir.

 

Her birimiz kendimize uygun olan türü bulup çıkarırız ortaya. Belki bir gitar sesinde, piyano dokunuşunda belki de, neyin huzur veren sesinde, yanık bir mızrap dokunuşunda saza, dudakları öpen mızıkada, açılıp kapanan akordiyon perdelerinde, kemanın baş döndürücü çığlıklarında.

 

Güfteler can evimizden vurur da, kulağımızın pasını siler ya besteler. Kelimelere hayat veren nağmeler. Kulaklarımızın pasını silen birbirinden eşsiz tınılar. Alıp bizi diyar diyar gezdiren melodiler. Gözlerimizi kapattığımızda güftelerin güzelliğine eriştiğimiz, çağıldayan bir şelalenin altından geçiyormuş hissine kapıldığımız anlar.

 

Hani “hiçbir şeyde gözümüz yoktur ya o yanımızda olduğu zaman. Kapkaranlık odamıza mehtap olup doğduğu an yeter de artar bile. Yağmur cama vurduğunda gece gama dalar ya.” Ne güzel bir bestedir, ne güzel bir güftedir Fethi Karamahmutoğlu’nun yüreğinde.

 

“Yollarını bekleriz ya aylar boyunca. Senede bir gün olsun gelsin isteriz ya” Şekip Ayhan Özışık’ın sazında çağırırız ya sevdiğimizi.

 

“Bir sabah isteriz gözyaşlarımızı silecek. Bir akşam isteriz sabırlar verecek. Bir gece, sırlarımızı bilecek. Bir deva isteriz yalnız bizim olacak” Ziya Taşkent’ten.

 

“Mevsimler yas tutup çöller ağlar” Yıldırım Gürses’in duygularında.  Ağlarız dinleyip dinleyip de. Yazarız beraberce “Son Mektup”u.

 

Kavuşamazsak “kör kuyularda merdivensiz kalırız” Münir Nurettin Selçuk ile. Mecnun oluruz,  Kerem oluruz, Ferhat oluruz. Denizler ortasında yelkensiz kalırız.

 

Selahattin İçli sesleniverir melodilerle “Zaman zaman deli dalgalarla gelir hüzün der. Vurur şarkıdaki gibi gönlümüzün kıyısına. Hem de son kum tanesi kalana kadar…”

 

“Bir sevgi ister gönüller. Hem de yılları durduracak, güneşi doğduracak, dünyamızı dolduracak bir sevgi ister” Necdet Tokatlıoğlu’yla birlikte.

 

“Mihrabım diyerek sana yüz vurur da. Gönlümüzün dalında bir yuva kurar” Avni Anıl ile.

 

“Gözlerimizde bir renk. Kulaklarımızda bir ses. Ve içimizde bir nefes olarak kalır” Erol Sayan.

 

‘Ah ah o şarkıların gözü kör olsun’. Yine aktılar yüreklerimize alıp götürdüler bizi, sürüklediler peşlerinden.

 

Kelimelere hayat verenler, Bestekârlarımız, birbirinden değerli müzik adamlarımız.  Saymakla bitmez ki sayfalarda. Ne çok emekleri vardır do da, fa da, sol da, re de, mi de.

 

Ya olmasalardı ya dolamasalardı yüreklerinde kopan fırtınaları, coşkuları güftelere. Ya duyamasaydık notaların sevişmelerini, yüreğimiz kanamasa,  içimize neşe dolmasaydı, hüzünlenmeseydik, sevmeseydik, kavuşamasaydık, beklemeseydik, sarmasaydık,  sevinmeseydik, ağlamasaydık, gülmeseydik. Onların gönül dallarından kopup bizlere ulaşan her notada başka başka duygulara kapılmasaydık, müziksiz kalsaydık. Soruyorum şimdi hepinize müziksiz bir dünya renksiz bir çöle benzemez miydi?  Nasıl beslenirdi ruhlarımız müziksiz?

 

Hele bir bakın, ne güzel dilekler Necdet Tokatlıoğlu’dan bize ulaşan;

 

“Gitmesin gözlerinizden pırıl pırıl arzular / Eksilmesin yüzünüzden o tebessüm o bahar/ Tanrım sizi korusun kem gözlerden saklasın / Ağartmasın saçınızı şu geçen zalim yıllar”

 

Neden duruyoruz o zaman. Bir es verip hayata açıvermeli sol anahtarı ile müziğe ulaşan kapıyı. Girivermeli nağmelerin arasına. Dolaşmalı notalarla kol kola. Yakalamalı hayatın ritmini.

 

Do, re, mi, fa, sol, la, si, do / do, si, la, sol, fa, mi, re, do.

 

Doyurmak gerek ruhları müzikle.

 



Bu yazı 4317 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
1312 Okunma
1200 Okunma
1153 Okunma
1126 Okunma
1107 Okunma
1089 Okunma
1089 Okunma
1084 Okunma
1010 Okunma
1001 Okunma
686 Okunma
679 Okunma
4841 Okunma
4613 Okunma
4550 Okunma
4325 Okunma
4323 Okunma
4266 Okunma
4121 Okunma
3753 Okunma
3265 Okunma
3111 Okunma
3094 Okunma
2975 Okunma
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI