Örnek HTML sayfası
Bugun...


Sibel Unur ÖZDEMİR


Facebookta Paylaş









ŞİDDET
Tarih: 01-05-2020 15:15:00 Güncelleme: 01-05-2020 15:15:00


Yozgat, 2014

Sevgili anacığım,

Satırlarıma başlamadan önce sonsuz selam eder, ellerinden öperim. İyisindir inşallah. Ben de iyiyim demek isterdim ama… Dur, dur hemen telaşlanma. Şimdi anlatacaklarım birkaç ay önce oldubitti. Aslında şimdi daha iyiyim.

Sorun iş yerimle ilgiliydi. Biliyorsun çok uzun zaman iş aradım durdum. Bulamadım yaşadığımız şehirde ve gurbet ellere düştü yolum. Doğduğun değil, doyduğun yer oluyor işte bazen memleketin.

Kaç yıldır burada çalışıyorum. Onlar bana ben onlara alıştık. İşi de kavradım. Satış elemanı olarak girdiğim bu sektörde artık satış şefi olarak çalışmaya başlamıştım ki… İşte olanlar oldu.

Bir gün yanımda arkadaşım ile marketlerden birine tahsilata gittik. Adamın, bizim şirkete on bin lira ödeme yapması gerekiyordu.

Her zamanki gibi İsmet malları saymak için depoya geçti. Ben ve market sahibi ofisinde yalnız kaldık. Defalarca gittiğimiz yer. Aklıma kötü hiçbir şey gelmedi.

“Hasan bey, İsmet mal dökümünü alırken ben de ödemenizi alayım.” dedim.

O da ne!

“Ne ödemesi, ne tahsilatı?” diye diklendi.

“Geçen ay firmamızdan aldığınız malların ödemesini henüz yapmadınız. On bin lira ödemeniz gözüküyor.”

“Ödeme falan yapmam ben.”

“Ama efendim…” dememe kalmadı masasının üzerindeki hesap makinesini bana doğru fırlattı. Hesap makinesi yüzüme çarptı. Sersemledim. Ne olduğunu anlayamadan yerinden fırladı ve deponun ofise açılan kapısını kapattı. Beni yakaladı. Sırtımı kapının pervazına yapıştırdı ve bana vurmaya başladı. Bayan olmam onun umurunda bile değildi. Çığlık atıyor, İsmet’e sesleniyordum. İsmet koşup geldiğinde adam bir eliyle kapıyı tutuyor, öbür eliyle nereme denk gelirse vurmaya devam ediyordu. İsmet zorla kapıyı araladı. Adamı yaka paça üzerimden çekmeye çalıştı. Adamın gözü öyle dönmüştü ki… Ben acılar içinde kıvranırken gözümden yaşlar boşalıyordu.

İsmet koluma girdi. Güçlükle adım atabiliyordum. Biz çıkarken adam arkamızdan küfürler savuruyordu. Ağzı çok bozuktu. Ofisinden çıktık. Ama yediğim dayağı, uğradığım hakareti kabul edemiyordum.

Güçlükle aracımıza bindik. İsmet, bagajdan bir şişe su getirerek içmemi söyledi. Yaşça benden hayli küçüktü. Çocukcağız da neye uğradığımızı şaşırmıştı.

Ben içimi çeke çeke ağlıyordum. Yüzüm morarmıştı.

“İyi misin abla?”

“Değilim.”

“Eylül Abla, peki şimdi ne yapacağız?” diye sordu şaşkınlıkla.

“Sanırım şirkete dönüp olup biteni anlatmamız gerekir. Sonunda iş başında darp edildim.”

“Önce hastaneye gitsek... Muayene olsan. Çok kötü vurdu sana. Hem de defalarca. Darp raporu alsak.”

“Şirket yetkilileri önce neden buraya gelip durumu anlatmadınız, demez mi? Sonuçta biz şirkete karşı sorumluyuz.”

“Orası da doğru ya.” deyince İsmet, şirketin yolunu tuttuk.

Şirkete vardığımızda buz gibi bir ifadeyle karşılaştık. Çünkü biz daha şirkete varmadan Hasan Bey bizi şikâyet etmişti. Yetkililer bizi şöyle bir dinleyip, yediğim dayağı ve hakaretleri yabana atıp kesinlikle hastaneye gidip darp raporu falan almamamı söylediler. Yoksa işten çıkaracaklardı beni.

İsmet de ben de şok olmuştuk. Olanlara inanamıyorduk. Haklıyken haksız duruma düşmek bu olsa gerekti.

Mecburen sineye çektik olup biteni ama bardağı taşıran, on beş gün sonra Hasan Bey’e beni tek başıma tahsilata gitmeye zorlamaları oldu. Gitmeyeceğimi söyledim gayet açık ve net. Sonuç mu? Artık işsizim anacığım. Market sahibi Hasan Bey’i mahkemeye verdim. Şirket yetkilileri İsmet’i korkutmuşlar, işten çıkarırız diye tehdit etmişler. Mahkemeye gelip ifade veremedi. Sonra telefon açarak durumu anlattı ve helallik istedi. Hakkımı helal ettim İsmet’e ne de olsa ekmek parası. Onu anlıyordum da… Hasan Bey bu yaptığının hesabını bu dünyada vermemişti, işi parayla ört bas etmişti ya öbür tarafta nasıl verecekti hesabını, onu bilmiyordum. Ona asla hakkım helal değildi. Şirket yetkililerine de. Ben sadece işimi yapıyordum. Suçum, günahım neydi? Bayan olmamın bir önemi bile yoktu. Şüphesiz ki bayan olduğum için maruz kalmıştım yaşadıklarıma. Bilirsin bazı zihniyetler bayan elemanla çalışmak istemez. Bayanın saçı uzun, aklı kısadır ya. Tepeden tepeden bakarlar. Beceriksiz sanırlar ama yanılırlar. Babamın öldüğünü de biliyorlar. Beni sahipsiz bellediler besbelli. Ne var ki herkesin sahibinin Allah olduğunu unuttular. Ben, şirket için onca çalışanlardan sadece biriydim. Bir satış şefi gider, diğeri gelirdi. Onlar için bu kadar basitti. Sadece altın yumurtlayan market sahibini küstürmemeleri gerekiyordu. Öyle de yaptılar.

Bense kaç aydır işsizim. Sana bunları yazmayacaktım ama artık canıma tak etti. Eşyalarımı topluyorum yavaş yavaş Ankara’ya dönmek için. Bu haberin seni sevindireceğini biliyorum anacığım.

O gül kokulu ellerinden tekrar tekrar öpüyor, hayır dualarını eksik etme üzerimden diyorum.

Seni çok seven, kara gözlü kızın Eylül



Bu yazı 2568 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
621 Okunma
566 Okunma
524 Okunma
508 Okunma
484 Okunma
475 Okunma
426 Okunma
411 Okunma
332 Okunma
251 Okunma
197 Okunma
186 Okunma
2582 Okunma
2168 Okunma
2111 Okunma
2038 Okunma
1919 Okunma
1883 Okunma
1822 Okunma
1756 Okunma
1736 Okunma
1682 Okunma
1670 Okunma
1649 Okunma
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI