Bugun...


Sibel Unur ÖZDEMİR


Facebookta Paylaş









YAĞMUR TAŞI VE İLTER YEŞİLAY
Tarih: 01-02-2018 09:37:00 Güncelleme: 01-02-2018 11:36:00


                                                                                       “Ne olacağını anlamak için kim olduğunu bil.”

 

       İlter Yeşilay’ı birbirinden güzel şiirleri, notalarla buluşmuş şarkı sözleriyle tanırdı okurları, dinleyenleri. Geçtiğimiz senelerde birharf.net edebiyat dergisindeki öyküleri ile de tanışmış ve öykülerini de sevmiştik. Şimdi ise edebiyatın bambaşka bir dalıyla -bir romanla- okurlarının gönlüne taht kurdu.

       Roman’ın adı “Yağmur Taşı” fantastik türde kaleme alınmış. Türün fantastik olarak seçilmesinin özellikle genç kuşağın dikkatini çekmesi açısından önemli olduğunu düşünüyor, Türk mitolojisindeki öğelerden esinlenerek yazılan bu romanın nesilden nesle aktarılacağına inanıyor ve belki de yeni eserlerin ortaya çıkmasında ilham kaynağı olacağını düşünüyorum.

       Türk mitolojisinin öğelerinden biri olan ‘yada  taşı’ndan yola çıkarak fantastik bir roman kaleme almak nereden aklına geldi sevgili İlter Yeşilay’ın bilemiyorum ancak bildiğim bir şey var ki kuvvetli bir araştırma yapılmadan bu romanı hayata geçirmenin mümkün olmadığı. Yazarın bilgi birikimine, hayal gücüne, kurguya hâkimiyetine, birbirinin içine gizlenen olay örgülerine, cümlelerin sadeliğine ve akıcılığına hayran kalmamak imkânsız.

       Yeşilay’ın bu romanı kaleme alırken psikolojik, mitolojik, tarihi ve tasavvufi öğelerden beslendiği gözlerden kaçmıyor.

       Romanda yer alan karakterler günümüzde yaşayan karakterler olduğu gibi (Aslı, Aykut, Cengiz, Oras, Volkan Mesutay, Dr. Ali) hayal dünyasının ürünü olan karakterlerden (Kemler, Abralılar, şövalyeler ) ve mitolojik kahramanlardan (merküt, tulpar, yutpa, doyda) da oluşuyor.

       Roman Ankara, Mardin, Urfa, Mardin, Ağrı, Akçakoca, Kıbrıs gibi mekânlarda geçiyor. Her eserde yazardan bir şeyler bulmak kaçınılmazdır. Benim ilk dikkatimi çeken şey yazarın gidip gördüğü yani yakından bildiği şehirleri de anlatması ve bunda başarılı olması.

       Kitapta mekânların yanı sıra bilindik isimlere de yer verilmesi yazarın anaç tarafını da gözler önüne seriyor ki romandaki karakterlerden genç gazetecinin isminin Volkan Mesutay olması ve yazarın kitabını oğluna ithaf etmesi bunun kanıtı.

       Kitabın tasarımında ve illüstrasyon çalışmalarında Mesut Volkan Yeşilay, kapak resminde Esin Ener, sayfa düzeninde Emel Yalçın adı görülüyor. Eserde yazar İlter Yeşilay’a ait herhangi bir özgeçmişe rastlanmıyor. Sayfa sayısı 521 olan Yağmur Taşı,  Akçağ Yayınları’ndan çıkmış ve 2015 yılında T.C. Kültür Bakanlığı Edebiyat Teşviki almış.

        “Yağmur Taşı” isimli eserde bir yanda kuraklık, sıcak havanın devam edişi, barajlardaki suyun azalması gibi konular işlenirken diğer tarafta yada taşını bulmak için yola çıkan Aykut Abay’ın psişik durumu irdeleniyor ve bu süreçte parapsikoloji, hipnoz gibi kavramların gündeme gelmesi, Abraların, Kemlerin yada taşını ele geçirmek için verdiği mücadele, yüzyıllarca gizlenen sırlar okuru derinden etkiliyor. Peş peşe akıp giden olay dizgisi okuru sıkmadan devam ederek bilhassa merak uyandıran bir istekle bir an önce kitabı okuyup bitirme isteği doğuruyor. Her sayfayı çevirdiğinizde “Şimdi ne olacak?” sorusunu sormadan edemiyorsunuz.

       Okurken kitap bir an önce bitsin, sonuca ulaşayım isteği ile dolup taşarken kitap bittiğinde üzülüyor ve onu elinizden bırakmak istemiyorsunuz ve başucunuzda saklıyorsunuz.

       Eserin esas yapısı kutsal yada taşını ele geçirmek ve düzeni değiştirmek, alt yapısında ise Aykut, Aslı ve karnındaki bebeğin yaşadıkları üzerinden devam eden bir süreç eserin yapısındaki sentezleyici unsurları oluşturmaktadır.

       Kitapta kullanılan anlatma ve gösterme (dialog) teknikleriyle hikâye olduğu gibi, samimi bir dille, somut ve soyut kavramlar kullanılarak anlatılmıştır. Okur, yazarın bakış açısından şekillenen roman kahramanlarını, onların karakterlerini, ruh çözümlemelerini somut olarak görmektedir.

       Yeşilay, öznel anlatım şeklinden nesnel anlatım şekline geçerek öyküsünü Emir Dede’ye, Aykut’a, Oras’a vb. de anlattırmaktadır. Bu da olaylara farklı kişilerin perspektifinden nasıl bakıldığını ortaya çıkarmaktadır.

       Modern hayatın içindeki bir takım öğelerle geçmiş zamanın (gaipten gelen) bir arada işlenişindeki tasvirler ve çözümlemeler oldukça başarılı. Aşka, sevgiye, doğuma, ölüme yan unsurlar olarak yer veriliyor Yağmur Taşı’nda. İyiye kötüye, doğruya yanlışa, güzele çirkine, tutsaklığa özgürlüğe yer verilmesi yazarın toplumsal hayata da yön vermeye çalıştığını gösteriyor.  Verilen sözün yapılan bir hata yüzünden yerine getirilememesinin kişiye verdiği azabın büyüklüğü de ince ince işleniyor. Kitabın dramatik boyutu fazla aslında. Aykut’un, Dr. Ali’nin, Mehmet’in, Emir Dede’nin ve yada taşını bulabilmek uğruna yitip giden canların (Abralılar) hayatlarının tehlikede olduklarını bildikleri halde kutsal saydıkları yada taşını bulmaya/ele geçirmeye çalışmaları; kısaca kutsal bilinen değerlerden vazgeçilememesi bazen de olayların kişileri içine çekivermesi dikkatleri çekiyor.

       Sayfa 517’de Azarbaycan’dan, Kazakistan’dan, Kırgızistan’dan, Özbekistan’dan, Türkmenistan’dan, Altay’dan, Başkurdistan’dan, Gagavuz’dan, Kuzey Kıbrıs’tan, Hakasya’dan, Tataristan’dan, Tıva’dan, Saha Yakut’dan, Kırım’dan, Kerkük’ten, Altay’dan,  Balkanlara kadar Türklerin bulundukları coğrafyalardan gelen rengi, ırkı, dili, dini ne olursa olsun mazlumların yüzünün güleceği, kendisini yenilmez sanan emperyalist güçlerin gözlerine uyku girmeyeceğini, 2023 yılına az kaldığını, Cumhuriyetin 100. yılında, onların zulümle dolu yeni dünya düzenini başlarına nasıl geçirileceği hususunda Türk dünyasının birleşmesine vurgu yapan (yeni bir doğuşun temellerini ortaya atan güç) Yağmur Taşı bir ideolojinin de altını çiziyor.

       İlter Yeşilay’ın 390. sayfada nesir dilini şiir diline bıraktığını görüyoruz:

“İçimde biriken zehir tortusu

Ensemde bir silahtı ihanet,

Usumda ağlayan bu toprak

Kanayan deniz

Ölü dalgalar…

Bir kadının saçlarına takılan korku,

Karanlıkta kopan çığlıktı,

Sabahı bulmayan uyku…

Gözlerimde bir intihar mavisi

İçimde en ilkel kaygılar,

Bu iklimde yeşermez solan düşler

Ölsem…

Bana bir tek annem ağlar!”

       Yağmur Taşı hakkında elbette söylenecek daha çok şey var ancak her okur, okuduklarını mutlaka kendi akıl süzgecinden geçirecektir. Eser, okuyucuların damağında farklı bir lezzet bırakarak yüreğinde değişik bir yön bulacaktır.

       Değerli dostum İlter Yeşilay’ı edebiyat dünyasına kazandırdığı bu kıymetli eseri için kutluyor, başarılı çalışmalarının devamını diliyorum.

 

NOT: YAĞMUR TAŞI"nı www.idefix.com, Akçağ Kitabevi, Dost Kitabevi ve www.kitapyurdu.com adreslerinden temin edebilirsiniz.

 



Bu yazı 227 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI