escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan escort bursa bayan istanbul escort istanbul escort istanbul escort vtunnel
Bugun...


Sibel Unur ÖZDEMİR


Facebookta Paylaş









YAZAR SONGÜL DÜNDAR İLE EDEBİYATI, KİTAPLARI, ESERLERİNİ, HAYATI KONUŞTUK…
Tarih: 02-04-2018 13:18:00 Güncelleme: 02-04-2018 13:32:00


Halk Edebiyatına gönül vermiş, eğitimci, araştırmacı, yazar, kendi güzel, özü güzel, yüreği güzel, mütevazı bir hanımefendiyi, çok değerli dostum Songül Dündar'ı konuk etmek istedim satırlarıma.

Sibel Unur ÖZDEMİR: Merhabalar Songül Hanım öncelikle söyleşi teklifimi kabul etmenizin ne büyük bir incelik olduğunu dile getirmek istiyorum.

Songül DÜNDAR: Merhaba Sibel Hanım, benimle röportaj yapma isteğinizden ötürü, mutlu oldum. Teşekkür ederim.

          Sibel Unur ÖZDEMİR: Öncelikle Songül Dündar’ın özgeçmişinden söz eder misiniz?

Songül DÜNDAR: Kars'ın Merkez Dikme Köyünde 1955 yılında doğdum. İlkokulu köyümde, ortaokulu ve liseyi; Kars Cilavuz Köy Enstitüsü’nün devamı olan Kazım Karabekir İlk Öğretmen Okulu’nda okudum. Öğretmen okulundaki başarımdan dolayı, Ankara Yüksek Öğretmen Okulu'na seçildim. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi’nden kimya öğretmeni olarak mezun oldum. Öğrenimimin devamında, Ankara Üniversitesi Kimya Yüksek Mühendisliği Bölümünü bitirdim. Ancak öğretmenlik mesleğini tercih ettim. İlerleyen yıllarda Anadolu Üniversitesi Adalet Yüksek Okulu’nu da bitirdim.

Öğretmenlik mesleğinin yanı sıra yazarlık vasfını da kullandım. Öykü, roman ve araştırma türünden kitaplar yazıp yayımladım.

            Yayımlanan Kitaplarım;

            “ŞOFÖR AGA” Öykü kitabı (2008)

             “SAVAŞLARIN KADINI” Roman (2009)

             “CEZO GARDAŞ” Roman  (2013)

“DAMLADAN DERYAYA”/Dündar Meclisinde Atışmalar/Araştırma, Derleme,         İnceleme Âşık Atışmaları (2016)

             “HİNGİLLEME” Terekeme/Fıkra ve Gülmeceleri (2018)

              “BİZİM ELLER/ Âşık Selahattin Dündar Şiirleri (2018)

Kitaplarımın tamamında halk kültürü araştırmalarına ve halk kültürüne ağırlıklı olarak yer vermiş olmam nedeniyle, Türk Halk Kültürü Araştırmaları Kurumu tarafından 2016 yılı “Türk Halk Kültürüne Hizmet Ödülü”ne layık görülerek  “Plaket” ve “Onur Belgesi” ile ödüllendirildim. Ayrıca; “Dünya Âşıklar Şairler Yazarlar Derneği” tarafından, “Âşıkların Atışma Geleneğine Hizmet Ödülü” adı altında bir “Plaket” ve “Onur Belgesi” ile ödüllendirildim.

          Sibel Unur ÖZDEMİR: Yazar olarak verdiğiniz hizmetleri biraz daha açar mısınız?

Songül DÜNDAR: Kültür Çağlayanı dergisinin yazı kurulundayım. Birharf Nesir Yarışması jüri üyeliğinde bulundum.(2011, 2014, 2017 yıllarında)            İlk kitabım olan  “Şoför Aga”  yayımlandığı yıl, TRT tarafından haftanın öykü kitabı seçildi.

           Birçok televizyon, radyo ve diğer medya organlarında programlarda bulundum.

Kars Ölçek Gazetesi, Siyasal Birikim Gazetesi, Kocaeli Gazetesi, Yeni Şafak Gazetesinde çeşitli yazar ve yorumcular tarafından hakkında tanıtım yazıları yazılmıştır.  Aynı zamanda şiirler yazmaktayım. Araştırmacı, öykü, roman yazarlığının yanı sıra Kars Ölçek Gazetesi, Serhat Birikim Gazetesi, Foça Haber, Kafkas Haber ve birçok internet sitesinde köşe yazarlığı yapmaktayım. Bugüne kadar 400’e yakın makalem yayımlanmıştır.

Kültür Çağlayanı Dergisi, Kültür Nehri Dergisi, Azerbaycan’ın Sesi Dergisi ve İLESAM Dergisi’nde makalelerim yayımlanmaktadır.  

Ayrıca; Salkım Söğüt Dergisi, www.songuldundar.com, www.haberölçek.com, www.hikayeler.net, www.birharfim.net, songuldundar.wordpress.com, www.esazder.com, karapapakfm.com, www.focahaber.com, www.dikmekoyu.com sitelerinde makalelerim yayımlanmıştır ve yayımlanmaya devam etmektedir.

Edebî yazılarım ve şiirlerim birçok ansiklopedilerde yer almıştır. Bunların en kapsamlı olanları, "Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi” ve “İLESAM” Ansiklopedisidir. Azerbaycan’da yayımlanan, “Türk Şeirinde Eşq” ansiklopedisinde “Aşk Benliğimdir” şiiri Azerbaycan Türkçesiyle yer almıştır.

             Çeşitli konularda akademik konferanslar verdim. Bunlardan bazıları;

“Uşak Üniversitesi, TÜRKSOY, OZAN-DER (Halk Ozanları Kültür Derneği) ve İLESAM (Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği)”n de; 2017 Molla Penah Vagif Yılı nedeniyle, Bilimsel konuşmalarım, Can Dostlar Kültür Derneği’nde “24 Kasım Öğretmenler Günü” konulu konuşmam, Pirsultan Abdal Kültür Derneği Mamak Şubesinde “Türk Kadınının Seçme ve Seçilme Hakkı” ve  “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi” konulu konuşmalarım yer almıştır.

          Sibel Unur ÖZDEMİR: Sivil toplum kuruluşlarındaki görev ve sorumluluklarınızdan da söz eder misiniz?

Songül DÜNDAR: Kişiliğim ve toplumuma karşı duyduğum sorumluluk bilincimin gereği olarak; sosyal yönden de birçok kurum ve kuruluşlarda yer almış bulunmaktayım. Bunlardan bazıları:  “Ankara Azerbaycan Evi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi” ve İLESAM      “Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği Radyo Televizyon ve Yayın Kurulu Üyesi”, “ Halk Kültürü Araştırma Kurumu (HAKAK) Üyesi” ve “Dünya Söz Akademisi Derneği (DÜNSAD) Üyesiyim.

          Sibel Unur ÖZDEMİR: Aile yapınızdan da söz eder misiniz?

Songül DÜNDAR: Hiçbir ayrıntıyı bırakmadığınız için teşekkür ederim Sibel hanım. Ailemden de bir cümle ile de olsa kısaca söz edeyim. Evliyim ve iki çocuk annesiyim. Kitaplarımın danışmanlığını yapan eşim; Halk Ozanı ve Halk Kültürü Araştırmacısı olan Âşık Selahattin Dündar da benim gibi uzun yıllar öğretmenlik yapmıştır.         

          Sibel Unur ÖZDEMİR: Hayata bakış açınız nasıldır?

Songül DÜNDAR: Hayata, insanlara sevgi ile bakarım. Mümkün olduğunca insanlara iyilik yapmaya çalışırım. Eğer yapabilmişsem, yaptığım hiçbir iyiliğe de karşılık beklemem. Diğer taraftan, her insanın hata yapabileceğini kabul ederim. Karşılaştığım olumsuz durumlardan, olumsuz davranışlardan ders çıkarmaya çalışırım. Başkalarıyla yarışmam, kendimle yarışırım ve kendimi aşmaya çalışırım.

Sibel Unur ÖZDEMİR: Sizin emekli bir kimya öğretmeni olduğunuzu öğrendik. Bir yanda sayıların, formüllerin olduğu meşakkatli bir meslek, bir tarafta ise daha çok duygu, düşünce ve hayal dünyasının hâkim olduğu bir uğraş.  Bu ikilemin sizi etkilediği oldu mu hiç?

 Songül DÜNDAR: Evet… İfade etmiş olduğunuz gibi yıllarca kimya öğretmenliği yaptım. Üniversiteye öğrencilerimi hazırladım. Öğretmenlik mesleğini hep sevdim. Eğitimde başarılı olmanın en önemli yolu insan ilişkileri ve sevgidir. Bir taraftan da daha çok duygu, düşünce ve hayal dünyasının hâkim olduğu bir uğraş.   Bu ikilemde her zaman öğretmenliğimin, eğitimci olmamın olumlu etkilerini gördüm. Eğitimci olarak kişiler arasında diyalog, iletişim, anlatım becerilerimin yararlarını gördüm. Yani: Öğretmenlik mesleğim, yazarlık çalışmalarıma fazlasıyla katkı sunmuştur. Bu iki uğraş biri biriyle çelişkili konular olmayıp tam tersi birbirini tamamlayıcı ve bütünleyici özellikler taşımaktadır.

Sibel Unur ÖZDEMİR: Sizi edebiyatın büyülü dünyasına çeken şey neydi?

Zengin kültürümüz, hikâyelerimiz, efsanelerimiz, araştırmayı çok sevmiş olmam. Eserlerimin hemen hemen tamamında araştırmalarım ağırlıklıdır. Bu araştırmalarım hem halk kültürü, hem halk edebiyatı hem de her alandaki bilimsel araştırmalar şeklindedir. Bu bilgilerin tamamını da gerek öykü ve romanlarımda gerekse diğer araştırma konulu kitaplarımda kullanmaktayım. Bu yöntem aynı zamanda benim yazarlık tarzımdır. Başka bir deyişle yayımlamış olduğum kitaplarımın tamamı didaktik özellikli yani bilgi ağırlıklıdır.

         Sibel Unur ÖZDEMİR: Nasıl bir ortamda çalışırsınız? Yazmadan önce herhangi bir  
          hazırlık yapar mısınız?

Songül DÜNDAR: Yukarıda da ifade etmiş olduğum gibi araştırmalara ve bilgiye ağırlık veren bir yazarım. Gerek köşe yazılarımda gerekse yazacağım kitapların tamamında elime kalemi almadan ve yazmadan önce yazacağım konu ile ilgili bilgi dağarcığımı yoklarım. Gerekli araştırmalarımı yaparım, sonra çalışmalarımla baş başa kalarak, yazacağım yazımı veya kitaplarımı tamamlarım.

         Sibel Unur ÖZDEMİR: Hangi yazarları okuyorsunuz? Beğendiğiniz eserleri neler?

Songül DÜNDAR: Çalışmalarımın çoğunluğu araştırma içeriklidir. Bu nedenle çalışmamı seçtiğim konularla ilgili araştırma kitaplarını daha çok okurum. Zaten yararlandığım eserleri ve yazarlarını kitaplarımda kaynak olarak göstermekteyim. Özellikle araştırma kitaplarımın sonunda kaynakça listesi olarak bir listeye yer veririm. Bunun yanında İLESAM üyesi olan yazarlarımızın, şairlerimizin eserleri koca bir kitap deryası oluşturmaktadır. Bana da bunları okumak düşüyor. Sibel Hanım, sizin eserleriniz de bu eserler arasında yer almaktadır.

Sibel Unur ÖZDEMİR: Teşekkür ederim. Ben de elimden geldiğince edebiyat dünyasına hizmet etmeye çalışıyorum. Şimdi sormak istiyorum… Öykü, roman ve araştırma türünde kitaplar yazdınız. Hangi türe daha yakınsınız.

Songül DÜNDAR: Şu anda yayımlamış olduğum kitap türlerim; roman, öykü, araştırma, derleme ve inceleme türündendir. Bu türlerin tamamı benim edebi kişiliğime hitap etmektedir. Bu nedenle de bu türlerin tamamını severek yazmaktayım. Yazmış olduğum bu edebi türlerimden içime sinen ve hoşlandığım bir diğer özelliğim de işlediğim konuların gerçek hayattan alınmış olmasıdır. Örneğin: “Şoför Ağa” adlı öykü kitabım, “Savaşların Kadını” adlı romanım ve “Cezo Gardaş” adlı romanım, konu ve içerik olarak gerçek yaşamdan alınmıştır. Ayrıca; eserlerimin tamamında halk kültüründen yararlandığımdan; araştırmacı yönümün ağırlıklı olduğu her eserimde açık seçik dikkat çeker. Ayrıca “DAMLADAN DERYAYA/Dündar Meclisinde Âşık Atışmaları”, “HİNGİLLEME/Terekeme Fıkra ve Gülmeceleri” ve” Bizim Eller/ Âşık Selahattin Dündar Şiirleri” birer araştırma kitabımdır.

 Sibel Unur ÖZDEMİR: “Şoför Ağa’da bulunan öykülerinizin tamamı halk kültürü içerikli. Romanlarınızdaki akış yoğunluğu, “Halk Kültürü” ile bezenmiş. Sizin ağırlıklı olarak Halk Kültürü Araştırmalarına ve Halk Kültürüne yönelik yazdığınız dikkatlerden kaçmıyor. Bu anlamda sizi halk edebiyatına çeken şey nedir?

Songül DÜNDAR: Halkın yaşam tarzı ve toplumun sosyoekonomik yapısı ile yakından ilgilenmek gibi bir kişiliğe sahip olduğumdan; çalışmalarımın tamamı gerçek yaşamdan olup,  bu durum araştırmacı özelliğime yansımıştır, diye düşünüyorum. Ayrıca doğduğum büyüdüğüm bölgenin, tahsil hayatımı sürdürdüğüm ve öğretmenlik yaptığım toplum kesitinin kültürü, yaşam tarzı, halk kültürünün ve yaşanmış olayların insanlar üzerinde iz bırakmasının beni etkilemiş olması diyebilirim. Kars coğrafyası halk âşıklarının çok fazla yer aldığı bir bölgedir. Gerek eğlencelerde, toy ve düğünlerde, gerek radyo ve televizyonlarda, gerekse özel eğitim ve eğlence toplantılarında; köy odalarında, dükkânlarda kısacası; âşık atışmaları ortamlarında bulunmam da beni halk edebiyatının ve halk kültürünün içine çeken etmenlerdendir.

Sibel Unur ÖZDEMİR: “Savaşların Kadını” isimli eserinizi ben de okumuş ve çok beğenmiştim. Bu romanınızda pek çok toplumsal soruna yer vermiştiniz. Bizlere  “Şoför Ağa”, “Savaşların Kadını” ve “Cezo Gardaş” hakkında neler söyleyeceksiniz.

Songül DÜNDAR: Eserlerim toplumsal içeriklidir. Bence bir yazarın görevi topluma doğruları haykırmaktır. Ben de bunu yapmaya çalışıyorum. Halkın değer yargılarına vurgu yapmayı amaç edinmiş bir yazarım. Bu değer yargılarının başında birey gelmektedir. Bireyi objektif altına alarak analizini yapıyorum ve daha sonra analizini yaptığım bireyin toplumla sentezinin yöntemlerine vurgu yapmaya çalışıyorum.

Bu cümleden olmak üzere; “Şoför Aga” adlı öykü kitabımdaki öykülerimin tamamı gerçek yaşamdan alınmıştır. Bu kitabımdaki öykülerimin çoğunluğunu Terekeme/Karapapak kültüründen esinlenerek yazdım. Kitapta kullanılan dil halkın günlük kullandığı dil özelliğinde olup, Terekeme/Karapapak sözcükler araya serpiştirilmiştir. Öykülerin tamamı bir veya birkaç toplumsal sorunu tespit ve teşhis ederek çözüm üretmektedir. Topluma bir takım mesajlar vermektedir.

“Savaşların Kadını” adlı romanım, kadın mücadelesini, kadının mücadeleci kişiliğini, kadının toplumdaki rolünü ve kadın haklarını dile getiren bir romanımdır. Romanımın konusuna gelince: Kars yöresinde yaşanmış gerçek bir hayat hikâyesini roman kurgusu içerisinde ele aldım. 1915 olaylarının etkilerini işledim. O yıllarda, eli silah tutan erkeklerin hemen hemen tamamı farklı cephelerde vatanını savunmak için cepheye gitmişlerdi. Geride kalanlar ise; korumasız silahsız yaşlılar, çocuklar, kadınlar, hasta ve yaralılardı. Bu romanım; Ermeni çetelerinin zulmünden kaçan bir kadının, üç çocuğu ile hayata tutunmak için verdiği mücadeleyi anlatmaktadır.

“Cezo Gardaş” adlı romanım; toplumun eğitime vermesi gereken önemi ön plana çıkarıyor. Özellikle Köy Enstitülerinde verilen üretime dönük eğitimi ön plana çıkararak uzun uzun anlattım. Köy öğretmeninin bir samanlığı, büyük emek ve insanüstü çabalarla nasıl okula dönüştürdüğünü anlattım. Toplumdaki çelişkileri, ön yargıların yıkılmasının zorluklarını gözler önüne sermeye çalıştım. Cezo Gardaş romanımda, bu ve buna benzer birçok mesajı topluma sunmaya çalıştım.

Sibel Unur ÖZDEMİR: “Damladan Deryaya” adlı araştırma ve inceleme kitabınız Halk Ozanlığı Geleneğinin özellikle Âşıklık Geleneğindeki “Atışma Geleneğine” çok önemli bir hizmet olarak seçkin yerini almıştır. Bu kitabı hazırlamanızda eşiniz Selahattin Dündar’ın halk ozanı olmasının bir etkisi var mı?

Songül DÜNDAR: “Damladan Deryaya” araştırma ve inceleme kitabımı
 hazırlamamda eşim Âşık Selahattin Dündar’ın halk aşığı olmasının etkisi çok fazladır. Zaten kitaptaki atışmaların tamamı Âşık Selahattin Dündar ile kitabımda yer alan diğer âşıklar arasında yapılmıştır. Bu kitap, serçenin çer çöp toplayıp yuva yapması misali oluşmuştur. Böyle bir kitabın ortaya çıkacağını ne kimse tahmin edebilirdi ne de benim aklımdan geçerdi. Her bir köşeden elime geçen Âşık Dündar’a ait atışmaları gayri ihtiyari bir şekilde ve tarih sırasına göre; bir araya topladım. Sonra, bir gün oturup derleyip düzenlemeye başladım. Okuyup incelediğimde; atışmaların her birinin çok değerli çok güçlü olduğunu hayranlıkla gördüm. Edebî, tarihi, kültürel, sosyal, Türk Gelenekleri ve Türk Dili bakımından oldukça yüksek değer taşıdığını gördüm. Ay­rı­ca;  Âşık Dündar'ın, gel­miş geç­miş çok bü­yük âşık­lar­la, ozan­lar­la ve halk şa­ir­le­ri ile atışmalar ve de­yiş­me­ler yap­tı­ğı­nı fark et­tim. O an­da ge­le­cek ne­sil­le­re olan so­rum­lu­luk duygusunu omuzlarımda his­set­me­ye baş­la­dım. Bu duy­gu­lar­la ça­lış­ma­ya ko­yul­dum. Bu atış­ma­la­rın,  bü­yük bir ha­cim­de ol­du­ğu­nu fark ede­rek, ki­tap ha­li­ne ge­tir­me­ye ka­rar ver­dim. Üç yıllık bir der­le­me­nin ve ça­lış­ma­nın so­nu­cun­da, eli­niz­de­ki ki­tap or­ta­ya çık­mış ol­du.

Sibel Unur ÖZDEMİR: Damladan Deryaya isimli kitabınızın “Dünya Âşıklar Şairler Yazarlar Derneği ” tarafından,  “Atışma Geleneğine Hizmet Ödülü” aldığını ve diğer tüm kitaplarınızın da “Halk Kültürü Araştırmaları Kurumu” tarafından “Halk Kültürüne Hizmet Ödülü” ile ödüllendirildiğinizi biliyorum. O güzel günde ben de oradaydım mutluluğunuzu paylaşmak için. Sizi bir kez de buradan kutluyorum. Songül Dündar’ın ‘ödül’ kavramına bakışı nasıldır?

Songül DÜNDAR: Ödü­lün, sa­nat­çı­yı yü­rek­len­dir­di­ği uz­man­la­rın gö­rü­şü­dür. Sa­nat­çı­la­rın dü­şün­ce­le­ri de bu doğ­rul­tu­da­dır.

Ger­çek­ten biz yazarlar, şairler ve sa­nat­çı­lar ödül­le tal­tif edil­di­ği­miz­de, mo­ti­vas­yo­nu­mu­zu art­mış his­se­de­riz. Mut­lu­luk duy­gu­la­rı­mız ka­ba­rır. Da­ha çok üret­mek, da­ha çok ça­lış­mak, top­lu­ma çok da­ha faz­la­sı­nı ver­mek is­te­riz. Ka­dir kıy­met bi­lin­di­ği­ni fark ede­riz. Sır­tı sı­vaz­la­nan, bir ço­cuk gi­bi his­se­de­riz ken­di­mi­zi. Bu da po­zi­tif ener­ji­mi­zin art­ma­sı­nı sağ­lar.

Alınan ödül­ ve de­re­ce­ler insana bir sorumluluk yükler, da­ha çok ol­gun­laş­ma­sı­na yar­dım­cı olur. Ödül­ler ve de­re­ce­ler; sa­nat­çı­nın, sa­nat ka­ta­rı­nın önü­ne ko­şu­lan, ek bir lo­ko­mo­tif gi­bi, far­kın­da­lık oluş­tu­rur.  Bir ba­şa­rı ve kat­kı so­nu­cun­da, sa­nat­çı­nın al­dı­ğı her çe­şit tal­tif bel­ge­si, ödül ve de­re­ce­ler,  ba­sa­mak­la­rı da­ha hız­lı tır­man­ma­sı­na kat­kı sağ­lar.

Şairler, yazarlar ve sa­nat­çı­lar, top­lum­un önündeki aydın in­san­lar ol­du­ğu­na gö­re; ata­la­rın de­yi­miy­le; "Ma­ri­fet il­ti­fa­ta ta­bi­dir." Elbet… Ben de bu düşüncedeyim ve sonuç olarak diyorum ki: “Ödül ve taltif her başarının hakkıdır. Başarı ödülsüz, ödül başarısız olamaz.”

Sibel Unur ÖZDEMİR: Yukarıda da bahsetmiş olduğunuz gibi; çeşitli dergi, gazete ve internet sitelerinde yayımlanmış köşe yazılarınız var. Kültür Çağlayanı dergisinin yazı kurulundasınız.   “Ankara Azerbaycan Evi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi”, İLESAM  “Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği Radyo Televizyon Kurulu Üyesi”, “Halk Kültürü Araştırmaları Kurulu” üyesi ve “Dünya Söz Akademisi” üyesisiniz.  Zaman zaman konferanslar veriyorsunuz. Bu kadar çok şeyi bir arada yürütmeye nasıl vakit buluyorsunuz.

Songül DÜNDAR: Emekli olmam, çocuklarımın büyük olması, eşimin de aynı çalışma ortamında yer alması, çalışma zamanımın daha uzun süreli olmasını belki biraz etkiler. Aslında bu kadar çalışmayı bir arada yürütmek daha çok gönül işidir. Kişi çalışmaya karar verirse, zaman yaratılır diye düşünenlerdenim. Siz de aynı şekilde yoğun bir çalışma içerisinde olduğunuzdan, ne demek istediğimi anlamışsınızdır. Güncel olan ve yapılması gereken hangi etkinlik ve çalışma ise veya hangisi gündemde ise, ona yoğunlaşırım. Dağ gibi görünen çalışmaların her biri, çalışmaya başlandığında tepeciklere dönüşür ve aşılması kolay hale gelir. Yeter ki; insan istesin.

Sibel Unur ÖZDEMİR: "Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi", “İLESAMLI İlim Adamı, Şair, Yazar ve Sanatçılar Ansiklopedisi” ve “Türk Şeirinde Eşq Ansiklopedisi”nde yer aldınız. Nasıl bir duygu ansiklopedilerde yer almak.

Songül DÜNDAR: Adı geçen ansiklopedilerin kapsamı oldukça büyüktür. Böyle ansiklopedilerde; çok sayıda yazar, şair, ilim adamı arasında yer almak hepimizin arzu ettiği güzel bir duygudur. Bu tür ansiklopedi ve antolojilerde, daha çok kişi tanımış olmakla birlikte, biz de çok sayıda kişiler tarafından tanınmış oluyoruz. Bence bu derece önemli ansiklopedilerde ve antolojilerde yer almış olmak; sanatçının, yazarın veya şairin çalışmalarında ve kendi alanında daha çok ilerlemesinin gerekliliği anlamında büyük sorumluluklar yükler.

          Sibel Unur ÖZDEMİR: Ürettiğiniz eserleri hayata geçirirken karşılaştığınız zorluklar
            var mıdır?

Songül DÜNDAR: Elbette bu güzel eserler ortaya çıkarken, bir takım zorlukları da beraberinde taşır. Eserlerim gerçek yaşamdan alınan araştırma, inceleme derleme ağırlıklı olduğundan, ülkemin insanları farklı bölgelerde yaşasa bile, benzer olayları yaşamaktadırlar. Okurlarımın, anlatımlarımda kendilerini bulmuş olmalarını, içlerine sindirerek yaptıkları güzel yorumlarından anlamaktayım ve bu da bana mutluluk vermektedir. Bu duygu ile zorlukları aşmam hiç de zor olmuyor. Diğer taraftan; öğretmen okulu ve yüksek öğretmen okulu mezunu olduğumdan okur kitlemin büyük çoğunluğu eğitimcidir. Eserlerimi oluştururken bu ortamın yorumlarını ve eleştirilerini dikkate almam da zorlukları kolayca aşmama yardımcı olmaktadır. Bazen de roman veya öykü kahramanlarında kendini bulan insanlar da olmuyor değil. “Burada beni anlatmışsın, buna hakkın yoktur.” gibi durumlarla karşılaştığım da oluyor. Bu tür olumsuzluklarda insanların tepkisini aşmak pek kolay olmuyor. Ama moda deyimiyle; bu işin fıtratında bu var. Katlanmamız gerekiyor.

Sibel Unur ÖZDEMİR: Ufukta yeni çalışmalarınız var mı? Okurlarınıza buradan müjde verelim.

Songül DÜNDAR: “ HİNGİLLEME/Terekeme Fıkra ve Gülmeceleri” Şubat 2018’de çıktı. Ufukta görünen, sizin de seveceğinize inandığım roman çalışmam var. Bunun yanında romanımdan sonra yayımlamak üzere başka türden çalışmalarım da vardır. Okurlarıma bunu müjdeleyebilirim. Böyle bir fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim.

Sibel Unur ÖZDEMİR: Gerçekten de müjde verdiniz. Yeni romanınızı sabırsızlıkla bekleyeceğiz. Edebiyat yolculuğunuz içinde yer alan pek çok anınız olmalı mutlaka. Bir tanesini bizlerle paylaşır mısınız?

Songül DÜNDAR: “Şoför Ağa” öykü kitabım yayımlanalı birkaç hafta olmuştu. Selahattin Bey’le telefonda konuşurken;

- Seni kutluyorum dedi.

- Neden diye sorduğumda;

-“Şoför Aga” öykü kitabımın TRT tarafından haftanın kitabı seçildiğini, Hürriyet Gazetesi’nden okuduğunu söyledi. Bu sürpriz karşısında çok sevinmiştim.

 Sibel Unur ÖZDEMİR: Güzel bir söyleşi oldu, teşekkür ederiz Songül Hanım. Ben büyük bir keyif aldım, inşallah okuyucularımız da aynı keyifli yolculuğa çıkarlar söyleşimizi okurken. Başka bir söyleşide buluşabilmek dileğiyle…

Songül DÜNDAR: Sibel Hanım, bana böyle bir röportaj fırsatı verdiğiniz için ben teşekkür ederim.



Bu yazı 1631 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
YUKARI